Öğretim Tasarımı - Sorularla Öğrenelim
Öğretim Tasarımı - Sorularla Öğrenelim
Ünite 1
Soru: Eğitim nedir?
Cevap: Eğitim kavramının tanımı sorulduğunda sık karşılaşılan cevaplardan biri insanda istendik davranış değiştirme süreci şeklindedir. Büyük ölçüde kabul gören bu tanımın bir olgu olarak eğitimi tam yansıtmadığı düşünülmektedir. Eğitim bir olgu olarak öğrenmenin söz konusu olduğu her tür yaşantı olarak tanımlanabilir.
Soru: Öğrenme kaç biçimde gerçekleşmektedir?
Cevap: Eğitim denildiğinde genel olarak yapılandırılmış öğrenme (formal learning) akla gelmektedir. Ancak çalışmalar, öğrenmenin büyük ölçüde yapılandırılmamış (non-formal) ya da yarı-yapılandırılmış (informal) biçimde gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Örneğin, Bell ve Dale (1999) tarafından 7 farklı firmada gerçekleştirilen çalışma, çalışanların %75 oranında yapılandırılmamış biçimde öğrendiklerini ortaya koymuştur. Bir başka çalışmada Scott ve Lane (2010) Avustralya’da 25-64 yaşlarındaki nüfusun yaklaşık %60’ının farklı türde yapılandırılmamış öğrenme etkinliğine katıldıklarını bulmuşlardır.
Soru: Öğretim nedir?
Cevap: Öğretim, belirli hedefler doğrultusunda ve düzenlenmiş bir çevrede (sınıf, çokluortam, video vb.) gerçekleştirilen planlı eğitim etkinlikleridir. Örneğin okulda gerçekleştirilen dersler, bireysel öğrenmeye yönelik çokluortam yazılımları, EbaTV türü eğitim kanallarında yayınlanan derslerine ilişkin programlar birer öğretim etkinlikleridir.
Soru: Yetiştirme nedir?
Cevap: Yetiştirme, genelde belirli bir meslek alanına ilişkin bilgi, beceri ve tutumların olası en kısa sürede katılımcıların kazanmasını ve en kısa sürede uygulamaya aktarmalarını hedefleyen eğitim etkinliğidir. Firmalardaki insan kaynakları geliştirme, akademik gelişim, hizmet içi eğitim, çıraklık eğitimleri gibi eğitim etkinlikleri aslında yetiştirme faaliyetleridir.
Soru: Bir çırağın, ustasının tıraş yapışını izleyerek öğrenmesi ne tür bir etkinliktir?
Cevap: Smith ve Ragan’a göre tüm yetiştirme etkinlikleri belirli hedefler doğrultusunda, düzenlenmiş bir çevrede ve planlı gerçekleştirilir. Dolayısıyla yetiştirme etkinliklerinin de diğer öğretim etkinlikleri gibi yapılandırılmamış olabileceği iddia edilmektedir. Örneğin bir berberde çalışan çırağın yerleri süpürürken ustasının tıraş yapışını izleyerek öğrenmesi, yapılandırılmamış bir yetiştirme etkinliği olarak tanımlanabilir.
Soru: Davranışçı yaklaşıma göre öğrenme nedir?
Cevap: Öğrenme bireyin iç süreçlerine ilişkindir. İnsanın öğrenmesine ilişkin çeşitli yaklaşımlar bulunmaktadır. Bu yaklaşımların kendilerine özgü tanımları yer almaktadır. Örneğin davranışçı (behaviorist) yaklaşıma göre öğrenme bireyin gözlemlenebilen ve tekrarlanan davranışındaki değişimdir.
Soru: Bilişçi yaklaşıma göre öğrenme nedir?
Cevap: Bilişçi (cognitivist) yaklaşıma göre öğrenme, bireyin zihinde depoladığı bilgi miktarındaki değişimdir.
Soru: Öğrenmeyi, bireyin deneyimleri sonucu zihninde oluşturduğu anlamdaki değişim olarak tanımlayan yaklaşım hangisidir?
Cevap: Öğrenmeyi, bireyin deneyimleri sonucu zihninde oluşturduğu anlamdaki değişim biçiminde tanımlayan yaklaşım yapıcı (constructivist) yaklaşımdır.
Soru: Felsefi bakış açısı nedir?
Cevap: Felsefi bakış açısı terimi genellikle felsefede bir bireyin ya da bir düşünce okulunun karşılaştığı olay, olgu, nesne ve canlılara ait görüşlerini ifade eder. Bu bakış açısı, dünyayı, toplumu, insan doğasını ve hatta genel olarak evreni anlamak için belirli temel ilkelere, inançlara ve yöntemlere dayanır.
Soru: Felsefi bakış açıları nelerdir?
Cevap: Birçok felsefe bakış açısı vardır. Ancak eğitim alanında iki temel bakış açısı önemli bir etkiye sahiptir. Bunlar nesnelcilik (objectivism) ve yapılandırmacılıktır (constructivism). “Gerçek nedir?” ve “Eğitimin işlevi nedir?” sorularına bu iki bakış açısı farklı yaklaşmaktadır.
Soru: Nesnelcilik ve yapılandırmacılık gerçeği nasıl açıklar?
Cevap: Nesnelciliğe göre tek gerçek vardır ve bu gerçek insanın dışında, çevresindedir; eğitimin işlevi ise bu gerçeği insanın zihninde yer almasını sağlamaktır. Öte yanda yapılandırmacılık ise gerçeğin bireyden
ayrı olamayacağını, bireyin içinde yer aldığını ve deneyimleriyle birlikte bu gerçeğin ortaya çıktığını
vurgulayarak gerçeğin tek olmadığını, her bireyin kendi gerçeği olduğunu savunmaktadır. Yapılandırmacılık bakış açısına göre eğitim işlevi bireyin kendi gerçeğini ortaya çıkaracağı anlamlı deneyimlerle karşılaşmasını sağlamaktır.
Soru: Öğrenme yaklaşımları hangi felsefi bakış açısını temel alır?
Cevap: Felsefi bakış açılarına dayalı olarak insanın öğrenmesini betimlemeye çalışan yaklaşımlar (approaches) gelişmiştir. Davranışçı ve bilişci yaklaşımlar nesnelci bakış açısını temel alırken yapıcı ve bağlantıcı yaklaşımlar yapılandırmacı bakış açısını temel alarak öğrenmeyi açıklamaya çalışmışlardır.
Soru: Davranışçı yaklaşıma katkı sağlayan araştırmacılar kimlerdir?
Cevap: Davranışçı yaklaşım insan davranışını, dış çevredeki uyarıcılara karşı organizmanın gösterdiği tepkiler biçiminde açıklamıştır. Zihinsel süreçlerin davranış üzerindeki etkisini önemsemeyen davranışçılığın gelişiminde Pavlov, Watson, Thurndike ve Skinner önemli katkılar sağlamışlardır. Özellikle Skinner’in öğrenme üzerindeki çalışmaları, eğitim iletişimi ve teknolojisi olmak üzere birçok toplumsal bilimde davranışçı yaklaşımın etkili olmasını sağlamıştır.
Soru: Klasik koşullanmanın ilkeleri nelerdir?
Cevap: Klasik koşullanma (classical), Rus fizyolog Pavlov’un özellikle köpekler üzerinde yapmış olduğu deneyler sonunda ortaya koyduğu bir kuramdır. Bu kuramın ilkeleri şöyle özetlenebilir:
<ul> <li>Öğrenme, organizmada var olan tepkinin yeni bir uyarıcı ile ortaya çıkarılmasıdır.</li> <li>İki tür uyarıcı vardır: (1) Her zaman aynı tepkiyi uyandıran koşulsuz uyarıcı ve (2) başlangıçta etkisiz olan ancak koşulsuz uyarıcıyla eşleştirildiğinde koşullu tepkiyi uyandıran öğrenilmiş koşullu uyaran.</li> <li>Organizma koşullu uyarıcılara karşı zamanla koşullu tepkilerde bulunma -genelleme- eğilimi gösterir.</li> <li>Organizma koşullu uyaranları birbirinden ayırt ederek farklı koşullu tepkilerde bulunabilir.</li> <li>Koşulsuz uyaran verilmeden koşullu uyaran verildiğinde sergilenen koşullu tepkide zamanla azalma ya da sönme gözlenebilir.</li> <li>Sönmüş koşullu tepkiler, koşulsuz uyarıcılarla birlikte koşullu uyarıcılar verildiğinde
kendiliğinden geri gelir.</li> </ul>
Soru: Edimsel koşullanma kuramının ilkeleri nelerdir?
Cevap: Edimsel koşullanma, Skinner tarafından geliştirilen bir kuramdır. Edimsel koşullanma organizmanın davranışı sonunda ödüllendirilmesi ya da cezalandırılması ve bunun sonucu olarak istendik bir davranışı tekrarlaması olarak açıklanabilir. Edimsel koşullanma ile Skinner öğretme-öğrenmeye ilişkin önemli bir kavram olan “pekiştirme”yi alanyazına kazandırmıştır. Pekiştirme, edimsel koşullanmada istenen davranışın ortaya çıkma olasılığını artıran her uyarıcı olarak tanımlanmıştır. Edimsel koşullanma kuramının ortaya koyduğu ilkeler şöyle özetlenebilir:
• Öğrenme, bir gereksinimin karşılanabilmesi için yeni bir tepki kazanma ya da tepkide bulunmadır.
• Pekiştirme, başka bir deyişle istenen davranışın oluşmasını hızlandıracak her tür uyarıcı öğrenmede esastır. İki tür pekiştirme vardır: (1) Verildiği zaman istenen davranışın ortaya çıkma olasılığı fazla olan olumlu pekiştirme ve (2) verildiği zaman istenmeyen davranışın ortaya çıkma olasılığını azaltan olumsuz pekiştirme.
• İstenen davranış (tepki) elde edilene kadar organizmanın tepkileri anında pekiştiricilerle desteklenmelidir (Bu sürece Skinner “davranış biçimlendirme” adını vermiştir).
Soru: Davranışçı yaklaşımın eğitime olan etkileri/katkıları nelerdir?
Cevap: Davranışçılık, eğitim alanında en uzun süre etkili olan yaklaşımdır. Biliş, yapıcı ve bağlantıcı yaklaşımların gelişmesiyle birlikte zayıflamasına karşın bu yaklaşımın uygulamalar üzerindeki etkileri hâlâ devam etmektedir. Bu etkiler ya da katkıları arasında şunlar sıralanabilir:
<ul> <li>Davranışsal amaçlar: Öğretimin, gözlenebilir ve ölçülebilir öğretim çıktıları doğrultusunda tasarımlanması</li> <li>Tam öğrenme: Öğretime başlamadan önce, öğrencilerin bir ön değerlendirmeye alınması; böylece öğrencilerin belirli bir düzeyden öğretme-öğrenme sürecine başlamalarının ve yeni sunulacak gereçleri %90 başarıyla özümseyene kadar çalışmalarının sağlanması</li> <li>Pekiştirme: Beklenen davranışın ortaya çıkması için öğrenciye çeşitli uyaranların verilmesi</li> <li>Programlı öğretim: Öğretilecek içeriğin basitten karmaşığa doğru giden ardışık ve küçük parçalar halinde düzenlenmesi; bu düzenin, hata oranını en aza indirinceye kadar incelenmesi ve düzeltilmesi; öğrencinin sürece etken olarak katılması ve tepkide bulunması; tepki sonrası doğru yanıtın hemen sunulması; öğrencilerin, kendi öğrenme hızlarına göre materyali çalışmalarına olanak tanıyacak bireysel öğrenmenin sağlanması</li> <li>Öğretme makineleri: Programlı öğretim gereçlerini sunan özel araçlar</li> <li>Ölçüte dayalı değerlendirme: Öğrencilerin birbirleriyle karşılaştırılmadan, önceden belirlenen ölçütlere ulaşıp ulaşamadıklarına göre değerlendirilmesi</li> <li>Öğretim tasarımı: Öğrenme-öğretme ilkelerinden yararlanılarak öğretim etkinliklerinin ve gereçlerinin sistematik olarak düzenlenmesi</li> <li>Bireyselleştirilmiş öğretim: Öğrenme-öğretme sürecinin bireysel öğrenci özellikleri doğrultusunda tasarımlanması</li> <li>Bilgisayar destekli öğretim: Öğrencinin önceden hazırlanmış bilgisayar programı ile etkileşime girmesi sonucu öğrenmenin gerçekleşmesine yardımcı olma</li> </ul>
Soru: Davranışçı yaklaşım hangi yönleriyle eleştirilmiştir?
Cevap: Davranışçı yaklaşım, insan zihninin öğrenme ve davranış üzerindeki etkisini kabul etmemesi, çocukların dil becerilerinin gelişmesi gibi çeşitli öğrenme türlerini açıklayamaması, öğrenme-öğretme sürecinde insancıl duyguları önemsememesi gibi nedenlerle eleştirilmiştir. Bu eleştiriler, 1970’li yılların başlarında davranışçı yaklaşımın etkisinin azalmasına ve genelde insan algılaması, bellek süreçleri, düşünme gibi zihinsel işlemleri inceleyen bilişçi yaklaşımın önem kazanmasına neden olmuştur.
Soru: Bilişsel yaklaşımın temel düşüncesi nedir?
Cevap: Bilişçi yaklaşımın altında yatan temel düşünce, bilginin kazanılmasında ve kullanımında zihinde oluşan içsel süreçlerin etkili olduğu ve öğrenmenin zihinde oluşan bilgi miktarındaki değişimle ilişkili olduğu savına dayanmaktadır.
Soru: Bilgi işleme kuramı insan zihninin işleyişini nasıl açıklamaktadır?
Cevap: Bilişçilik yaklaşımının ortaya koyduğu en önemli uygulama olarak bilgi işleme kuramı verilebilir. Bilgi işleme kuramı, insan zihninin çalışmasını bilgisayarın çalışma ilkeleriyle açıklamaya çalışan bir kuramdır. Bu kuramda girdi, insanın zihninde işlemesi için çevresinden algıladığı bilgidir. İnsan sürekli olarak çevresinden gelen girdi bombardımanı ile karşı karşıyadır. Ancak insan, bunlardan bir bölümünü daha sonra hatırlamak ya da kullanmak için seçer ve duyu organları yoluyla algılar. Daha sonra, kod açma işlemi gerçekleşir. Kod açma, yeni bilginin zihinde var olanlarla ilişkilendirilerek anlamlı hâle getirilmesi ve daha sonra kullanılmak için depolanmasıdır. Gerektiğinde bu bilgi geri çağrılarak kullanılır. Bu süreçteki çıktı, depolanmış bilginin geri çağrılarak kullanılması sonunda insanın sergileyeceği dışsal tepkidir ki bu da girdinin aynısı ya da benzeridir.
Soru: Bilişçi yaklaşımının eğitim alanına katkıları nelerdir?
Cevap: Bilişçi yaklaşım, eğitim alanındaki birçok uygulamanın gelişmesini ve yeni uygulamaların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu uygulamalardan bazıları şöyle özetlenebilir:
<ul> <li>Öğrenme stratejileri, öğrencilerin bilgiyi algılama, kod açma, depolama ve geri çağırma işlemlerini kolaylaştırmak için türettikleri yöntemlerdir.</li> <li>Ön düzenleyiciler, yeni bilgiyi var olanlarla ilişkilendirmek ve yeni bilginin ana hatlarını tanıtmak için öğrenme-öğretme sürecinin başında sunulan genel uyarıcılardır. </li> <li>Öğretim olayları; Gagné’nin öğretimin içsel öğrenme işlemlerinin desteklenmesi amacıyla tasarımlanmış bir dizi dışsal olayı içerdiğini ileri sürdüğü öğretim modelidir. Gagné (1985) öğretim olayları adını verdiği dışsal olayların, öğrenilmesi istenen davranışın oluşmasına yardımcı olduğunu, bu olayların bazen öğrencinin gereçle etkileşime girmesi sırasında kendiliğinden oluştuğunu, ancak genelde bir öğretim süreci tasarlanırken öğretim olaylarının, öğretici ya da tasarımcı tarafından dikkatlice düzenlenmesi gerektiğini savunmuştur. Öğretim olayları şunlardır: (1) Dikkat çekme, (2) amaçların öğrenciye bildirilmesi, (3) ön bilgilerin hatırlatılması, (4) bilginin sunumu, (5) yönlendirmenin sağlanması (6) beklenen performansın ortaya çıkarılması, (7) performansın iyileştirilmesi için geri bildirimde bulunulması, (8) performansın değerlendirilmesi ve (9) kalıcılığı ve aktarmayı güçlendirme. </li> </ul>
Soru: Yapıcı yaklaşımın temelinde yatan düşünceler nelerdir?
Cevap: Yapıcı yaklaşım, yapılandırmacı felsefeye dayanmakta ve bireyin kendi anlamları oluşturması üzerinde durmaktadır. Alanyazında oluşturmacı, yapısalcı, inşacı gibi farklı kavramlarla ifade edilmekte ve çeşitli şekillerde tanımlanmaktadır. Bu yaklaşımın temelinde, bireylerin, gerçekçi (authentic) sorunları çözmek için çalışırken kendi bilgilerini etken olarak yapılandırmaları ve dış dünyadaki olgulara, olaylara, kavramlara, işlemlere, nesnelere ilişkin bireysel anlamlar oluşturmaları yer almaktadır.
Wilson, Teslow ve Osman-Jouchoux (1995) yapıcılığın temelinde yatan düşünceleri şöyle sıralamışlardır:
• Zihin gerçektir ve zihinsel olayların incelenmesi gerekir.
• Bilgi, bellek içindedir ve dinamiktir.
• Anlam birey tarafından yapılandırılmıştır.
• Yansıma/soyutlama uzman olmak için önemlidir.
• Öğrenme, simgelerin yapılandırılmasını içerir.
• Öğretme, anlamın yapılandırılması için tartışmaktır.
• Düşünme ve algılama birbirinden ayrılamaz.
• Sorun çözme, bilişci süreçlerin merkezindedir.
Soru: Yapıcı yaklaşımın öğrenme ilkeleri nelerdir?
Cevap: Yapıcılığın öğrenmeye ilişkin ortaya koyduğu ilkeleri Merrill (1991) şu biçimde özetlemiştir:
• Bilgi, deneyim sonucunda yapılandırılır. Öğrenme, öğrencinin kendi içsel bilgi simgesini oluşturduğu yapıcı bir süreçtir.
• Diğerleriyle paylaşılabilen bir gerçek yoktur ve öğrenme dünyanın bireysel yorumlanmasıdır.
• Öğrenme, anlamın deneyimlerle geliştirildiği etkin bir süreçtir.
• Öğrenme, farklı görüşlerin işbirliği ve bireysel yorumlarla oluşur.
• Öğrenme, gerçekçi ortamlarda ortaya çıkmalıdır.
• Test etme, ayrı bir etkinlik olarak değil, öğrenmenin bir parçası olmalıdır.
Soru: Yapıcı yaklaşımın eğitime olan katkıları nelerdir?
Cevap: Yapıcı yaklaşımın, yeni öğretim tasarımı modellerinin yanı sıra birçok kavramın, ilkenin ve kuramın eğitim alanına girmesini sağladığı düşünülebilir. Bunlardan bazıları şunlardır:
Durumlu öğrenme, durumlu biliş kavramına dayandırılarak geliştirilmiş bir kuramdır. Durumlu biliş kabaca, bilginin kullanıldığı kültürden, bağlamdan ve etkinlikten etkilendiği biçiminde açıklanmıştır.
Bilişsel çıraklık (cognitive apprenticeship), kavramı ve modeli durumlu öğrenmeye bağlı olarak geliştirilmiş; yetiştirme alanında kullanılan usta-çırak uygulamasını örnek almıştır. Öğrencinin, öğreticinin gerçek yaşama ilişkin sorunları yine gerçekçi yöntemlerle çözmesini gözlemleyerek öğrenmesini ve daha sonra kendisinin benzer durumlarda aynı becerileri sergileyerek bilgiye ulaşmasını içeren bir uygulama olarak açıklanabilir.
Bilişsel esneklik (cognitive flexibility) de durumlu öğrenmeye ilişkin bir kavramdır. Bilişsel esneklik, bir konu üzerinde farklı görüş açılarının olabileceğini ve öğretim sürecinde bunlardan yalnızca birinin verilmesinin yanlış kavramsallaştırmalara yol açabileceğini ileri sürmüştür.
Soru: Bağlantıcı yaklaşımın temel görüşü nedir?
Cevap: Bağlantıcı yaklaşım, bilginin ağa bağlı ilişkilerden oluştuğunu ve öğrenmenin bu ağlarda gezinme yeteneği olduğunu ileri sürmektedir. Bu yaklaşım, bilgi okuryazarlığına ayrı bir önem vermekte ve öğrencilerin kendi öğrenme ağları içinde bilgiyi gezinmelerine ve değerlendirmelerine yardımcı olmanın önemini vurgulamaktadır. Bağlantıcı yaklaşım, özellikle çevrimiçi öğrenme ortamlarına odaklanmaktadır.
Soru: Bağlantıcı yaklaşımın eğitime olan katkıları nelerdir?
Cevap: Ortaya henüz somut öneriler sunmadığı, ortaya koyduğu varsayımların geçerliliğinin test edilmediği gibi ciddi eleştiriler almasına karşın bağlantıcı yaklaşımda alana ilgi çeken katkılar sunmaktadır.
Kitlesel Açık Çevrimiçi Dersler (Massive Open Online Courses), çok sayıda katılımcı için tasarlanmış, internet bağlantısı olduğu sürece herkesin her yerden erişebildiği, giriş yeterlilikleri olmadan herkese açık olan ve genelde ücretsiz ya da çok az bir ücret karşılığı çevrimiçi öğrenme deneyimi sunan derslerdir.
Rizomatik öğrenme, öğrenmenin tıpkı rizom bitkisinin kendisi gibi doğrusal ve hiyerarşik olmayan bir süreç olduğu düşüncesine dayanmaktadır.
Soru: Rizomatik öğrenme nedir?
Cevap: Rizomatik öğrenme fikri ilk olarak 1987 yılında Fransız filozoflar Gilles Deleuze ve Felix Guattari tarafından rizomlu bitki metaforu kullanılarak ortaya atılmıştır. Rizomatik öğrenme süreçlerinde her bir düğümden yeni bir bilgi, fikir ya da öğrenme deneyimi ortaya çıkar ve yatay bir düzlemde çoğalır, ancak bu düğümler rastgele, benzersiz ve öngörülemezdir. Rizomlar örgütsel yapılara direnir. Belirgin bir başlangıçları ya da sonları yoktur. ‘Göçebe’ bir şekilde büyür ve çoğalırlar; büyümelerini ve genişlemelerini kısıtlayan tek şey çevrelerindeki habitatta var olan engellerdir. Rizom altı temel ilkeye dayanır: Bağlantı, heterojenlik, çokluk, kırılmayı işaret etme, kartografi ve dekalkomani. Bu temel ilkeler rizomatik öğrenme ile bağlantıcı yaklaşımı bir araya getiren ana unsurlardır.
Soru: “Teknolojiden öğrenme” ile “teknoloji ile öğrenme” nedir?
Cevap: Teknolojiden öğrenme, teknolojinin birincil bilgi ya da öğrenme kaynağı olarak hareket ettiği senaryoları ifade eder. Bu yaklaşımda teknoloji genellikle doğrudan öğrenciye içerik sağlayan bir öğreten olarak görülür. Eğitsel yazılımlar, çevrimiçi eşzamansız eğitimler ve e-öğrenme kaynakları gibi teknolojiler genellikle bu kategoriye girer. Doğrudan insan müdahalesi gerektirmeden içerik sunarlar. Öğrencinin rolü tipik olarak daha pasiftir, teknolojik araçtan bilgi alır. Teknoloji, öğrenme hızını ve yolunu belirler. Sağlanan içerik genellikle standartlaştırılmıştır ancak bireysel gereksinimlere yönelik uyarlamalar yapılan eğitsel yazılımlar da mevcuttur.
Teknoloji ile öğrenme ise teknolojinin öğrenme sürecini destekleyen ve geliştiren bir araç olarak kullanılmasını içerir. Burada teknoloji birincil bilgi kaynağı ya da eğiten değil, bilgi edinmeye yardımcı olan bir kolaylaştırıcıdır. Bu yaklaşım, genellikle problem çözme, araştırma ve proje tabanlı öğrenmeyi içeren aktif katılımı, etkileşimi ve işbirliğini teşvik eder. Teknoloji, eğitimcilerin ve öğrencilerin elinde bir kolaylaştırıcı ya da araç olarak hizmet eder. Öğretenler ve öğrenciler tarafından ortaklaşa belirlenen öğrenme hedeflerini destekler. Proje tabanlı öğrenme, problem tabanlı öğrenme, çapalı öğretim, örnek olaya dayalı öğrenme teknolojiyle öğrenme alanındaki uygulamalara örnek olarak verilebilir.
Soru: Teknoloji destekli öğrenme ve teknoloji tabanlı öğrenme nedir?
Cevap: Teknoloji destekli öğrenme, teknolojinin eğitim sürecinin merkezinde yer almadan kolaylaştırıcı
ya da geliştirici olarak hareket ettiği bir modeldir. Teknoloji destekli öğrenmede teknoloji, hem öğrencilere hem de öğretenlere ek kaynaklar ve araçlar sağlayarak geleneksel öğrenme yöntemlerini desteklemek için kullanılır. Teknoloji, geleneksel öğretim yöntemlerini tamamlayan yardımcı bir araçtır. Sınıf içi öğretim sürecini desteklemek için bireysel öğrenmeye dayalı çokluortam yazılımlarının ya da ders saatleri dışında tartışma için çevrimiçi forumları kullanmak gibi etkinlikler teknoloji destekli öğrenme uygulamalarıdır.
Teknoloji tabanlı öğrenme ise öğrenme süresinin teknoloji üzerinden yürütüldüğü, teknolojinin daha fazla merkezde olduğu bir uygulamadır. Öğrenme içeriği sunmada teknoloji kullanılır. Bu modelde teknoloji sadece bir araç değil, öğrenme ortamının temel bileşenidir. Önceleri geleneksel teknolojilerin kullanıldığı bu uygulamada günümüzde büyük ölçüde dijital ortamlardan yararlanılmaktadır. Öğrencilere, öğrenme kaynakları bu ortamlarda sunulmakta, farklı etkileşim türleri bu ortamlarda gerçekleştirilmekte, başarının değerlendirilmesi bu ortamlarda uygulanmaktadır. Çevrimiçi uzaktan eğitim ve harmanlanmış öğrenme teknoloji tabanlı öğrenme uygulamalarına örnektir.
Soru: Teknolojinin eğitime sağladığı üstünlükler nelerdir?
Cevap: Modern çağda teknoloji, günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline gelmiş ve eğitim de dâhil olmak üzere çeşitli sektörleri önemli ölçüde etkilemiştir. Teknolojinin öğrenme ortamlarında kullanımı, geleneksel eğitim paradigmalarında önemli değişimler oluşturarak hem eğitimciler hem de öğrenciler için yeni yöntemler ve araçlar sunmuştur. Bilgiye erişim, öğrenme sürecinin kişiselleştirilmesi ve erişilebilir hâle getirilmesi, sosyal adalet ve esneklik, üst düzey etkileşimli öğrenme, işbirliği ve iletişimi güçlendirme teknolojinin eğitime sağladığı üstünlüklerden bazılarıdır.
Soru: Teknolojiyle güçlendirilmiş öğrenme nedir?
Cevap: Teknolojiyle güçlendirilmiş/zenginleştirilmiş öğrenme yüz yüze bir öğrenme sürecinde teknolojik altyapının kullanılarak öğrenme sürecinin zenginleştirilmesini ve güçlendirilmesini içerir. Bu tür uygulamalardan her dersin bir çevrimiçi ortamı hazırlanmakta ve genelde bir öğrenme yönetim sistemi kullanılmaktadır. Bütün ders kaynakları bu ortamdan paylaşılmakta, resmi iletişim ve duyurular buradan yapılmakta, bazı ders dışı öğrenme etkinlikleri bu ortamda gerçekleştirilmektedir.
Soru: Hibrit öğrenme nedir?
Cevap: Hibrit öğrenme, eğitimci ve bazı öğrenciler sınıf içinde yüz yüze bir arada iken bazı öğrencilerin özellikle web konferans araçları yardımıyla sınıfa uzaktan katıldıkları uygulamadır. Burada öğrenme sürecinin harmanlanmasından söz edilemez. Sadece bazı öğrencilerin sınıf içindeki yüz yüze öğrenme sürecine uzaktan erişimlerini içerir.
Soru: Harmanlanmış öğrenme nedir?
Cevap: Harmanlanmış öğrenme daha önce söz edilenlerin aksine daha çok teknoloji tabanlı öğrenme uygulamasıdır. Bu uygulamada, genellikle öğrenme sürecinin büyük bölümü uzaktan (teknoloji aracılığıyla) gerçekleştirilirken yalnız gerekli durumlarda yüz yüze bir araya gelinir. Genellikle, laboratuvar ortamındaki gibi yalnız yüz yüze kazandırılabilecek yeterlikler için ya da öğrenciler arasında aidiyeti artırmak ve gerçek bir öğrenme ortamında bulunma duygusunu (sosyal bulunurluk ve sınıf topluluğu duygusu) geliştirmek için yüz yüze etkinlikler düzenlenir. Bunlar dışındaki tüm etkinlikler uzaktan gerçekleştirilir.
Soru: Uzaktan eğitim nedir?
Cevap: Uzaktan eğitim ise “öğrencilerin birbirlerinden, eğiticiden ve öğrenme kaynaklarından mekân ve/
veya zaman bağlamında uzaktan olduğu, aralarındaki etkileşimin uzaktan iletişim sistemlerine dayalı olarak gerçekleştiği [yapılandırılmış ve yarı-yapılandırılmış] öğrenme sürecini” ifade etmektedir. Eşzamanlı ve eşzamansız öğrenme etkinliklerinin bütününü ifade eder. Günümüzde sık karşılaştığımız bir uzmanın ekran karşısına getirilerek web konferans araçları aracılığıyla anlatım yaptığı, katılımcıların genelde adlarının göründüğü ve yalnız sohbet araçlarıyla iletişim kurabildiği türdeki eğitimlere de uzaktan eğitim denmektedir. Ancak daha önce hibrit öğrenmede belirtildiği gibi bunlar da etkileşim eksikliği nedeniyle bilgilendirme amacı güden Webinarlardan öteye geçmemektedir, uzaktan eğitim olarak adlandırılmaları doğru değildir.
Soru: Öğretim tasarımı nedir?
Cevap: Öğretim tasarımı en yalın anlamıyla insanın öğrenmesine yönelik karşılaşılan sorunlara, başta sistem, öğrenme-öğretme, iletişim, yönetim, mühendislik gibi farklı alanların ortaya koyduğu bilimsel bilgileri kullanarak etkili, verimli, çekici ve sürdürülebilir çözümler üretme süreci ve bilim dalıdır.
Ünite 2
Soru: Sistem nedir?
Cevap: 1920’li yıllarda, biyolog Ludwig von Bertalanffy’ın temelini attığı genel sistem teorisine göre, bir bütün, onu meydana getiren parçaların toplamından daha fazlasıdır. Buna göre sistem, bütünü meydana getiren tüm parçaların birleşimiyle oluşan bütünsel bir yaklaşım olarak tanımlamaktadır.
Soru: Bir sistemin varlığını sürdürebilmesi için sahip olması gereken özellikler nelerdir?
Cevap: Bir sistemin varlığını sürdürebilmesi için üç temel özelliğe sahip olması gerektiği söylenebilir.
<ul> <li>Bileşenlerin varlığı: Sistemler, bir araya getirilmiş unsurlardan oluşur. Bu bileşenler, sistem içindeki yapıyı ve işlevi oluşturan parçalardır.</li> <li>Etkileşim ve ilişki: Bileşenler arasında etkileşim ve ilişki bulunmalıdır. Tüm unsurlar birbiriyle etkileşim halinde olmalı ve birlikte çalışarak sistemin işlevini gerçekleştirmelidir.</li> <li>Belirli bir amaç: Sistem, belirli bir amaca yönelik olmalıdır. Bileşenlerin bir araya gelmesinin temel nedeni, ortak bir hedefe ulaşmak veya belirli bir işlevi yerine getirmektir. Bu amaç, sistemin varoluşunu yönlendiren ve şekillendiren bir odak noktasıdır.</li> </ul>
Soru: Sistemin temel parametreleri nelerdir?
Cevap: Belirli bir amaca yönelik, birbirleriyle etkileşim hâlinde olan parçalar topluluğu olan sistem hem birbirleriyle hem de çevresiyle iletişim hâlinde; girdi, çıktı, süre, çevre ve geribildirim gibi farklı unsurları içermektedir.
<ul> <li>Girdi (Input): Sistemin amacını gerçekleştirmek için dışarıdan alınan her türlü kaynak girdi olarak değerlendirilir. Örneğin öğrenci, öğretim görevlisi, bina vb. tüm teknolojik, beşeri ve finansal kaynaklar.</li> <li>Süreç (Process): Girdi olarak kullanılan kaynakların, mevcut teknolojik bilgi yardımıyla amaçlar doğrultusunda biçimlendirilerek ürüne dönüştürüldüğü her şeyi kapsar. Girdi, süreçle işlenerek çıktıya dönüştürülür. Örneğin bir ağacın, kağıt hâline getirilebilmesi için belirli süreçlerden geçirilmesi.</li> <li>Çıktı (Output): Girdinin bir süreç tarafından değiştirilerek ürün hâline getirilmesidir. Örneğin kağıdın işlenip kitap haline gelmesi.</li> <li>Çevre (Environment): Sistemin dışında olan ama sistemi etkileyen tüm faktörlerdir. Örneğin toplum, ekonomi, kültürel değerler, politikalar.</li> <li>Geri bildirim (Feedback): Sistemin amacına ne kadar ulaşabildiğini görebilme adına var olan çıktı ve faaliyetlerin değerlendirilmesidir. Geri bildirim, sistemdeki aksaklıkları tespit edip, iyileştirme yapabilme adına önemlidir. Örneğin öğrenci başarısı ve sınav sonuçları.</li> </ul>
Soru: Sistem türleri nelerdir?
Cevap: Belirli bir amaca yönelik faaliyet gösteren sistemlerin, farklı alt sistemlerle fonksiyonel bağlılığa dayalı
bir etkileşim hâlinde olması beklenir. Sistem türleri alanyazında farklı sınıflandırılmakla beraber genel olarak üç şekilde ele alındığı görülmektedir: Açık sistem, yarı açık sistem ve kapalı sistem.
Soru: Açık sistem nedir?
Cevap: Sistem ile amaca uygun olarak faaliyet gösterdiği dış çevre arasında bilgi, enerji, materyal gibi girdi bileşenlerinin yanında işlem, çıktı ve geri bildirimlerin de yer aldığı sistemlere açık sistem adı verilmektedir. Açık sistemler sürekli olarak çevresinden girdi alır, bunları süreç içinde aktif olarak işler ve çevreye çıktı olarak sunarak yaşamlarını devam ettirirler.
Soru: Eğitim kurumları hangi sistem türü içinde yer alır?
Cevap: Açık sistemler, geri dönüşümlerle fark edilen unsurlara yönelik sistem içinde sürekli değişime
gidebildiği için oldukça dinamik bir yapıdadır. Eğitim kurumları, işletmeler açık sistemlere örnek olarak verilebilir. Bir işletme veya şirketin faaliyet gösterdiği çevreden müşteri geri bildirimleri, pazar trendleri gibi bilgileri alarak ürün geliştirme sürecinde kullanması ve bu süreçte yeni ürünleri piyasaya sürmesi açık bir sistem örneğidir. Bu süreçte dış çevreden gelen geri bildirimler ve değişen pazar koşulları, işletmenin içinde sürekli olarak bir değişim ve uyumu gerektirmektedir. Bu dinamizm, açık sistemlerin temel özelliklerindendir.
Soru: Yarı açık sistemin özelliği nedir?
Cevap: Yarı açık sistemler, girdi, işlem ve çıktı unsurlarını içerirken yeterli ve sürekli geri bildirimin olmadığı sistemlerdir. Bu durumda, sistemin amacına ulaşma derecesi belirsizleşir, aksaklıkların kaynağı tam olarak anlaşılamaz ve buna karşı önlemler alınamaz. Bu durum, sistemin bozulmasına yol açacaktır. Bir sistemin düzenli yapısının bozulması ve mevcut düzenin kaybolması olarak adlandırılan entropi, yarı açık sistemlerde artması hâlinde sistemin yok olmasıyla sonuçlanabilir.
Soru: Entropi nedir?
Cevap: Entropi, mevcut düzensizliğe (kaos) bağlı olarak bir sistemin durağanlaşması, bozulması ve çökmesidir. Sistemdeki geri dönüşlerin eksikliği, sürekli gelişmeyi ve olası sorunların çözümünü zorlaştırabilir, zamanla da sistemde entropiye yol açabilir
Soru: Geribildirimin sınırlı ya da hiç olmadığı sistem türü hangisidir?
Cevap: Kapalı sistemdir. Bu sistem, iç ve dış çevre ilişkilerinde yeterli girdi ve çıktı bağlantılarının bulunmadığı yapılardır. Cole (1993) kapalı sistemleri kendisiyle yetinen, çevresiyle etkileşimin olmadığı, durağan bir manastır toplumuna benzetmektedir. Bu tür sistemlerde girdi ve çıktı yetersizdir, geri bildirim ya sınırlıdır ya da hiç yoktur. Bu sebeple, diğer sistemler gibi bir döngüye sahip değildir.
Soru: Eğitim sisteminin temel bileşenleri nelerdir?
Cevap: Eğitim, amaç, girdi, süreç, çıktı ve geri bildirim gibi temel bileşenlerden oluştuğu ve çevresiyle etkileşim halinde olduğu için açık sistem olarak değerlendirilir. Eğitim süreci açısından sistemin temel unsurları değerlendirildiğinde;
• Amaç: Belirli hedefler veya amaçlar doğrultusunda öğrencilere bilgi, beceri veya değer kazandırmaktır. Bu amaçlar, genellikle müfredatlar, programlar ve eğitim hedefleri olarak tanımlanır. Örneğin, matematik dersinde öğrencilere belirli bir konuyu öğretmek veya bir sanat dersinde yaratıcılıklarını geliştirmek gibi.
• Girdi (input): Eğitim sürecinin girdileri, öğrenciler, öğretmenler, müfredat, ders materyalleri, kurum ve sınıf ortamı gibi unsurlardır. Öğrencilerin önceki bilgi düzeyleri, motivasyonları ve öğrenme tarzları gibi bireysel özellikleri de girdi niteliğindedir.
• Süreç: Eğitim süreci belirli bir program veya plan doğrultusunda gerçekleşir. Eğitim girdilerinin işlenerek çıktılara dönüştürülmesi süreç aşamasında gerçekleşir. Ö
• Çıktı (output): Eğitim sürecinin çıktısı, öğrencilerin kazandıkları bilgi, beceri, anlayış ve değerlerdir. Çıktılar, öğrencilerin bilgi, beceri ve tutumlarındaki değişiklikleri ifade eder. Öğrencilerin edindikleri yeni bilgiyi kullanabilme yetenekleri, geliştirdikleri beceriler ve bu süreçteki gelişimleri çıktı olarak değerlendirilir.
• Geribildirim: Eğitim sürecinde geri bildirim, öğrencilerin performanslarının değerlendirilmesi, öğrenme sürecinin etkinliğinin ölçülmesi ve gerekli iyileştirmenin yapılması için kullanılan bir unsurdur.
Soru: Eğitim Sistem Yaklaşımı Modeline göre sorunların çözümünde nasıl bir yaklaşım izlenmektedir?
Cevap: Eğitim, doğası gereği dinamik ve karmaşık bir yapıdır. Karşılaşılan sorunların çözümü için beş aşamalı Eğitim Sistem Yaklaşım modeli esas alındığında, “sistem analizi” ve “sistem sentezi” teknikleriyle çözüme
ulaşmak mümkündür. Modelin ilk iki adımı sistem analizi, kalan üç adım ise sistem sentezi ile değerlendirilebilir. Sistem analizi, problem tanıma, problemi analiz etme ve hedef belirleme adımlarından oluşmaktadır. Sistem sentezi, çözüm stratejisinin seçimi, stratejinin uygulanması ve performans etkinliğinin değerlendirmesini içerir. Sistem sentez teknikleri, problem çözme adımlarının dengelenmesinde faydalıdır. Misyon analizi, bir hedefin ne olduğunu ve bu hedefe ulaşmak için neyin gerektiğini belirler. Bu süreç, belirli performans gereksinimlerini ve hedefe ulaşmayı engelleyen kısıtlamaları tespit ederek çözüm yollarını sürekli olarak belirler. İşlevsel analiz ve görev analizi, görevlerin detaylı parçalara ayrılmasını ve performansın neler olduğunun belirlenmesini sağlar. Son olarak, yöntem-araç analizi, performans gereksinimleri için olası stratejileri ve araçları tanımlar. Bu adımlar, çözüm stratejilerinin belirlenmesi için gerekli verileri sağlamaktadır.
Soru: Eğitimde sistem yaklaşımının avantajları nelerdir?
Cevap: <ul> <li>Bütünsel Görünüm: Sistemin bütünsel ve işlevsel bir bakış açısıyla ele alınmasını sağlar.
Bu anlayış, sistemin tüm unsurlarının ve işlevselliğinin bir arada değerlendirilmesi ve
herhangi bir değişiklik durumunda uyum salayabilme kabiliyeti açısından önemlidir.</li> <li>Sosyal ve Küresel Odaklılık: Sistem yaklaşımı, sadece bireysel hedeere değil, aynı
zamanda sistemin içinde bulunduğu toplum, sosyal hedef ve küresel bağlamlara da
odaklanır.</li> <li>Sistematik Planlama ve Tasarım: Bu yaklaşım, bir sistemin işlevselliğini artırmak için
sistematik bir planlama ve tasarım sunar. Sistemin işlevsel yönünü kavramsal bir
çerçeveye oturtarak etkinliğini artırır.</li> <li>Kaynak Yönetimi ve Sürdürülebilirlik: Sistem yaklaşımı, bir sistemin ilerlemesi için
kaynakların tanımlanması ve yönetilmesine odaklanır. Bu da sistemin sürdürülebilirliğini
ve ilerlemesini destekler.</li> <li>Performans Artışı: İç ve dış çevre arasındaki etkileşimi sentezlemesi yönüyle mevcut
sistemin performansını artırır. Bu yaklaşım, sistemin daha etkin ve verimli çalışmasını
sağlar.</li> <li>Öğretim Materyallerinin Yönetimi: Sistem yaklaşımı, öğretme ve öğrenme sürecini
geliştirmek için öğretim materyallerinin düzenli bir şekilde sunulması ve yönetilmesine
rehberlik eder. Bu durum, eğitimdeki düzeni ve öğrenme deneyimini iyileştirir.</li> <li>Öğretim Materyallerinin Yönetimi: Sistem yaklaşımı, öğretme ve öğrenme sürecini
geliştirmek için öğretim materyallerinin düzenli bir şekilde sunulması ve yönetilmesine
rehberlik eder. Bu durum, eğitimdeki düzeni ve öğrenme deneyimini iyileştirir.</li> <li>Farklı Teorilerin Sentezi: Sistem yaklaşımı, çeşitli bilimsel alanlardan gelen teorileri
sentezleyerek yönetim, idari süreç ve çevresel etkiler gibi alanlarıyla ilgili çerçeveler
oluşturur. Teorilerin sentezi eğitime, disiplinlerarası bir entegrasyon ve kapsayıcı bir bakış
açısını kazandırır. </li> </ul>
Soru: Eğitimde sistem yaklaşımının sınırlılıkları nelerdir?
Cevap: Sistem yaklaşımının sağladığı pek çok avantajın yanı sıra, belirli sınırlılıkları da bulunmaktadır. Eğitimde sistem yaklaşımının sınırlılıkları şunlardır:
<ul> <li>İlişkilerin Tam Tanımlanamaması: Sistem yaklaşımını geliştiren kişi, bir eğitim kurumunun
iç ve dış çevresi arasındaki ilişkiyi eksiksiz olarak tanımlayamayabilir. Bu, sistemin etkili bir
şekilde işlemesini engelleyebilir ve analizlerde eksikliğe yol açabilir.</li> <li>Uzmanlık Gereksinimi: Etkili bir sistem yaklaşımı için uzman düzeyinde bilgi gereklidir.
Ancak, küçük ölçekli eğitim kurumlarının bu bilgiye erişimi veya bu bilgiden yararlanması
zor olabilir.</li> <li>Parçalar Arası Bağımlılığın Sınırlılığı: Eğitim örgütlerini oluşturan bileşenlerin doğasını ve
birbirlerine olan bağımlılıkları tespit etmede sınırlılıklar içerebilir.</li> <li>Standart Tasarımın Esnekliği: Genel olarak, sistem yaklaşımı tek tip bir tasarım sunar. Ancak,
yönetim bağlamında, her kurumun stratejileri değişebilir. Bu durumda, sistem yaklaşımının
esnek olmaması ve değişken stratejilere uyum sağlamada zaman zaman zorluk yaşanabilir.</li> <li>Zaman ve Kaynak Yoğunluğu: Sistem yaklaşımının tasarlanması ve uygulanması için geniş
bir zaman ve kaynak gerekebilir. Bu durum, özellikle öğretim görevlisi ve yöneticileri için
sınırlılık oluşturabilir.</li> <li>Mevcuta Odaklanma: Sistem yaklaşımının mevcut ana odaklanması, geçmiş ve gelecek
arasında kopukluğa neden olabilir.</li> </ul>
Soru: Eğitim ekosistemi nedir?
Cevap: Eğitim ekosistemi, bir toplumun eğitim sistemini oluşturan ve etkileyen tüm unsurları kapsayan karmaşık bir yapıdır. Bu unsurlar arasında okullar, üniversiteler, öğrenciler, öğretmenler, müfredat ve ders içeriği, eğitim materyalleri, teknolojik altyapı, politikalar, aileler, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları ve diğer paydaşlar bulunmaktadır. Eğitim ekosistemi, bu çeşitli unsurlar arasındaki etkileşimleri, ilişkileri ve bağlantıları anlamayı amaçlar böylece sürdürülebilir, etkili ve adil bir eğitim ortamı oluşturulabilir.
Soru: Eğitim ekosistemi içinde yer alan unsurlar nelerdir?
Cevap: Eğitim ekosisteminin bileşenleri şunlardır:
<ul> <li>Okullar ve Üniversiteler: Temel eğitim sağlayan okullar ve yükseköğretim kurumları, eğitim ekosisteminin merkezindedir. Okullar, öğrencilere temel becerileri öğretir ve genel eğitim sağlar. Üniversiteler, daha spesifik ve uzmanlaşmış bilgiler sunar, araştırma yapar ve topluma nitelikli profesyoneller kazandırır.</li> <li>Öğrenciler: Eğitim ekosisteminin odak noktası olan öğrenciler, bilgi ve beceri kazanımı için eğitim
alır. Öğrenciler, eğitim sürecinde aktif bir rol oynarlar ve öğrenme deneyimlerini etkilerler.</li> <li>Öğretmenler: Eğitim ekosistemini şekillendiren önemli unsurlardan biri olan öğretmenler, öğrencilere rehberlik eder, ders materyalleri geliştirir ve öğrenme sürecini yönetir.</li> <li>Müfredat ve Ders İçeriği: Eğitimde öğrencilere yönlendirilmiş bir öğrenme deneyimi sunmak amacıyla oluşturulan kapsamlı bir yapıyı içerir.</li> <li>Eğitim Materyalleri ve Teknolojik Altyapı: Dijital kaynaklar, kitaplar, yazılı ve görsel materyaller gibi eğitim araçları, öğrencilere bilgi sağlamak için kullanılır. Teknolojik altyapı, çevrimiçi öğrenme platformları, interaktif tahtalar ve bilgisayarlar gibi teknolojik araçları içerir.</li> <li>Politikalar ve Yönetim: Eğitim politikaları, bir ülkenin veya bölgenin eğitim sistemini şekillendirir. Okulların ve diğer eğitim kurumlarının yönetimi, eğitim ekosistemini düzenler.</li> <li>Aileler ve Toplum: Aileler, öğrencilerin eğitimine önemli bir etki yapar ve eğitim sürecine katılır. Toplumun genel tutumu ve beklentileri, eğitim ekosistemini etkiler.</li> <li>İş Dünyası ve Sivil Toplum: İş dünyası, nitelikli iş gücüne katkıda bulunur ve eğitim sistemine istihdam beklentilerini şekillendirir. Sivil toplum kuruluşları, eğitimle ilgili politika belirlemede ve eğitim kaynaklarının dağıtımında rol oynar.</li> </ul>
Soru: Sistem tasarımının ana bileşenleri nelerdir?
Cevap: Sistem tasarımının ana bileşenleri, malzeme tasarımı ve üretimi, teknolojik altyapı, araştırma geliştirme,
yönetim süreçleri, ölçme ve değerlendirme, ile eğitimin yürütülmesi olarak sıralanabilir.
Soru: Sistem tasarımının temel bileşeni olan malzeme tasarımı ve üretiminin işlevi nedir?
Cevap: Eğitimde sistem yaklaşımının önemli bir bileşeni olan malzeme tasarımı ve üretimi, öğrenme süreçlerini en uygun hale getirmek ve etkili bir öğrenme deneyimi sağlamak amacıyla kullanılan stratejik bir yaklaşımı içermektedir. Bu bileşen, öğrencilere yönlendirmeli öğrenme süreçlerini destekleyen, çeşitli materyallerin planlanması, seçimi ve üretilmesini içermektedir.
Soru: Sistem tasarımının temel bileşenlerinden biri olan teknolojik altyapı neyi içermektedir?
Cevap: Sistem tasarımının temel bileşenlerinden bir diğeri olan teknolojik altyapı, eğitim süreçlerini desteklemek ve geliştirmek amacıyla kullanılan donanım, yazılım, iletişim ve güvenlik araçlarını içerir. Bu bileşen, modern eğitim ortamlarının etkin bir şekilde yönetilebilmesi ve öğrencilere daha etkili bir öğrenme deneyimi sunulabilmesi için hayati öneme sahiptir. Tabletler, bilgisayarlar, akıllı tahta gibi interaktif sistemler, serverlar ve ağ altyapısı donanımı oluştururken yazılımın; öğrenme yönetim sistemleri, eğitim uygulamaları, içerik yaratma araçları gibi birçok unsuru bulunmaktadır.
Soru: Sistem tasarımının temel bileşenlerinden biri olan araştırma geliştirmenin işlevi nedir?
Cevap: Sistem tasarımının temel bileşenlerinden biri olan araştırma geliştirme, eğitim süreçlerini iyileştirmek, öğrenci başarısını artırmak, öğrenme deneyimini optimize etmek ve öğretim yöntemlerini güncellemek amacıyla yapılan sistemli çaba ve çalışmaları içerir. Bu bileşen, eğitimdeki en iyi uygulamaların belirlenmesi, yeni yöntemlerin geliştirilmesi ve eğitim süreçlerinin sürekli olarak iyileştirilmesi üzerine odaklanır. Dolayısıyla sürekli iyileştirmeyi, yenilikleri ve en iyi uygulamaları sağlamayı amaçlar.
Soru: Araştırma geliştirme kapsamında yer alan unsurlar nelerdir?
Cevap: Araştırma geliştirme kapsamında sıralanabilecek birtakım unsurlar bulunmaktadır. Bunlar:
<ul> <li>Veri Analizi ve Değerlendirme</li> <li>İhtiyaç Analizi</li> <li>Yenilikçi Öğretim Metotları</li> <li>Teknolojik Entegrasyon </li> <li>Eğitim Programlarının İyileştirilmesi </li> <li>Öğrenci Geri Bildirimleri</li> </ul>
Soru: Yönetim süreçleri bileşeninin rolü nedir?
Cevap: Yönetim süreçleri, sistem tasarımının bir diğer bileşeni olup eğitim süreçlerini planlamak, koordine etmek ve yönlendirmek amacıyla önemli bir rol oynar. Bu süreçler, eğitim sisteminin etkin bir şekilde işlemesini sağlamak için çeşitli yönetim ve organizasyonel faaliyetleri içerir.
Soru: PUKÖ döngüsü nedir?
Cevap: Tüm organizasyon ve örgütlerde olduğu gibi eğitimde de takip edilen belirli yönetim süreçleri bulunmaktadır ve bu yönetim süreci bazı fonksiyonlardan oluşmaktadır. Bu yönetim fonksiyonlarından ilk akla gelen ise PUKÖ döngüsüdür ve bu döngü planlama, uygulama, kontrol etme ve önlem alma adımlarından oluşmaktadır.
Soru: Ölçme ve Değerlendirme nedir?
Cevap: Ölçme, öğrencilerin bilgi, beceri ve yetkinliklerini belirleme sürecidir. Bu süreç, çeşitli ölçme araçları ve
yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilir. Sınavlar, projeler, ödevler, performans değerlendirmeleri ve portföy incelemeleri gibi çeşitli araçlar aracılığıyla öğrencilerin öğrenme düzeyleri ve başarıları değerlendirilir. Öğrenci performansı ve başarılarıyla ilgili bilgi toplamak, genel olarak kabul edilen öğrenme çıktıları, hedefler veya başarı standartları ile ilgili olan önemli bir konudur. Sınavlar, projeler, ödevler, performans görevleri, portföy incelemeleri, çoktan seçmeli sorular gibi çeşitli ölçme araçları kullanılabilir.
Değerlendirme, ölçme sonuçlarına dayanarak elde edilen bilgileri yorumlama ve anlamlı hale getirme
sürecidir. Bu aşamada, öğrencilerin güçlü yönleri, zayıf yönleri ve gelişim alanları belirlenir. Değerlendirme sonuçları, öğretim sürecini iyileştirmek, öğrencilere geri bildirim sağlamak ve öğrenme hedeflerine ulaşma düzeyini değerlendirmek için kullanılır. Aynı zamanda, eğitim programlarının etkililiğini değerlendirmek ve gerektiğinde düzenlemeler yapmak için önemli bir araçtır.
Soru: Öğrenci başarısını ölçmede kullanılan alternatif araç ve teknikler nelerdir?
Cevap: Öğrenci başarısını ölçmede kullanılan alternatif araç ve teknikler şunlardır:
<ul> <li>Performans değerlendirme</li> <li>Portfolyo / e-portfolyo</li> <li>Gösteri/Drama</li> <li>Günlük </li> <li>Derecelendirme ölçekleri</li> <li>Çevrimdışı tartışma</li> <li>Durum çalışması</li> <li>Kavram haritaları</li> <li>Yansıtıcı mektup</li> <li>Proje</li> <li>Yapılandırılmış grid</li> <li>Akran değerlendirme</li> <li>Kendi kendini değerlendirme</li> <li>Grup değerlendirme</li> </ul>
Soru: Eğitimin yürütülmesi aşamasında öğrenme sürecinin etkililiğini sağlamaya yönelik unsurlar nelerdir?
Cevap: Eğitimin yürütülmesi aşamasında öğrenme sürecinin etkili bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak
için çeşitli unsurları bulunmaktadır. Bu unsurlar; öğretim stratejileri, teknolojik uygulamalar, iletişim ve etkileşim, öğrenci ilerlemesinin izlenmesi, geri bildirim ve iyileştirme, çeşitlendirme ve bireyselleştirme ve son olarak sınıf yönetimi ve disiplin olarak sıralanabilir.
Soru: Sistem tasarımı modellerinin işlevi nedir?
Cevap: Sistem tasarımı modelleri; bir sistemi analiz etmek, tasarlamak ve optimize etmek için kullanılan
kavramsal çerçevelerdir. Mevcut sorunları tanımlamak ve çözüm stratejileri geliştirmek anlamına
gelir. Bu modeller, bir sistemi oluşturan bileşenler arasındaki ilişkileri ve etkileşimleri göstererek sistemin amacına ulaşmasını sağlamak için stratejiler belirlemeye yardımcı olur. Bir sistemin performansını artırmak ve kaynakları daha etkili bir şekilde kullanmak için tasarım değişiklikleri öneren bu modeller, uzun vadeli hedeflere ulaşmak için stratejik planlama yapılmasına yardımcı olur. Belirli hedeflere ulaşmak için hangi adımların atılması gerektiğini göstermede kullanılır.
Soru: Sistem tasarımı modellerinin kullanılabileceği durumlar nelerdir?
Cevap: Sistem tasarımı modellerinin kullanılabileceği durumlar aşağıda listelenmektedir:
<ul> <li>Analiz Süreci: Bu aşamada, sistemdeki eksiklikler belirlenir ve iyileştirme stratejileri geliştirilir.</li> <li>Tasarım Süreci: Tasarım aşamasında, modeller, sistemin nasıl çalışması gerektiğini ve hedeflere nasıl ulaşılacağını belirlemek için kullanılır.</li> <li>Optimizasyon: Modeller, bir sistemin performansını artırmak ve kaynakları daha etkili kullanmak için tasarım değişiklikleri önerir.</li> <li>Stratejik Planlama: Uzun vadeli hedeflere ulaşmak için stratejik planlama yaparken modeller, belirli hedeflere ulaşmak için hangi adımların atılması gerektiğini göstermede kullanılır.</li> </ul>
Soru: Logic model hangi amaçla kullanılmaktadır?
Cevap: Eğitimde sistem tasarımı için kullanılan modellerden biri olan “logic model”, bir programın mantıksal yapısını ortaya koymak için kullanılır. Logic model (Mantık modeli), program planlama, uygulama ve değerlendirme için kullanılan bir araçtır ve bir programın kaynaklarını, planlanan faaliyetleri ve önerilen değişiklikleri veya hedefleri düzenli bir şekilde incelemek için tasarlanmıştır.
Soru: Logic modelinin faydaları nelerdir?
Cevap: Logic Modeli aracının faydaları şunlardır:
<ul> <li>Program Anlama ve Kaynak Beklentileri: Programın, kaynak beklentilerinin, ulaşılan hedef
kitlenin ve beklenen sonuçların ortak bir anlayışını geliştirir. Bu; fikir alışverişini teşvik eder, varsayımları belirlemeye yardımcı olur, takım oluşturmayı destekler ve iletişimi artırır.</li> <li>Program Tasarımı ve İyileştirme: Araç, program tasarımı veya geliştirmesi için değerlidir, hedeflere ulaşmada önemli olan projelerin belirlenmesine, gereksizliklerin tanımlanmasına ve program elemanları arasında tutarsız veya mantıksız bağlantıların ortaya çıkarılmasına yardımcı olur.</li> <li>Program Yerleşimi ve Hiyerarşi İletişimi: Programın organizasyon veya problem hiyerarşisindeki konumuna etkili bir şekilde bağlantı kurar. Bu, özellikle çeşitli yönetim seviyelerinde paylaşılan mantık şemaları bulunduğunda faydalıdır.</li> <li>Dengeli Performans Ölçümü: Araç, dengeli bir anahtar performans ölçüm noktaları ve değerlendirme konuları setini vurgular.</li> </ul>
Soru: Logic modelin temel bileşenleri nelerdir?
Cevap: Logic modeli; görsel olarak girdiler, faaliyetler, çıktılar ve sonuçlar olmak üzere dört bileşende temsil edilir. Bunlar, planlanan çalışma ve amaçlanan sonuçlar olarak iki ana alanı oluşturur. Planlanan çalışma, girdileri ve faaliyetleri içerirken, amaçlanan sonuçlar çıktıları ve sonuçları yansıtır. Sonuçlar, anlık, ara ve uzun vadeli olarak ölçülebilir. Bazı kaynaklar, uzun vadeli sonuçların yerine veya ek olarak, modelin sonuna etki ölçümü adında beşinci bir bileşen önermektedir.
Ünite 3
Soru: Öğretim Tasarımının temel amacı nedir?
Cevap: Öğretim tasarımının temel amacı, bireylerin eğitim gereksinimlerini karşılamak için öğrenmelerini destekleyecek etkili, verimli, çekici ve işlevsel bir öğretim sisteminin uygulanmasını sağlamaktır.
Soru: Öğretim tasarımının işlevsel bir öğretim sisteminin uygulanabilmesi için sahip olması gereken özellikler nelerdir?
Cevap: Öğrenci merkezli, hedef yönelimli olmalı. Performans üzerine odaklanmalı, öğrenme çıktılarının ölçülebilir olması ve ara değerlendirme aşamalarının sisteme geribildirim sağlaması gerekir. Bir takım çalışması içinde yürütülmesi gerekir.
Soru: Öğretim tasarımının amacına ulaşması için sahip olması gereken özelliklerden birisi olan, performans üzerine odaklanması gerekliliğini hangi noktalar üzerinde durur?
Cevap: Öğretim tasarımcısı; öğrencilerden bilgileri hatırlama, öğrendikleri bilgi ve kazandıkları becerileri kullanma, öğrenme ortamında öğrendiklerini gerçek ortamda uygulama, karşılaşabilecekleri gerçek problemleri çözebilmeleri için karmaşık davranışları gerçekleştirme performansı sergilemelerini bekler. Öğretim tasarımcısı tasarım sürecinde, öğrencilerin performans sergileyecekleri gerçek ortama benzer bir öğrenme ortamı tasarlamalı, gerçek ortam için özgün performans ölçütleri belirlemelidir.
Soru: Öğretim tasarımı ve program geliştirme arasındaki fark nedir?
Cevap: Öğretim tasarımı, eğitim programının mikro ölçekli bir uygulamasıdır. Program geliştirme “ne” öğretileceğinin yani öğrenim amaç ve hedeflerinin ne olacağının, öğretim tasarımının ise bu amaç ve hedeflerin “nasıl” kazandırılacağının belirlenmesi için yürütülen süreçler olduğu söylenebilir. Bu bağlamda, program geliştirme daha geniş, öğretim tasarımı ise daha dar kapsamlı ve özeldir.
Soru: Öğretim tasarım modelinin amacı nedir?
Cevap: Öğretim tasarımı modelleri bir probleme yapı ve anlam kazandırarak bir tasarımcıya sistematik bir yöntem kullanarak tasarım görevini yerine getirmesinde kılavuzluk etmektir. Öğretim tasarımı modelleri, öğrenmeyi ve öğretimi geliştirme, değerlendirme süreçlerinin iyileştirilmesi ve öğretim tasarımı yönetiminin iyileştirilmesi olarak üç amaca hizmet etmektedir.
Soru: Çekirdek öğretim tasarımı modelleri arasında yer alan ve dünyada en yaygın olarak kullanılan öğretim tasarım modeli olan ADDIE öğretim tasarımı modelinin tasarım aşamaları nelerdir?
Cevap: ADDIE modelinin tasarım aşamaları, analiz, tasarım, geliştirme, uygulama ve değerlendirme aşamalarından oluşmaktadır.
Soru: ADDIE Modelinin tasarım aşamasında yapılanlar nelerdir?
Cevap: ADDIE Modeli’nin tasarım aşamasında, Bloom taksonomisine uygun olarak öğretim amaçları yazılmakta, içerik seçimi ve düzenlemesi (somuttan soyuta, yalından karmaşığa, bütünden parçaya vb.) yapılmakta, öğretim stratejileri geliştirilmekte (sunuş yolu, buluş yolu, gösterip yaptırma, kendi kendine öğrenme, tartışma), ölçme araçları (başarı testleri, ölçek, sözlü sınav vb.) hazırlanmaktadır. Tasarım aşamasında alınan kararlar geliştirme aşamasında girdi olarak kullanılmaktadır.
Soru: ASSURE modelini uygulamak hangi durumlarda tercih edilir?
Cevap: ASSURE modeli sınıf ve ders bazında, küçük bağlamlarda öğretimi planlamayı amaçlayan ve özellikle teknoloji kullanımını gerektiren öğretim sürecini planlamada başvurulan bir modeldir. Diğer sistem bazında tasarım aşamalarını ele alan ADDIE gibi modellerin aksine bu modeli daha çok öğretim sürecini kendi planlayan öğretenlerin bireysel olarak başvurduğu, mikro düzeyde öğretim tasarımı için bir model olarak düşünülebilir.
Soru: ASSURE modelinin aşamaları nelerdir?
Cevap: ASSURE modeli, 6 aşamadan oluşur. Bu modelin aşamaları ise yine baş harflerinin kısaltmasından kullanılan bir kısaltmadır. Bu aşamalar sırasıyla öğrenenleri ana[1]liz etme (analyse learners), amaçları belirtme (state objectives), araç ve gereçleri seçme (select media and materials), araç ve gereçleri kullanma (utilize media and materials), öğrenen katılımını isteme (require learner participation), değerlendirme ve düzeltme (evaluate and revise) şeklindedir.
Soru: Dick ve Carey öğretim tasarımı modelinin özellikleri nelerdir?
Cevap: Dick ve Carey öğretim tasarımı modeli davranışçı paradigmayı benimsemekte ve doğrusal bir yapı izlediği için doğrusal model ve sistem odaklı öğretim tasarımı modeli sınıflaması içinde yer almaktadır. Öğrenme sürecinde öğretenin bir moderatör ve iletişimi başlatan kişi olduğu ve öğretim hedeflerinin oluşturulmasından ve tüm bu hedeflere nasıl ulaşılacağının adım adım belirlendiği doğrusal bir öğretim tasarımı modelidir. Davranışçılık, bilişselcilik ve yapılandırmacılık kuramlarının üçünden de etkiler barındırdığı kabul edilen modelin web tabanlı ve dijital öğrenme ortamlarında sıklıkla başvurulduğu bilinmektedir.
Soru: Dick ve Carey öğretim tasarım modeli hangi aşamalardan oluşmaktadır.
Cevap: Dick ve Carey öğretim tasarımı modelini kullanacak bir öğretim tasarımcısı öncelikle; hedefleri belirlemeli, gereksinimleri saptamalıdır. Öğretim çözümlemesi, öğrenen ve bağlamların çözümlemesini yapmalıdır. Daha sonra sırasıyla; performans amaçlarını yazmalı, ölçme araçlarını geliştirmeli, öğretim stratejilerini geliştirmeli, öğretim materyallerini geliştirmeli, öğretim ara değerlendirmesini tasarımlama ve uygulamasını yapmalıdır. Son olarak; öğretimi düzeltme ve son değerlendirmeyi tasarımlama ve uygulama işlemlerini gerçekleştirmelidir.
Soru: Kemp, Morrison ve Ross tasarım modeline göre değerlendirme süreci nasıl yapılmaktadır?
Cevap: Öğretim tasarımcısı 9 öge ile ilgili işlem adımlarını uygularken süreç içinde ara değerlendirmelerini ve ara değerlendirme sonucu gerekli düzeltmeleri ilgili öge içinde yapabilmektedir. Süreç içinde alınan nihai kararlar doğrultusunda planlama yapılarak ürüne son hâli verilmektedir.
Soru: Gerlach ve Ely tasarım modeli hangi konuda eleştiri almaktadır?
Cevap: Gerlach ve Ely Modeli, öğretmenin görüş ve düşüncelerinin tasarım sürecinde etkisinin önemli olması ve tasarım sürecinin zaman alması sebebiyle eleştirilmektedir.
Soru: Dört boyutlu öğretim tasarım modelinin öğretim tasarımcıları tarafından son zamanlarda ilgi görmesinin nedenleri nelerdir?
Cevap: Dört boyutlu öğretim tasarımı modeli, eğitimdeki güncel paradigma ve eğilimlere diğer öğretim tasarımı modellerine göre iyi uyması, üst düzey becerilerin, yaşam boyu öğrenme için önemli olan 21. yüzyıl becerilerinin ve mesleki yeterliliklerin geliştirilmesine odaklanması ve derste öğrenilen ve kazanılan becerilerin iş yaşamında kullanımına imkân vermesi nedeniyle öğretim tasarımcıları tarafından son zamanlarda ilgi görmektedir.
Soru: Dört boyutlu tasarım modelinde dikkat edilmesi istenen 6 tasarım ilkesi nedir?
Cevap: Dört boyutlu öğretim tasarımı modelinde dikkat edilmesi gereken 6 tasarım ilkesi; gerçekçilik, aslına uygunluk, değişkenlik, destek, rehberlik ve yapıdır.
Soru: Dört boyutlu öğretim tasarımı modelinde öğrenenlerden sergilemesi beklenen performans standartlarının belirlenmesine yönelik tasarım ilkeleri nelerdir?
Cevap: <ul> <li>Beceri hiyerarşisi, performans hedefleri, hedefleri sınıflandırmak, standartları belirlemek, performansı değerlendirmek.</li> </ul>
Soru: Hızlı prototipleme öğretim tasarımı modelinin diğer öğretim tasarımı modellerine göre hızlı bir ürün elde edilmesine olanak tanıması modelin hangi özelliğinden kaynaklanmaktadır.
Cevap: Diğer öğretim tasarımı modellerinde ürün geliştirildikten ve ürüne kullanıma uygun hâl verildikten sonra değerlendirme ve gerekli düzeltmeler yapılmaktadır. Bu modelde tasarım sürecinin başında bir küçük ölçekli, çalışır ve denenmeye uygun prototip hızlıca geliştirilir. Bu süreçte yapılan denemeler sonunda ürüne son hali verilir. Bu durum diğer öğretim tasarımı modellerine göre hızlı bir ürün elde edilmesine olanak tanımaktadır.
Soru: ARCS-V motivasyon tasarımı modeli hangi boyutlardan oluşmaktadır?
Cevap: ARCS-V motivasyon tasarımı modeli dikkat (attention), ilişki (relevance), güven (confidence), doyum (satisfaction) ve eylem (volition) boyutlarından oluşmaktadır.
Soru: ARCS-V motivasyon tasarımı modelinin güven boyutunda neler yapılması gerekmektedir?
Cevap: Güven boyutunda, öğrenenlerin kendi çabalarıyla başarılı olabileceklerini hissettirilmesi gerekmektedir. Onların kendine olan güvenlerini arttıracak, kendi kendilerine öğrenme ve uygulama fırsatı bulabilecekleri öğrenme deneyimleri kazanmaları için uygun ortamın sağlanması gerekir. Öğrenenlere öğrenme ve performans durumları hakkında geribildirim verilmelidir.
Soru: Sıklıkla karıştırılan ADDIE ve ASSURE tasarım modellerinin birbirinden farklılaşan yönleri nelerdir?
Cevap: ADDIE öğretim tasarımı modeli program tasarımını temel alarak, bir dönem ya da bir yıl için makro düzeyde program tasarımına yönelik uygulanmaktadır. Buna karşın ASSURE öğretim tasarımı modeli, ders tasarımı için daha uygundur. Ders planına uygun olarak mikro düzeyde ders tasarımına yönelik standart bir araştırma tabanlı yaklaşım kullanılır. Bu yönü ile ASSURE modeli öğrencilerin öğrenmesini geliştirmek için teknoloji ve medya kullanımını da işe koşarak etkili bir ders oluşturmak için adım adım yaklaşımlardan oluşur. ADDIE modeli, biçimlendirici (formative) ve özetleyici ya da genel (summative) değerlendirme sunar. ASSURE modeli yalnızca biçimlendirici (formative) değerlendirme sunar. ADDIE modelinde takım çalışması vardır. ADDIE modelinin başarıya ulaşabilmesi için grup (yöneticiler ve uzmanlar) becerilerinin iş birliğine gerek vardır. ADDIE modelinde öğretmen gereken tüm becerilere sahip olması şartıyla tek başına bir takım olabilir.
Ünite 4
Soru: Karşılaştırmalı ihtiyaçlar nasıl belirlenmektedir?
Cevap: <ul> <li>Karşılaştırmalı ihtiyaçlar hedef kitlenin durumunun kendisine benzeyen bir grupla, örneğin aynı kademedeki iki sınıfın birbiriyle karşılaştırılmasıyla belirlenmektedir.</li> </ul>
Soru: Hissedilen ihtiyaçlar nedir? Nasıl belirlenir?
Cevap: Hissedilen ihtiyaçlar; bireyin kendisinde mevcut becerilerinin düzeyi ya da başarısıyla, bireyden beklenen başarı veya beceri düzeyi arasındaki fark olarak ifade edilebilir. Genellikle anket ya da görüşme yoluyla belirlenir.
Soru: İhtiyaç analizi yapılmasının amacı nedir?
Cevap: İhtiyaç analizini yapmaktaki amaç; daha iyiye doğru bir gelişim sağlayacak yapılanmaları sağlamak ve sürekli hâle getirmek, mevcut sorunları belirleyerek çözüme kavuşturmak ve talepleri belirleyerek bunlara yönelik öneriler sunmaktır.
Soru: İhtiyaç analizi belirlemede kullanılan yaklaşımlar nelerdir?
Cevap: İhtiyaç analizi belirlemede; farklar yaklaşımı, demokratik yaklaşım, analitik yaklaşım ve betimsel yaklaşım kullanılabilir.
Soru: Farklar yaklaşımı hangi amaçla kullanılmaktadır?
Cevap: Farklar yaklaşımı, mevcut durum ve hedeflenen durum arasındaki farkın belirlenmesiyle birlikte, bu farkı kapatabilmek için gerekli işlemler ve stratejileri geliştirme amacıyla da kullanılmaktadır. Bu yaklaşımla eğitim programlarının mevcut durumları, performansları, hedefleri karşılaştırılarak; eksik yönleri, zayıflıkları belirlemeye yardımcı olmakta bu eksikler doğrultusunda ihtiyaçlar belirlenerek bu ihtiyaçlara ulaşmak için planlama yapılması sağlanabilmektedir.
Soru: İhtiyaç belirlenirken kullanılan teknikler nelerdir?
Cevap: İhtiyaç belirlenirken kullanılan teknikleri; delphi tekniği, progel tekniği, iş analizi tekniği, gözlem, testler-ölçme araçları, kaynak tarama olarak sıralayabiliriz.
Soru: Progel tekniğinin temel özellikleri ve kullanım alanları nelerdir?
Cevap: Bu teknik bir iş sürecinin adımlarını ve işlemlerini, bu işte deneyimli ve uzman kişilerin birlikte çalışarak belirlemesine dayanmaktadır. Progel tekniğinde mesleğin beceri profilleri çıkarılarak yetkinlik alanları ve bu alanlara yönelik ihtiyaçlar belirlenir. Bu teknik eğitim, iş tanımları, beceri testi geliştirme, rehberlik gibi alanlarda kullanılmaktadır.
Soru: Testler ve ölçme araçları hangi amaçla kullanılır?
Cevap: Aranan özelliklerin, belirlenmeye çalışılan durumun ne kadar var olduğu, ne kadar gerçekleştiğini belirlemek amacıyla kullanılan araçlar ölçme araçlarıdır. Daha çok öğrenmeyle ilgili güçlüklerin ya da eksiklerin ortaya çıkarılmasında kullanılan araçlar ise testlerdir. Bu araçlardan sürecin başında ve süreç içerisinde yararlanılabilmektedir.
Soru: İhtiyaç analizi ve öğrenme çıktıları arasındaki temel bağlantıyı açıklayan unsurlar nelerdir?
Cevap: İhtiyaç analizi ve öğrenme çıktıları arasındaki temel bağlantıları; belirli ihtiyaçlara odaklanma, öğrenme çıktılarının ihtiyaçlara uyarlanması, öğrenme hedeflerinin belirlenmesi, ihtiyaç analizi sonuçlarının değerlendirilmesi, sürekli iyileştirme ve adaptasyonundan oluşan unsurlar açıklamaktadır.
Soru: SWOT Analizi hangi amaçla kullanılır?
Cevap: SWOT (GZFT) Analizi, bir projede ya da bir ticari girişimde içinde bulunduğu kurumun, sürecin veya durumun güçlü ve zayıf yönlerini belirlemek, dış çevreden kaynaklanan fırsat ve tehditleri saptamak için kullanılan bir yöntemdir.
Soru: Bloom’un taksonomisinin eğitimde kullanılmasının faydaları nelerdir?
Cevap: Bloom taksonomisinin eğitimde kullanılması öğrenme hedeflerinin netleştirilmesini sağlar, daha derin ve anlamlı öğrenmeyi teşvik eder, öğretim tasarımını geliştirmeye yardımcı olur, değerlendirmeyi kolaylaştırır ve eleştirel düşünmeyi teşvik eder.
Soru: Bloom’un taksonomisinin eğitimde kullanılması öğretim tasarımını geliştirmeye nasıl yardımcı olur?
Cevap: Öğretimi öğrencilerin bilişsel yetenekleriyle uyumlu hâle getirerek farklı beceri seviyelerindeki öğrenciler için hem zorlayıcı hem de ulaşılabilir eğitim yöntemleri oluşturulmasını sağlar.
Soru: Öğrenme çıktıları belirlenirken hedeflerin hangi özellikleri taşıması beklenir?
Cevap: Öğrenme çıktıları belirlenirken hedefler, anlaşılabilecek şekilde açık ve net olmalı, somut ve ölçülebilir olmalı, öğrencilerin başarabileceği şekilde ulaşılabilir olmalı, programın amacı ve kapsamı uyumlu olmalı, belirli bir zaman çerçevesinde ulaşılabilir olmalı ve genel eğitim amacına uygun olarak belirlenerek, programın bütünlüğünü korumalıdır.
Soru: Hedefler ve öğrenme çıktıları arasındaki farklar nelerdir?
Cevap: Hedefler genel ve kapsayıcıdır, öğrenme çıktıları ise daha spesifik ve ölçülebilirdir. Öğrenme hedefleri eğitmenin kurslarını oluşturma ve öğretme amacı olarak ifade edilir. Eğitmenin eğitim sürecinde gündeme getirmek istediği sorulardır. Öğrenme çıktıları ise, bu soruların cevaplarıdır. Öğrencinin dersi alarak kazanacağı özel, ölçülebilir bilgi ve beceriler olarak ifade edilebilir. Öğrenme hedefleri genellikle eğitmenin bakış açısından görülürken öğrenme çıktıları daha çok öğrencinin bakış açısından görülmektedir.
Soru: Hedefler ve öğrenme çıktıları yazılırken takip edilecek adımlar nelerdir?
Cevap: Hedefler ve öğrenme çıktıları yazılırken öncelikle, hedef ve öğrenme çıktıları tanımlanmalı ve ölçülebilir hale getirilmelidir. Daha sonra öğrencilerin başarabileceği şekilde ulaşılabilir bir hedef veya öğrenme çıktısı belirlenerek, hedef ve öğrenme çıktısının programın amacı ve kapsamıyla uyumlu olarak yazılması gerçekleştirilmelidir.
Soru: Öğrenme çıktısının yazımında kullanılması ve kullanılmaması gereken fiil örnekleri nelerdir?
Cevap: Eylem ifadeleri yazılırken kullanılmaması gereken fiiller; anlama, bilme, farkında olma, fark etme, ilgilenme, inanma, taktir etme, yapabilme gibi fiiller örnek olarak verilebilir. Bunun yanında kullanılması gereken fiiler; açıklama, tanımlama, listeleme, belirtme, gösterme, savunma, gösterme, destekleme gibi fiiller gösterilebilir.
Soru: Yenilenmiş Bloom taksonomisi bilişsel becerileri hangi kategorilerden oluşur?
Cevap: Yenilenmiş Bloom taksonomisi; bilişsel becerileri bilgi, kavrama, uygulama, analiz, sentez ve değerlendirme olmak üzere altı kategoriye ayıran bir çerçevedir.
Soru: Yenilenmiş Bloom taksonomisinin analiz düzeyinde hangi ifadeler kullanılır?
Cevap: Analiz düzeyi edinilen bilgi parçalara ayrılabilme yeteneğini ifade eder. Bu düzey için ayırt etme, çözümleme, hesaplama, eleştirme, denetleme, sorgulama, ilişkilendirme, kategorilere ayırma, farklılaştırma, çıkarım yapma, test etme, sınama ifadeleri kullanılır.
Soru: Bloom’un bilişsel beceriler sınıflamasının en temel öğrenme becerisi nedir?
Cevap: Bloom’un bilişsel beceriler sınıflamasının en temel öğrenme becerisi hatırlama becerisidir.
Soru: Bloom’un bilişsel beceriler sınıflamasına göre öğrencilerin değerlendirme aşamasında sahip olması gereken yeterlilikler nelerdir?
Cevap: Öğrenenler değerlendirme aşamasında, bir fikri, değeri veya olguyu değerlendirebilecek veya savunabilecek yeterliliğe sahip olması beklenmektedir.
Ünite 5
Soru: Dijital görsel içerikler nelerdir?
Cevap: Fotoğraflar, videolar, infografikler, sunumlar, sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve animasyonlar ve etkileşimli içerikler birer dijital içeriktir.
Soru: İnsan beynindeki görsel ve metin tabanlı içeriklerin işlenişi nasıldır?
Cevap: İnsan beyninin görsel bilgiyi metinlere göre daha hızlı bir şekilde işlediği araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. MIT tarafından yapılan araştırmaya göre insan beyni görüntüleri 13 milisaniye kadar kısa bir sürede işlediği ve metinlerin ise çok daha uzun sürdüğü görülmektedir. Bir başka deyişle insan beyni görsel içeriği metin tabanlı içeriğe göre 60.000 kat daha hızlı işler.
Soru: Görüntü nedir?
Cevap: Bir kamera, sanatçı veya tasarımcı tarafından üretilen görsel bilgidir.
Soru: Görüntü kullanımının eğitim-öğretim süreçlerindeki rolü nedir?
Cevap: Görüntüler, metin içeriklere göre daha ilgi çekici ve dikkat çekici olabilirler. Görüntüler, karmaşık bilgileri daha anlaşılır hale getirir. Görüntülerin kullanılmasının, bilginin iletilmesinde, duyguların uyandırılmasında ve iletişimin geliştirilmesinde oldukça önemli bir rolü vardır.
Soru: Vektör tabanlı görüntülerin özellikleri nelerdir?
Cevap: Vektörel görüntüler çözünürlükten ödün vermeden ölçeklenebilir. Yani büyütüldüğünde kalite kaybı yaşamaz. Ayrıca kolay bir şekilde düzenlebilirler.
Soru: Piksel tabanlı görüntülerin özellikleri nelerdir?
Cevap: Piksel tabanlı görüntüler ise gerçekçi ayrıntıları ve detayları göstermek amacıyla kullanılabilir. Ancak vektör tabanlı görüntüler gibi ölçeklenebilirlik açısından oldukça zayıftır. Çözünürlüğü düşük olan piksel tabanlı görüntüler büyütüldüğünde kalite kaybına uğramaktadır.
Soru: Fotoğraf nedir?
Cevap: Analog veya dijital kamerayla ışığın yakalanmasıyla üretilen resim ve bir sanat türüdür.
Soru: Çizim nedir?
Cevap: Afiş, infografik, dergi, kitap ve öğretim kaynakları gibi hem basılı hem dijital ortamlarda olabileceği gibi sadece dijital ortamlarda bulunan animasyonlar, video oyunları ve filmler ortamlara da entegre edilmek üzere tasarlanmış bir metnin, kavramın veya sürecin tasarımı, yorumlanması veya görsel açıklamasıdır.
Soru: Eğitim -öğretim sürecinde emojilerden nasıl yararlanılabilir?
Cevap: Duyguları sezgisel bir şekilde aktarmaya yardımcı olan emojiler öğrenme kaynaklarında amacına uygun bir şekilde kullanıldığında öğrenenlerin dikkatini çeker ve öğrenme sürecini eğlenceli hale getirebilir. Örneğin, öğrenme etkinliklerinde başarı ve ödül duygusunu vurgulamak için emojilerden yararlanılabilir ve böylece öğrenenlerin öğrenme sürecine katılımı desteklenebilir. Ayrıca emojiler, çevrim içi öğrenme ortamlarında duyuru metinlerinde, açıklama metinlerinde ve geri bildirimlerde kullanılarak öğrenme sürecini daha dikkat çekici hale getirebilirler.
Soru: İnfografik nedir?
Cevap: Verilerin bir bakışta kolayca anlaşılmasını sağlamak için tasarlanmış bilgilerin grafik formatında temsilidir bilgi grafikleri olarak da adlandırılmaktadır.
Soru: Pasta grafikler hangi tür veriler için daha uygundur?
Cevap: Cinsiyet, yaş dağılımı ve gelir dağılımı gibi sınırlı kategorilere sahip veriler için tercih edilebilir. Çok fazla kategoriye sahip veriler için uygun değildir.
Soru: Çevrim içi öğrenmede video kullanmanın faydaları nelerdir?
Cevap: Çevrim içi öğrenmede video, öğrenenlerin konuyu metin tabanlı öğrenme kaynaklarına göre daha dinamik ve etkili bir şekilde anlamasına yardımcı olur. Aynı anda hem görme hem duymaya hitap eden videolar öğrenme sürecini kolaylaştırır ve kalıcılığı artırır. Ayrıca öğrenme süreçlerine videonun dahil edilmesi öğrenenlerin motivasyonunu ve derslere katılımını da artırır.
Soru: Animasyon nedir?
Cevap: Ardışık görüntülerin belirli bir kare hızında görüntülendiği durumda ortaya çıkan hareket yanılsamasıdır.
Soru: Ekran kaydı nedir?
Cevap: Bir anlatıcı tarafından belirli bir süre boyunca düzenli aralıklarla ekran görüntülerinin alınarak video formatına dönüştürülmesidir.
Soru: Etkili ve verimli bir eğitim videosu hazırlarken dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?
Cevap: Konu kapsamlı ve karmaşık olmadığı sürece videolar ortalama beş dakika olacak şekilde planlanabilir. Ancak bir konu detaylı verilecekse veya bir uygulamanın kullanmasına yönelik anlatım yapılacaksa yirmi dakikadan uzun videolar da hazırlanabilir. Öğrenenlerin ilgisini canlı tutmak için enerjik ve coşkulu bir ses tonu kullanılmalıdır. İşitsel ve görsel unsurlar dengeli bir şekilde kurgulanmalıdır. Özellikle sunum formatında ekran kaydı alınacaksa çok metne yer verilmemeli, görsellerle desteklenmelidir. Öğrenenlere düşünmeyi teşvik etmek için anlatım esnasında kısa sorular sorularak etkileşimin yüksek tutulması sağlanabilir. Ayrıca öğrenenlerin daha sonra incelemeleri için ek öğrenme kaynaklarına yönlendirici karekodlar da dâhil edilebilir.
Soru: Kısa videolar çevrimiçi öğrenme ortamlarında neden tercih edilmektedir?
Cevap: Kısa videolar, karmaşık bilgileri basit ve çekici bir şekilde iletebilme, içerik sunumunda esneklik sağlama ve öğrenci katılımını artırma gibi birçok avantaja sahip olmaları nedeniyle çevrim içi öğrenme ortamlarında kullanılmaktadır.
Soru: Kısa videoların etkili olabilmesi için nelere dikkat edilmelidir?
Cevap: Kısa videoların etkili olabilmesi için önemli fikirleri vurgulama ve bilgiyi anlamaya yönelik bilişsel yükü azaltma gibi stratejilere odaklanmalıdır. Görsel ve işitsel unsurların kullanımıyla bilgiyi daha açıklayıcı hale getirmek de önemlidir. Öğrenenin aktif katılımını artırmak için videolar kısa tutulmalı, öğrenme hedeflerine odaklanılmalı ve güçlü bir konuşma tarzı benimsemelidir. Kısa videolara yol gösterici sorular, etkileşimli öğeler veya ilgili ev ödevleri eklenerek aktif öğrenme desteklenebilir.
Soru: Sunu hazırlarken dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir?
Cevap: Sunu hazırlarken dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar şunlardır:
<ul> <li>Hedef kitlenizi belirleyin/tanıyın. Öncelikle hedef kitlenizi tanımanız gerekmektedir. Yaşlarını, akademik geçmişlerini, önceki öğrenmelerini ve öğrenme stillerini anlamak içeriği oluşturmanıza rehberlik edecektir.</li> <li>Öğrenme çıktıları belirleyin. Sunu içeriğinin öğrenenlere ne kazandıracağını belirlemeniz gerekir. Bu aşamada öğrenme çıktılarını açıkça tanımlamalı ve iletmek istediğiniz önemli noktaları belirlemelisiniz.</li> <li>Dikkat çekici içerik hazırlayın. Metin ağırlıklı slaytlar yerine infografikler, diyagramlar, görseller, videolar ve sesler gibi ögeler dahil ederek çeşitlendirmelisiniz. Karmaşık konuları ve soyut durumları ifade etmek için gerçek dünyadan örnekler sunmalısınız. İçeriğinizi örnek olaylarla güçlendirebilirsiniz.</li> <li>Etkileşimli ögeler ekleyin. Öğrenenlerin öğrenme sürecine aktif olarak katılmalarını sağlamak için anketler, testler veya soru-cevap gibi etkinlikler eklemelisiniz.</li> </ul>
Soru: Çevrimiçi öğrenme ortamlarında etkileşim neyi ifade etmektedir?
Cevap: Çevrim içi öğrenme ortamlarında etkileşim öğrenenler ve çevrim içi ortamdaki içerikler arasında gerçekleşen diyalogu ifade eder.
Soru: Artırılmış gerçeklik nedir?
Cevap: Görüntüler, videolar veya bilgiler gibi bilgisayar tarafından oluşturulan içeriği gerçek dünya ortamına yerleştiren bir teknolojidir.
Soru: Çevrim içi öğrenme ortamlarında artırılmış gerçeklik kullanımının faydaları nelerdir?
Cevap: Çevrim içi öğrenme ortamlarında artırılmış gerçeklik kullanımının faydaları şunlardır:
Artırılmış gerçeklik, öğrenenlere bulundukları yerden bağımsız olarak içerik paylaşma olanağı sunar, aynı zamanda hızlı erişimle yüksek kaliteli, eğlenceli ve etkileşimli öğrenme deneyimlerine olanak tanır. Artırılmış gerçeklik, öğrenenlerin motivasyonunu, dikkatini ve güvenini artırarak öğrenmeyi destekler. Ayrıca, öğrenenlere sanal saha gezileri yapma ve binlerce kilometre uzaktaki fiziksel dünyayı deneyimleme şansı verir. Artırılmış gerçeklik, bilgisayar tarafından oluşturulan grafikleri gerçek dünya ortamına entegre etme yeteneği ile öğrenenlerin görsel grafik deneyimlerini değiştirme potansiyeline sahiptir.
Soru: Sanal gerçeklik nedir?
Cevap: Genellikle başa takılan bir cihaz (gözlük, kulaklık vb.) aracılığıyla deneyimlenen, bilgisayar tarafından oluşturulan sürükleyici ortamlar veya simülasyonlar yaratan bir teknolojidir. Kullanıcıların sanal dünyayla etkileşime girmesine ve içinde gezinmesine olanak tanıyarak gerçek veya hayali bir ortamı kopyalamayı amaçlamaktadır.
Soru: Artırılmış gerçeklik ile sanal gerçeklik arasındaki fark nedir?
Cevap: Artırılmış ve sanal gerçeklik birbirine benziyor gibi gözükse de birbirinden farklı teknolojilerdir. Artırılmış gerçeklikte dijital nesneler mevcut fiziksel ortama yerleştirilir. Sanal gerçeklik ise fiziksel çevre bilgisayar tarafından oluşturulan bir ortamla değiştirilerek tamamen simüle edilen bir dijital ortamı ifade eder.
Soru: Temel tasarım ilkeleri nelerdir?
Cevap: Zıtlık, denge, vurgu, hiyerarşi, bütünlük, beyaz alan temel tasarım ilkeleridir.
Soru: Zıtlık ilkesi neden önemlidir?
Cevap: Zıtlık, tasarım öğeleri arasında belirgin boşluklar ve farklılıklar yaratarak görsel etki oluşturur. Bu etki, tasarımın öğrenen üzerinde güçlü bir izlenim bırakmasını ve hafızada kalmasını sağlar. Özellikle yazı tipi kullanımında zıtlığın anlaşılması önemlidir çünkü yazı tipinin ağırlığı ve boyutu arasındaki dengeyi belirler. Zıtlığın sağlanması, arka plan ile öğelerin renk açısından belirgin bir farka sahip olması gerektiği anlamına gelir. Tasarımda birden fazla yazı tipi kullanmak, mesajın netliğini ve odaklanmasını zayıflatabilir. Bu nedenle, genellikle güçlü bir zıtlık elde etmek için iki farklı yazı tipinin tercih edilmesi önerilmektedir. Yazı tiplerinin aşırı kullanımı, tasarımın amacını belirsizleştirebilir ve karmaşıklığa neden olabilir.
Soru: Vurgu ilkesinin amacı nedir?
Cevap: Vurgu, dikkat çekme ve bir odak noktası oluşturma amacı taşır. Vurgu ilkesi, belirli tasarım ögelerinin diğerlerine görsel olarak üstün gelmesini sağlayarak onların öne çıkmasını ve ilgi çekmesini amaçlar.
Soru: Tasarımda hiyerarşi nedir?
Cevap: Tasarımda hiyerarşi, öğelerin önem düzeylerine göre düzenlenmesini ifade eder.
Soru: Tasarımda bütünlük nedir?
Cevap: Bütünlük, tasarım ögelerinin ve ilkelerinin birliğini ifade eder; yani, bu öğelerin doğru zamanda ve doğru ölçülerde nasıl kullanılması gerektiğini açıklar.
Soru: Tasarımda beyaz alanın önemi nedir?
Cevap: Beyaz alan, belirli içerikleri veya bölümleri vurgulamak ve tasarımın öğelerini ayırt etmeyi kolaylaştırmak gibi önemli işlevlere sahiptir. Özellikle tipografi gibi alanlarda, beyaz alanın kullanımı, büyük ve küçük harflerin daha okunaklı olmasına katkıda bulunur. Çünkü küçük harflerin etrafındaki beyaz alanın çeşitliliği, hızlı anlama sürecine destek sağlar. Beyaz alanın kullanımı, tasarıma nefes aldırır ve öğrenenin odaklanması gereken alanları belirlemesine yardımcı olur. Beyaz alan, herhangi bir tasarımın odak noktasına eklenmesi gereken önemli bir ögedir. Beyaz alanın göz ardı edildiği aşırı doygun tasarımlar genellikle karmaşıklık ve amacın kaybına neden olabilir.
Soru: Gestalt ilkelerinin tasarımdaki önemi nedir?
Cevap: Gestalt ilkelerinin tasarımdaki önemi şu şekilde özetlenebilir:
<ul> <li>Tasarımınızı temiz ve düzenli hale getirerek ilgili unsurları bir arada gruplar.</li> <li>Çevrim içi öğrenme ortamlarını iyileştirmek için ögeleri kullanıcı dostu bir şekilde düzenler.</li> <li>Görsel açıdan çekici tasarımlarla dikkat çeker ve etkileşimi artırır.</li> <li>Modern tasarım ve kullanıcı arayüzü, görsel hiyerarşi ilkesine dayanır. Boyut, renk ve yerleşimi kullanarak mantıklı bir bilgi hiyerarşisi oluşturur.</li> </ul>
Soru: Gestalt ilkeleri nelerdir?
Cevap: Gestalt ilkeleri yakınlık, benzerlik, tamamlama, devamlılık, simetri ve şekil-zemin ilişkisi ilkeleri şeklinde ele alınabilir.
Soru: Dijital görsel içerik geliştirme sürecinin adımları nelerdir?
Cevap: Dijital görsel içerik geliştirirken altı adımdan yararlanılabilir. Bu adımlar sırasıyla planlama ve araştırma, görsel senaryo taslağı, tasarım, etkileşimli ögeler ekleme, düzenleme ve iyileştirme ve yayınlamadır.
Soru: Çevrim içi öğrenmeye yönelik görseller oluşturmak için çeşitli grafik tasarım ve görsel düzenleme programları nelerdir?
Cevap: Adobe Photoshop, Adobe Illustrator, Canva, Prezi, Photoscape, Gimp, Piktochart, Easelly, Fotor, Inscape ve Venngage bu uygulamalardan bazılarıdır.
Soru: Video hazırlamada kullanılabilecek uygulamalar nelerdir?
Cevap: Prezi Video, Camtasia Studio, Adobe Presenter bu uygulamalardan bazılarıdır.
Soru: Animasyon oluşturmada kullanılabilecek uygulamalar nelerdir?
Cevap: Powtoon, Vyond bu uygulamalardan bazılarıdır.
Soru: Etkileşimli içerik hazırlamada kullanılabilecek uygulamalar nelerdir?
Cevap: HP5, Articulate Storyline 360, Articulate Rise, Adobe InDesign bunlardan bazılarıdır.
Soru: Çevrimiçi öğrenme ortamlarında doğru medya seçiminde yanıt aranan sorular nelerdir?
Cevap: Doğru medya seçiminde yanıt aranan sorular şunlardır:
<ul> <li>Bu öğrenme kaynağı öğrenme çıktılarını uygun mu?</li> <li>Bu öğrenme kaynağı öğrenenlerin temel kavramları anlamalarına yardımcı olacak mı?</li> <li>Öğrenenler bu öğrenme kaynağına erişebilecekler mi?</li> <li>Öğrenenlerin konuyla ilgili önceki bilgi ve deneyimleri nelerdir?</li> <li>Kendi kendine öğrenme becerileri nasıldır?</li> <li>Öğrenme kaynağı dersin konusu bağlamında ilgi çekici mi?</li> <li>Öğrenme kaynağı geri bildirim fırsatları içeriyor mu?</li> <li>Bu öğrenme kaynağı çevrim içi öğrenme ortamında yayınlanabiliyor mu?</li> <li>Çeşitli cihazlarda ve düşük internet hızında öğrenme kaynaklarına erişim sağlanabiliyor mu?</li> <li>Öğrenme kaynağının kullanılması teknik beceri gerektiriyor mu?</li> </ul>
Ünite 6
Soru: Öğrenme Yönetim Sistemi nedir?
Cevap: Öğrenme Yönetim Sistemleri (ÖYS) yüz yüze ve uzaktan öğrenme ortamlarında kullanılan öğrenme süreçlerini ve öğrenenlerin öğrenme deneyimlerini zenginleştiren, bunun yanında öğretenler için de öğretim tasarım süreçlerini yönetmede avantajlar sağlayan bir sistemdir. ÖYS öğrenenlerin öğrenme kaynaklarına, ders veya derslerine ulaşmalarını sağlayan, derse kaydolma, öğrenme sürecini planlama, uygulama ve değerlendirmeyi kapsayan yazılımlar veya web tabanlı ortamlardır.
Soru: Ders tasarımında Öğrenme Yönetim Sistemlerinin faydaları nelerdir?
Cevap: ÖYS’lerin faydaları şunlardır:
<ul> <li>ÖYS öğretene içerik geliştirme ve öğretim sürecini planlama olanağı sunar.</li> <li>Öğrenen başarısını değerlendirme ve derse katılımını izlemeyi kolaylaştırır.</li> <li>Öğrenenlerin öğretenle ve birbirleriyle olan etkileşimini artırmak için tartışma, sohbet ve es zamanlı oturumlar gibi olanaklar sağlar.</li> <li>Fiziksel sınırları ortadan kaldırarak öğrenenler ve öğretenler için erişilebilir bir öğrenme deneyimi oluşturur.</li> <li>Öğretenin ders içi etkileşim için öğrenenlere hızlı ve bireysel geri bildirim verebilmesini kolaylaştırır.</li> <li>Öğretenlere ve yöneticilere öğrenen kayıtları, kullanıcı erişimleri, bildirim ve sertifika yönetimi gibi konularda verimli bir yönetim sağlar.</li> <li>ÖYS’ler dijital öğrenme kaynakları olması nedeniyle eğitim materyallerindeki maliyeti azaltır.</li> <li>Çevrimiçi ortamda öğrenme sürecinin kişiselleştirilmesine yardımcı olur.</li> </ul>
Soru: ÖYS’de ders ve modül planlama sürecinin aşamaları nelerdir?
Cevap: ÖYS’de ders ve modül planlama sürecinin aşamaları şunlardır:
<ul> <li>Dersin amacını belirlemek</li> <li>Ders içeriğini belirlemek</li> <li>Dersin öğretim yapısını belirlemek</li> <li>Dersin öğretim materyallerini hazırlamak</li> <li>Dersi değerlendirmek</li> </ul>
Soru: Senkron ders nedir?
Cevap: Senkron ders; öğrenenlerin ve öğretenin farklı mekanlardan çevrimiçi bir platformda aynı anda dersi takip ettiği bir öğrenme sürecidir. Dersin sunuş veya buluş yoluyla yapılandırılmış olmasının önemli olmadığı, öğretenin öğrenenlerle dersi aynı anda işlediği ve etkileşim içinde olduğu bir süreçtir. Senkron derslerde öğrenenlerin dersin işleneceği saati önceden bildikleri için o saatte derste hazır olmaları beklenir.
Soru: Asenkron ders nasıl işlenir?
Cevap: Asenkron ders ise öğrenenlerin kendi öğrenme hızlarına ve isteklerine göre çevrimiçi öğrenme ortamında dersi takip edebildikleri bir öğrenme sürecidir. Asenkron derslerde senkron derslerin tam karşıtı olarak öğrenenler ve öğretenler aynı zaman diliminde öğrenme sürecinde aktif olmak zorunda değildir. Herhangi bir şekilde canlı derslere katılım zorunlu veya gerekli değildir. Bu derslerde öğrenenler tüm ders içeriklerine kendi öğrenme hızlarına göre esnek bir şekilde erişebilirler. Bu ders türünde öğrenenler birbirleriyle ve öğretenle eş zamanlı bir etkileşime girmesi beklenmez. Bununla birlikte ders içindeki öğrenme etkinlikleri ve alıştırmalarla öğrenenlerin birbirleriyle eş zamansız etkileşimleri planlanabilir.
Soru: Bir dersin senkron olarak mı yoksa asenkron olarak mı yürütüleceği neye bağlıdır?
Cevap: Bir dersin senkron olarak mı yoksa asenkron olarak mı yürütüleceği dersin müfredatı ve hedefleri, öğrenenlerin öğrenme ihtiyaçları, öğrenme ortamının özellikleri, öğretenlerin derse yönelik analizleri ve dersin içinde yer aldığı programın özellikleri ve gereklilikleri gibi birçok değişkene bağlıdır.
Soru: Senkron derslerin avantajları nelerdir?
Cevap: Senkron derslerde öğrenenler birbirleriyle ve öğretenle aynı zaman diliminde bir araya gelebildikleri için etkileşim oranları daha yüksektir. Bu durum öğrenenlerin derse olan motivasyonlarını artırırken derse karşı olumlu tutum ve öğrenme sürecine bağlılık geliştirmelerini sağlar. Bununla birlikte öğrenenler senkron ders esnasında öğretenden anında geri bildirim alabildikleri için öğrenme deneyimleri olumlu bir şekilde pekiştirilmiş olur. Bir diğer avantaj oluşturan durum ise senkron derslerde öğrenenler haftanın belirli gün ve saatinde bu derslere katılım göstermek zorunda oldukları için öğrenme deneyimi sürecinde daha disiplinli davranmaları gerekebilir ve bu durum ders içinde daha öz-disiplin geliştirmeleri için onları motive edebilir.
Soru: Senkron derslerin dezavantajları nelerdir?
Cevap: Öğrenenlerin yetişkin olduklarını düşünürsek senkron derslerin yapılacağı saatler onların gün içindeki başka sorumlulukları ile çakışabilir ve derslere katılmaları mümkün olmayabilir. Derslere katılımın zorunlu olduğu durumlarda ise programları uygun olmayan yetişkin öğrenenler esnek bir öğrenme sürecine sahip olmadıkları için motivasyonlarını kaybedebilir ve bu şartlarda dersi bırakmalar gerçekleşebilir. Buna ek olarak bir diğer dezavantaj oluşturacak durum ise senkron dersler için öğrenenlerin fiziksel ve teknolojik donanımlarının yetersiz olmasıdır. Öğrenenlerin sahip olduğu internet altyapısının yetersiz olması, kamera, mikrofon ve bilgisayar gibi teknolojik donanımlarının olmaması veya eksik olması senkron derslere katılımlarda dezavantajlı gruplar oluşmasına neden olabilir. Ayrıca bu durum kalabalık gruplarda ise dersi sunan kurum için de veri depolanması sorunları oluşturabilmektedir. Senkron derslerde özellikle kamera ve sesli katılımın zorunlu veya açık olduğu durumlarda çok fazla veri oluştuğu için bu ders kayıtlarının nerede, nasıl ve kimin kontrolü altında depolanacağı da eğitim sağlayıcılar ve kurumlar adına maliyet açısından göz ardı edilmemesi gereken bir noktadır.
Soru: Asenkron derslerin avantajları nelerdir?
Cevap: Asenkron derslerin en önemli avantajlarından biri öğrenenlere zaman konusunda çok büyük bir esneklik sağlamasıdır. Herhangi bir zaman diliminde öğrenme ortamına girmek ve derse katılmak zorunda olmayan öğrenenler esnek hareket edebilirler. Ayrıca kendi öğrenme arzularına ve hızlarına göre öğrenme ortamında ve ders materyalleri arasında hareket edebilen öğrenenler kendi öğrenme sorumluluklarını alarak özgürce öğrenme deneyimlerini şekillendirebilirler. Bu durum onların daha fazla öz-yönetim becerilerinin gelişmesine katkı sağlayacağı gibi derse ve kendi öğrenme deneyimlerine doğru keşfe çıkmalarını destekler.
Soru: Açıklayıcı öğretim stratejisi nedir?
Cevap: Açıklayıcı (explanatory) öğretim stratejisi; bir öğretenin bilgiyi doğrudan aktardığı, genellikle yoğun ve karmaşık içeriklerin öğretiminde tercih edilen ve öğretenin ayrıntılı bir şekilde ders içeriğine yönelik açıklamalarda bulunduğu bir öğretim stratejisidir.
Soru: Keşfedici öğretim stratejisi nedir?
Cevap: Keşfedici (exploratory) öğretim stratejisi; öğrenenlerin dersin öğrenme çıktılarına ulaşmalarını sağlamak için kendi keşfetme süreçlerini destekleyen, öğretenin ise daha çok bir rehber veya fırsat sağlayıcı pozisyonunda olduğu bir öğretim stratejisidir.
Soru: Rehber gözetimli model ile kendi hızında öğrenme modeli arasındaki fark nedir?
Cevap: Rehber gözetimli model, öğrenenlere daha fazla yönlendirme ve değerlendirme sağlarken, kendi hızında öğrenme modeli, öğrenenlere daha fazla özgürlük ve esneklik sunmaktadır. Bu durumda, öğrenenler rehber gözetimli öğrenme modelinin sunduğu yapı ve desteğe ihtiyaç duyarken bazı öğrenenler ise kendi hızlarında ve kendi seçtikleri şekilde öğrenmeyi tercih edebilirler.
Soru: Rehber gözetimli öğrenme modeli nedir?
Cevap: Rehber gözetimli öğrenme modeli, öğrenenlere belirli bir konuda rehberlik eden bir öğretenin veya rehberin gözetiminde gerçekleşen bir öğrenme sürecidir.
Soru: Rehber gözetimli öğrenmenin temel özellikleri nelerdir?
Cevap: Rehber gözetimli öğrenmenin temel özellikleri; yönlendirme ve kontrol, sınırlı öğrenme hızı, yakın iletişim ve düzenli değerlendirme olarak açıklanabilir. Yönlendirme ve kontrol; öğreten, öğrenenlere belirli bir konuyla ilgili olarak rehberlik eder ve öğrenenler öğrenme süreci boyunca öğreten tarafından belirlenen hedeflere ulaşmaları için yönlendirilirler. Sınırlı öğrenme hızı; öğrenenler, genellikle belirli bir müfredat takvimine göre ilerlerler. Her öğrenenin aynı hızda öğrenmesi ve ilerlemesi beklenir. Yakın iletişim; öğrenen ve öğreten arasında yakın bir iletişim kurulur. Öğreten, öğrenenin ihtiyaçlarını değerlendirir ve ona özel olarak rehberlik sağlar. Düzenli değerlendirmede ise öğrenenlerin ilerlemesi düzenli olarak öğreten tarafından değerlendirilir. Sınavlar, ödevler ve diğer değerlendirme araçları kullanılarak öğrenenin başarısı izlenir.
Soru: Rehber gözetimli öğrenme modelinin dezavantajları nelerdir?
Cevap: Rehber gözetimli öğrenme modelinin bazı olumsuz yönleri ise öğreten için daha fazla zaman ve kaynak gerektirir. Tüm öğrenenlere hitap eden bir model olmadığı için herkese uygun olmayabilir. Öğrenme süreci öğretenin becerilerine ve deneyimlerine bağlı olarak zenginleştiği için farklı öğreten gruplarında aynı verimlilikle sonuç alınmayabilir.
Soru: Kendi hızında öğrenme modeli nedir?
Cevap: Kendi hızında öğrenme modeli, öğrenenlere belirli bir konuda kendi hızlarında ilerleme ve öğrenme özgürlüğü tanıyan bir yaklaşımdır.
Soru: Kendi hızında öğrenme modelinin avantajları nelerdir?
Cevap: Kendi hızında öğrenme modelinin bazı avantajlı yönlerinden biri öğrenenlere esneklik ve özerklik sağlar. Öğrenenlerin bireysel öğrenme stillerine göre kendi öğrenme süreçlerini yönetmelerine olanak sağlar. Buna ek olarak, öğrenenlerin kendi öğrenmelerinden sorumlu olmalarını sağlar ve öz-yönetimli öğrenme becerileri geliştirmelerine fırsat oluşturur.
Soru: Kendi hızında öğrenme modelinin temel özellikleri nelerdir?
Cevap: Kendi hızında öğrenme modelinin temel özellikleri hız ve esneklik, özgür ilerleme, uzaktan eğitim ve kişiselleştirilmiş değerlendirme olarak sıralanabilir. Hız ve esneklik; öğrenenlere kendi hızlarında öğrenme fırsatı verilmesi ve her öğrenenin, konuları kendi hızında anlama ve öğrenme imkanına sahip olması şeklinde yorumlanabilir. Özgür ilerleme; öğrenenler, belirli bir müfredat takvimine bağlı olmadan ilerlemesidir. Öğrenenler ilgilendikleri konulara daha fazla zaman ayırabilir veya hızlı öğrendikleri konularda ileri gidebilirler. Uzaktan eğitim ise; çoğu zaman, kendi hızında öğrenme, uzaktan eğitim veya dijital öğrenme platformları aracılığıyla gerçekleşmesini ifade eder. Öğrenenler, çevrimiçi kaynaklara ve materyallere erişim sağlarlar. Kişiselleştirilmiş değerlendirmede ise öğrenme sürecinin sonunda değerlendirmenin genellikle bireysel olarak gerçekleşmesidir. Öğrenenler, öğrenme hedeflerini kendi belirler ve kendi ilerlemelerini değerlendirirler.
Soru: Ders izlencesi oluşturmanın önemi nedir?
Cevap: Ders izlencesi oluşturmanın önemi şu şekilde sıralanabilir:
<ul> <li>Düzen ve Yapı Sağlama</li> <li>Hedef Belirleme ve İlerlemenin Takibi</li> <li>Eğitim Materyallerini Planlama</li> <li>Öğrenci Katılımını Artırma</li> <li>Zaman Yönetimi Sağlama</li> <li>Esneklik ve Uyarlanabilirlik</li> <li>İletişimi Güçlendirme</li> </ul>
Soru: Öğrenen deneyimi tasarımı nedir?
Cevap: Öğrenen deneyimi tasarımı, öğrenenlerin öğrenme süreçlerini iyileştirmek için nasıl bir deneyim yaşayacaklarını planlayan ve tasarlayan sistematik bir yaklaşımı benimseyen bir süreçtir.
Soru: Öğrenen deneyimi tasarımının amacı nedir?
Cevap: Öğrenme deneyimi tasarımı öğrenenlerin ihtiyaçlarını, ilgi alanlarını ve hedeflerini göz önünde bulundurarak, onların öğrenmesini en üst düzeye çıkaracak şekilde öğrenme sürecini daha etkili, ilgi çekici ve anlamlı hale getirmeyi amaçlar.
Soru: Ders planlamada sürecinde öğrenen deneyimi tasarımına odaklanmanın yolları nelerdir?
Cevap: Ders planlamada sürecinde öğrenen deneyimi tasarımına odaklanmanın yolları aşağıda sıralanmaktadır:
<ul> <li>Ders hedeflerini öğrenenlerin ihtiyaçlarını ve hedeflerini göz önünde bulundurarak belirlemek.</li> <li>Öğrenenlerin aktif olarak katılmalarını ve öğrenmeye katkıda bulunmalarını sağlayacak şekilde ders etkinlikleri tasarlamak.</li> <li>Öğrenenlerin öğrenmelerini geliştirmek için geri bildirim toplamak ve kullanmak.</li> <li>Öğrenmeyi geliştirmek için öğrenme sürecine teknolojiyi entegre etmek.</li> <li>Öğrenmenin etkili bir şekilde değerlendirilmesi için çeşitli yöntemler kullanmak.</li> </ul>
Soru: Yaşantısal uzaklık nedir?
Cevap: Yaşantısal uzaklık; öğrenen ve öğreten arasındaki iletişimsel uzaklıktır.
Soru: Yaşantısal uzaklığı açıklayan bileşenler nelerdir?
Cevap: Kuram diyalog, yapı ve özerklik olmak üzere üç farklı değişkenle üzerinden açıklanmaktadır. Diyalog, öğrenenler arasındaki etkileşimleri, bilginin yaratılmasını ve öğrenenin anlayışını kapsar. Yapı, eğitim programının bireysel öğrenen ihtiyaçlarına ne ölçüde yanıt verdiğini ölçer. Hedefler, uygulama planları ve değerlendirme yöntemleri yapı değişkeni tarafından tanımlanır. Öte yandan, özerklik öğrenme-öğretme ilişkilerini kapsar. Özerklik, öğrenenin hedeflerini, öğrenme prosedürlerini, mevcut kaynakları belirlemesini ve öğrenme sürecini kontrol etmesini içerir.
Soru: Diyalog, yapı ve özerklik değişkenleri arasındaki etkileşim etkileşimsel uzaklığı nasıl etkilemektedir?
Cevap: Bu üç değişken arasındaki etkileşim etkileşimsel uzaklığın artmasına veya azalmasına yol açar. Diyalog arttıkça yaşantısal uzaklık azalırken, yapı azaldıkça yaşantısal uzaklık azalmaktadır. Tersine, diyalog azaldıkça ve yapı arttıkça yaşantısal uzaklık artar. Eğer bir eğitim programı yüksek düzeyde yapılandırılmışsa ve diyalogdan yoksunsa veya öğrenen ile öğreten arasında minimum diyalog varsa, yaşantısal uzaklık da buna bağlı olarak artacaktır. Bu nedenle, özerkliğin azaltılması ve iletişim ortamlarının artırılması, öğrenen ve öğreten arasındaki diyaloğu artıracak ve sonuçta istenen sonuç olan yaşantısal uzaklık azalacaktır.
Ünite 7
Soru: Ölçme süreci, farklı alanlarda ve bağlamlarda değişse de genel olarak paylaşılan ortak adımlar nelerdir?
Cevap: 1. Öçülmesi Hedeflenen Öğrenme Amaçlarının Belirlenmesi
2. Ölçme Araçlarının Seçilmesi
3. Ölçmenin Gerçekleştirilmesi
4. Ölçme Sonuçlarının Kaydedilmesi
5. Sonuçların Analiz Edilmesi
6. Ölçme Sürecinin Raporlanması
Soru: Değerlendirme sürecinin bileşenleri nedir?
Cevap: Değerlendirme süreci; ölçme, ölçüt ve karar bileşenlerinden oluşur
Soru: Eğitim alanında ölçme ve değerlendirme kavramları arasındaki fark nedir?
Cevap: Ölçme ve değerlendirme kavramları, eğitim
alanında sıklıkla birbirinin yerine kullanılmak-
tadır. Ancak bu iki kavram, farklı anlamlara ve
amaçlara sahiptir. Ölçme, bir özelliğin miktarını
belirlemeyi amaçlarken; değerlendirme, bir karar
verme sürecini ifade eder.
Soru: Değerlendirmenin temel amaçları nelerdir?
Cevap: •
Öğrenenlerin öğrenme çıktılarına ne düzeyde ulaştıklarını belirlemek,
•
Öğrenen performansını ve başarısını değerlendirmek,
•
Öğrenenlerin ilerleme durumlarını takip etmek,
•
Öğrenenlerin güçlü ve zayıf oldukları alanları belirlemek,
•
Öğrenme sürecini desteklemek amacıyla öğrenenlere geri bildirim sunmak,
•
Öğretme yöntemleri ve stratejilerinin geliştirilmesi için bilgi sağlamak,
•
Karar alma süreçlerine destek sunmak,
•
Hesap verilebilirliği sağlamak,
•
Öğretmenlerin, programların ve eğitim sistemlerinin etkinliğini değerlendirmek,
•
Adaleti ve eşitliği sağlamak,
•
Politikaları şekillendirmek.
Soru: Öğrenme çıktılarının içermesi gereken unsurlar nelerdir?
Cevap: Öğrenme çıktıları şu unsurları içermelidir:
-Gösterilecek performansı tanımlayan bir fiil
- Gerçekleşecek öğrenmeyi belirten bir ifade
-Kabul edilebilir performans için kriter veya standardı yansıtan bir ifade
Soru: Yenilenmiş Bloom Taksonomisi Bilişsel Alan Aşamaları nelerdir?
Cevap: Hatırlatma- Anlama-Uygulama-Analiz-Değerlendirme-Yaratma
Soru: Duyuşsal alan taksonomisinin aşamaları nelerdir?
Cevap: Alma- Tepkide bulunma-Değer verme-Örgütleme-Kişilik haline getirme
Soru: Psikomotor alan taksonomisinin aşamaları nelerdir?
Cevap: Taklit etme-Manipülasyon-Netleştirme-Duruma uydurma-Ustalaşma
Soru: Öğrenen değerlendirmelerinde bağıl değerlendirme hangi durumlarda tercih edilmelidir?
Cevap: Öğrenenler arasından seçme ve sıralama gereken durumlarda bağıl değerlendirme tercih edilmelidir
Soru: Öğrenen değerlendirmelerinde mutlak değerlendirme hangi durumlarda tercih edilmelidir
Cevap: Öğrenme sürecine, yetenek ve yeterlilik belirleme, bilgi ve beceri düzeyini belirleme konularında mutlak değerlendirme kullanılmalıdır.
Soru: Özetleyici (Summative) Değerlendirmenin temel amacı nedir?
Cevap: Özetleyici değerlendirmenin temel amacı, bir öğretim birimi sonunda öğrenenlerin öğrenme çıktılarına ulaşma durumlarını bir standart veya ölçütle karşılaştırarak değerlendirmektir.
Soru: Bir sınavın taşıması gereken özellikler nelerdir?
Cevap: İyi bir sınavın geçerlik, güvenirlik, doğruluk ve
kullanışlılık özelliklerini göstermesi beklenir
Soru: Bir sınavın geçerlilik ve güvenirliliği arasındaki bağlantı nedir?
Cevap: Geçerlik için güvenirlik ön koşuldur. Geçerli bir ölçme aracı aynı zamanda güvenilirdir ancak güvenilir bir araç geçerli olmayabilir.
Öğrenenlerin kaygı seviyesini ölçmeyi amaçlayan bir anket tasarladığımızı varsayalım. Anketin her seferinde benzer sonuçlar üretmesi, anketin güvenilir olduğunu gösterir. Ancak anket, kaygının farklı boyutlarını kapsamıyor veya tam olarak ölçmüyorsa anketin geçerliğinin düşük olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle elde edilen güvenilir sonuçlar, öğrenenlerin gerçek kaygı düzeyini tam olarak yansıtmayabilir. Bu durumda, güvenilir ancak geçerli olmayan bir ölçüm aracı söz konusudur.
Soru: Ölçme ve değerlendirme sürecinde kullanılan geleneksel araç ve teknikler nelerdir?
Cevap: -Objektif sınavlar ( Doğru/Yanlış Soruları, Kısa Cevaplı Sorular, Eşleştirme Soruları, Çoktan Seçmeli Sorular)
- Yapılandırılmış Yanıtlı Sınavlar( Yazılı Sınavlar / Açık Uçlu Sorular)
Soru: Ölçme ve değerlendirmede alternatif araç ve teknikler nelerdir?
Cevap: Alternatif araç ve teknikler kapsamında proje, performans değerlendirme, portfolyo ve rubrik sayılabilir
Soru: Popham (2001)’ın öğrenen değerlendirmesinde kaliteyi artırmak amacıyla
önerdiği ilkeler nelerdir?
Cevap: Öğrenenlerin değerlendirilmesinde mümkün olduğunca az sayıda test kullanılmalı, ancak bu testler öğrenme çıktılarını ölçecek yeterlikte olmalıdır.
•
Öğrenenlerin geri bildirimleri, öğrenme sürecini geliştirmek için değerlendirme aracı olarak kullanılmalıdır. Bu geri bildirimler, öğretmenlerin öğrenenlerin ihtiyaçlarına daha iyi cevap verebilmelerini sağlar.
•
Değerlendirme sürecinde düzenli olarak eğitsel değeri olan ölçümler yapılmalıdır. Bu, öğrenenlerin ilerlemesini takip etmek ve öğretim programlarını geliştirmek için önemlidir.
•
Öğrenenlerin değerlendirilmesinde farklı ölçme araçları ve tekniklerinin kullanılması gerekmektedir. Bu, öğrenme çıktılarının niteliğini tam olarak belirlemek ve öğrenenlerin farklı becerilerini ve yeteneklerini değerlendirmek için önemlidir.
Soru: Nicol ve McFarlane-Dick’e (2006) göre, öğretmenler için geri bildirim neleri sağlar ?
Cevap: Nicol ve McFarlane-Dick’e (2006) göre,
öğretmenler için geri bildirim şunları sağlayabilir:
•
Öğrenme engellerini daha açık ve net bir
şekilde görmelerine yardımcı olur.
•
Öğrenenlerin mevcut performans düzeyi
hakkında somut kanıtlar sunar.
•
Öğretim stratejilerinin öğrenenlerin şu anki
öğrenme seviyelerine göre ayarlamasına olanak tanır.
Soru: Öğrenenler için geri bildirimin sağladıkları nelerdir?
Cevap: Öğrenenler için geri bildirim aşağıdaki faydaları
sağlayabilir (Nicol ve McFarlane-Dick, 2006):
•
Kendi öğrenme süreçlerini kontrol etme yeteneği kazandırarak öz-düzenleyici öğrenenler olmalarına yardımcı olur.
•
Kendi performanslarını izleme ve düzenleme sürecine aktif katılımlarını sağlar.
•
Performansları hakkındaki belirsizliği azaltabilir. Kavram yanılgılarını veya uygun olmayan stratejileri düzeltmeye yardımcı olabilir.
•
Daha yüksek motivasyon seviyelerine ve daha etkili stratejiler geliştirmelerine olanak tanır.
Soru: Geri bildirimin sahip olması beklenen özellikleri nelerdir?
Cevap: Hedefe yöneliktir
Standartlara dayalıdır
Zamanında sunulur
Açıklayıcıdır
Süreklidir
Kişiye değil, içeriğe odaklanır
Etkileşimi destekler
Yapıcıdır
Öz değerlendirmeyi teşvik eder
Soru: Bir öğretim tasarımcısının etkili ve verimli bir performans değerlendirme sürecini tasarlamak, geliştirmek ve uygulamak için hazırlaması beklenen bir eylem planı neler içermelidir?
Cevap: Bu eylem planı aşağıdaki unsurları içermelidir (Brown ve Green, 2019):
• Öğretim hedeflerini ve amaçları analiz edin; öğrenenlerin ulaşması gereken öğrenme çıktı(larını) belirleyin.
• Öğretim hedeflerine ve öğrenme çıktılarına göre, uygun değerlendirme türünü belirleyin.
• Öğrenen performansı hakkında veri toplamak için kullanılacak uygun değerlendirme tekniklerini tasarlayın ve geliştirin.
• Gerektiğinde, değerlendirme tekniklerinin uygulanmasında yardımcı olun; bu, verileri analiz etmeyi, öğrenenlerin başarılı olup olmadığını belirlemeyi ve veri analizinin sonuçlarına göre atılması gereken adımları kararlaştırmayı içerebilir.
Ünite 8
Soru: Program değerlendirme kavramı nedir?
Cevap: Program değerlendirme, bir organizasyonun
veya kurumun belirli bir programının etkinliğini,
başarısını, verimliliğini ve uygunluğunu ölçmek
için yapılan bir süreçtir.
Soru: Öğretim tasarımlarının değerlendirilmesinin temel nedeni nedir?
Cevap: Öğretim tasarımının değerlendirilmesinin merke-
zinde, eğitim hedeflerine ulaşılıp ulaşılmadığının
değerlendirilmesi yer alır. Bu, öğrencilerin prog-
ram hedeflerinde belirtilen istenen bilgi, beceri ve
tutumları edinip edinmediklerini değerlendirmeyi
içerir (Kirkpatrick, 1994).
Soru: Etkili bir eğitim programı hazırlamak için gerçekleşditirilmesi gereken
alt süreçler nelerdir?
Cevap: Döngüsel bir yaklaşımla sürekli olarak değerlendirme ve iyileştirme gerektiren bu alt süreçler şu şekildedir:
•
Öğrenme hedeflerinin belirlenmesi
•
İçerik analizi ve organizasyonu
•
Öğretim stratejilerinin seçimi
•
Teknoloji entegrasyonu
•
Öğrenme ortamının tasarımı
•
Öğrenci değerlendirmesi
•
Sürekli iyileştirme ve adaptasyon
Soru: Robert Gagne’nin Öğrenme Hiyerarşisi modelinin aşamaları nelerdir?
Cevap: Gagne, dokuz aşamalı öğretim modelini şu şekilde tanımlar: dikkat çekme, hedeften haberdar etme, ön koşul öğrenmeleri hatırlatma, uyarıcı materyal kullanma, öğrenmede rehber olma, performansa bakma, dönüt sağlama, değerlendirme, kalıcılığı ve transferi sağlama (Gagne, 1985).
Soru: Vygotsky’nin sosyal kültürel teorisine göre eğitimciler hangi öğretim stratejilerini kullanabilirler?
Cevap: Vygotsky’nin sosyal kültürel teorisi, öğrenmenin sosyal bir süreç olduğunu ve bireylerin sosyal etkileşim yoluyla öğrendiklerini vurgular (Vygotsky, 1978). Bu teori, “yakınsal gelişim alanı” kavramını tanıtır; bu, öğrencilerin kendi başlarına başaramayacakları ama rehberlik ve işbirliği ile başarabilecekleri görevleri ifade eder. Öğretim stratejilerinde bu teoriye dayanarak, eğitimciler, öğrencileri desteklemek için işbirlikçi öğrenme, grup çalışmaları ve akran rehberliği gibi yöntemler kullanabilirler. Bu yaklaşım, öğrencilerin birbirlerinden ve eğitimcilerden öğrenmelerini teşvik eder.
Soru: Merrill’in öğretimin ilk ilkeleri teorisinin etkili öğretim tasarımı için beş ana prensibi nedir?
Cevap: Merrill’in öğretimin ilk ilkeleri, etkili öğretim tasarımı için beş ana prensibi tanımlar: problem merkezli öğrenme, etkinleştirme, gösterme, uygulama ve entegrasyon (Merrill, 2002).
Soru: John Sweller’in bilişsel yük teorisinin temel yaklaşımı nedir?
Cevap: Bilişsel yük teorisi ise öğrencilerin bilgi işleme kapasitelerinin sınırlı olduğunu ve öğrenme materyallerinin bu kapasiteyi aşmadan tasarlanması gerektiğini vurgular (Sweller, 2011). Bu teori, öğretim materyallerinin karmaşıklığını azaltarak ve gereksiz bilgileri çıkararak öğrencilerin bilişsel yükünü hafifletmeyi önerir.
Soru: Jonassen’ın yapılandırmacı öğrenme ortamları teorisine dayanarak öğrenme ortamlarının temel özellikleri nelerdir?
Cevap: Jonassen, yapılandırmacı öğrenme ortamlarının birkaç temel özelliğini belirtir. Bu özellikler arasında problem tabanlı öğrenme, öğrencilerin aktif katılımı, gerçek dünya bağlantıları, işbirlikçi öğrenme ve yansıtıcı düşünme yer alır.
Soru: Jonassen’ın yapılandırmacı öğrenme ortamlarının temel özelliklerinden biri olarak belirlediği Problem Tabanlı Öğrenmenin katkısı nedir?
Cevap: Problem Tabanlı Öğrenme: Öğrencilere gerçek dünya problemleri sunarak, onların
bu problemleri analiz etmelerini ve çözüm yolları geliştirmelerini sağlar. Bu yaklaşım,
öğrencilerin eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirir.
Soru: Eğitim sistemlerinde öğretim tasarımının sahip olması gereken kriterler nelerdir?
Cevap: Eğitim Teorileri ile Tutarlılık
Verilen Bağlam İçinde Analiz
Ayrıntılı Öğrenme Hedefleri
Kapsamlı ve Tüm Bireyler İçin Erişilebilir Tasarım
Teknolojinin Dahil Edilmesi
Sürekli İyileştirme
Soru: Kirkpatrick Program Değerlendirme Modelinin aşamaları nelerdir?
Cevap: Donald Kirkpatrick tarafından geliştirilen bu model, eğitim programlarının etkinliğini dört dü-
zeyde değerlendirir: tepki, öğrenme, davranış ve sonuçlar (Kirkpatrick, 1959).
Soru: Michael Scriven’ın program değerlendirme yaklaşımının aşamaları nedir?
Cevap: Michael Scriven, program değerlendirme konusunda formative (biçimsel) ve summative (so-
nuçsal) olmak üzere iki ana yaklaşımı tanımlar (Scriven, 1967).
•
Formatif Değerlendirme: Programın geliştirilme sürecinde gerçekleşir ve sürekli iyileştirme için geri bildirim sağlar.
•
Sumatif Değerlendirme: Programın tamamlandıktan sonra etkinliğini ve etkisini değerlendirmeye yöneliktir. Genellikle programın genel başarısını ölçmek için kullanılır.
Soru: Daniel Stufflebeam’ın program değerlendirme modeli olan CIPP Modelinin aşamaları nelerdir ?
Cevap: CIPP (Context, Input, Process, Product) Modeli, Daniel Stufflebeam tarafından geliştirilmiştir
ve program değerlendirmesi için kapsamlı bir çerçeve sunar (Stufflebeam, 2003).
•
Context (Bağlam): Programın ihtiyaçlarını
ve hedeflerini belirlemek için bağlam anali-
zi yapılır.
•
Input (Girdi): Kaynakların, stratejilerin ve
planların etkinliği değerlendirilir.
•
Process (Süreç): Programın nasıl uygulan-
dığını ve işletildiğini inceleyerek süreçlerin
etkinliği değerlendirilir.
•
Product (Ürün): Programın sonuçlarını ve
etkilerini değerlendirir.
Soru: Kapsamlı bir eğitim programı uygulama ve planlama açısından hangi temel aşamaları
takip etmelidir?
Cevap: 1. İhtiyaç Değerlendirmesi
2. Hedef Belirleme
3. İçerik Geliştirme
4. Hedef Kitle Belirleme
5. Programın Uygulanması
6. Kaynak Sağlama
7. Eğitmen Seçimi
8. Görsel ve İnteraktif Medya Kullanımı
9. Program Koordinasyonu
10. Program Değerlendirme
Soru: Değerlendirme sürecinin temel boyutlarından biri olan eğitim programlarının hazırlanması boyutunda ele alınması gereken anahtar noktalar nelerdir?
Cevap: İhtiyaç Analizi
Program Amaçlarının Belirlenmesi
İçerik Geliştirme
Hedef Kitle Seçimi
Eğitim Metodolojisinin Seçimi
Soru: Değerlendirme sürecinin üç temel boyutundan olan eğitim sonuçlarının ölçülmesi boyutunda ele alınması gereken anahtar noktalar nelerdir?
Cevap: Katılımcı Memnuniyeti
Bilgi ve Becerilerdeki Değişim
Davranışsal Değişiklikler
Organizasyonel Etki
Soru: Değerlendirme sürecinin temel boyutlarından olan Eğitim Sisteminin Etkinliği ve Verimliliğinin anahtar noktaları nelerdir?
Cevap: Eğitim Programlarının Kapsamlı Değerlendirilmesi
İhtiyaç Analizinin Doğruluğu
Eğitim Yatırımının Getirisi (ROI)
Soru: Eğitim programlarına katılacak kişilerin gereksinimlerinin tespit edilmesi için hangi yöntemler kullanılmaktadır ?
Cevap: Katılımcılar ile birebir görüşmeler yapılması,
•
Katılımcıların amirleri ile görüşmeler gerçekleştirilmesi,
•
Eğitim materyali ile ilgili diğer ilgili bireylerden fikir alınması,
•
Katılımcıların mevcut bilgi seviyelerinin testler yardımıyla ölçülmesi,
•
Anket formularının değerlendirilmesi yer almaktadır.
Soru: Davranış değişikliği için gereken dört temel şart, UX Design Programı bağlamında nasıl uygulanabilir ?
Cevap: Davranış değişikliği için gereken dört temel şart, UX Design Programı bağlamında şu şekilde uygulanabilir:
1. Değişim Arzusu: Katılımcının yeni tasarım yaklaşımlarını benimseme ve mevcut kullanıcı deneyimini iyileştirme konusunda istekli olması gerekir.
2. Bilgi ve Beceri: Katılımcının, UX tasarım prensipleri, araştırma yöntemleri, prototipleme araçları ve kullanıcı testleri gibi konularda yeterli bilgiye ve beceriye sahip olması önemlidir.
3. Uygun Ortam: Katılımcının, öğrendiklerini uygulayabileceği, test edebileceği ve geri bildirim alabileceği bir çalışma ortamına sahip olması gereklidir.
4. Ödüllendirme: Katılımcının, yeni kullanıcı deneyimi tasarımı uygulamaları ve iyileştirmeleri için tanınması ve ödüllendirilmesi teşvik edici olabilir.
Soru: Sonuç değerlendirme analizinde hangi ilkeler göz önünde bulundurulmalıdır?
Cevap: Sonuç değerlendirme, eğitim programlarının gerçek dünya etkilerinin kapsamlı bir analizini gerektirir.
Bu analiz sırasında, aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulmalıdır:
1. Kontrol Grubu Kullanımı: Eğitimin etkisini objektif bir şekilde ölçmek için, mümkünse kontrol
grubu kullanılmalıdır.
2. Zaman Verme: Sonuçların ortaya çıkması için yeterli zaman tanınmalıdır.
3. Önce ve Sonra Değerlendirme: Eğitimin etkilerini daha iyi anlamak için, mümkünse program
öncesi ve sonrası değerlendirmeler yapılmalıdır.
4. Değerlendirmeyi Tekrarlama: Eğitimin uzun vadeli etkilerini anlamak için değerlendirmeler uy-
gun zaman aralıklarında tekrarlanmalıdır.
5. Maliyet ve Faydalar: Eğitimin maliyeti ile elde edilen faydalar dikkatlice değerlendirilmelidir.
6. Kanıt ve İspat: Eğitimin sonuçları üzerindeki etkisi doğrudan ispatlanamıyorsa, mevcut kanıtlarla
yetinilmelidir.