Eğitici İçerik Tasarımı - Sorularla Öğrenelim

Ünite 1

Soru: İçerik kavramı nasıl tanımlanır?

Cevap: İçerik, eğitim amaçlarının gerçekleşmesi için kullanılan bilgi kümeleridir.


Soru: İhtiyaç nedir?

Cevap: İhtiyaç, ulaşılmak istenen kazanımlar ile bireylerde var olan durumlar arasındaki farklardır.


Soru: İhtiyaç türleri nelerdir?

Cevap: İhtiyaç türlerine yönelik kimi araştırmacılar sınıflandırmalar yapmışlardır. Bunların içerisinde Lee ve Roadman (1991) beş tür ihtiyaç türünden söz etmektedirler. Bu ihtiyaç türleri şu biçimde sıralanabilir:
Normatif ihtiyaç: Normatif ihtiyaç, genellikle uzmanlar tarafından belirlenen bir norm ya da standarta dayalı olarak oluşturulur. Bu standardın altına düşen her birey ya da grubun ihtiyaçları karşılanmalıdır.
Hissedilen/algılanan ihtiyaç: Bireylerin bir sorunu çözmek için ihtiyaç duydukları şeydir. Algılanan ya da hissedilen ihtiyaçlar, bireylerin bilgilerinden, deneyimlerinden ve çalıştıkları ortamdan etkilenmektedir. Bu ihtiyaçlar, bireyin algıladığı, ifade ettiği, neyi bilmediğini bildiği ihtiyaçlardır.
Açıklanan ya da talep edilen ihtiyaç: Birey- lerin daha etkin ya da verimli performans göstermeleri için üst düzey yönetimin belirlediği ihtiyaçlardır.
Karşılaştırmalı ihtiyaç: Bir kuruluştaki aynı görevi yerine getiren iki bölüm arasındaki farka dayalı olarak belirlenen ihtiyaçlardır. Başka bir deyişle belli bir standartlara bağlı kalmadan, iki benzer grup ya da bireyin karşılaştırılmasıyla tanımlanan ihtiyaçlardır.
Beklenen ya da gelecekteki ihtiyaçlar: Yüksek düzeyde performans elde etmek için bir kuruluşun öngördüğü ihtiyaçlardır.


Soru: İhtiyaç belirlenirken genellikle hangi dört adım veya bileşenden söz edilir?

Cevap: Alan yazında ihtiyaç belirlenirken genellikle dört adım ya da bileşenden söz edilir. Bunlar şu biçimde sıralanabilir:
<ul> <li> Amaçlar oluşturmak ve onları önem derecesine göre sıralamak, istenenleri belirlemek,
</li> <li> Her amacın var olan durumunu ya da var olan koşullarını belirlemek,
</li> <li> Amaçlar ile var olan durum arasındaki tutarsızlıkları belirlemek ve analiz etmek,
</li> <li> Tutarsızlıkları öncelik sırasına dizmek. Öncelikli tutarsızlıklar, ihtiyaç alanlarını oluşturmak.
</li> </ul>


Soru: İhtiyaç analizi ne demektir?

Cevap: İhtiyaç analizi, öğretimi ve öğretimi alan ya da alacak olan öğrenenlerin mevcut durumu ile olması gereken durumu arasındaki farkın, başka bir deyişle “nedir?” ile “ne olmalıdır?” arasındaki farkın belirlenerek, bu farkın değerlendirilmesi için izlenen süreçtir.


Soru: İhtiyaç analizi neden önemlidir?

Cevap: İhtiyaç analizi; kaynakların doğru bir biçimde kullanılmasını sağlaması, sorunların çözümünde önemli veriler sunması ve verilen eğitimlerin yeterliliklerinin ortaya konması bakımından önemlidir.


Soru: İhtiyaç belirlemeye yönelik üç aşamalı planda hangi aşamalar yer almaktadır?

Cevap: İhtiyaç analizi aşamaları ön belirleme (keşfetme), belirleme (veri toplama) ve son belirleme (kullanım) aşamalarından oluşmaktadır.


Soru: Alan yazında yaygın olarak kullanılan ihtiyaç analizi aşamaları hangileridir?

Cevap: Ayrıntılı biçimde düzenlenen üç aşamalı yapı ile birlikte alan yazında yaygın olarak kullanılan ihtiyaç analizi aşamaları aşağıdaki gibidir:
Aşama 1. Hazırlık
Aşama 2. Bilgi Toplama
Aşama 3. Bilgilerin Analizi
Aşama 4. Sonuçların Analizi


Soru: İhtiyaç analizinin ilk aşamasında neler yapılır?

Cevap: İhtiyaç analizi sürecinde hazırlık aşaması belirleyici özelliğe sahiptir. Bunun nedeni diğer tüm aşamaların hazırlıklarının bu aşamada gerçekleştirilmesidir. Başka bir deyişle bu aşamada yapılan bir hata tüm aşamaları etkileme özelliğine sahiptir. Bu aşama, çalışmanın ve çalışmada yer alacak kişilerin belirlenmesi sürecini kapsar. Aynı zamanda bu aşamada bilgi toplama kaynakları belirlenerek, bilgi toplama ilkelerinin geliştirilmesi ve önceliklerin belirlenmesi söz konusudur. Hazırlık aşamasında iletişim çok önemlidir. Buna göre, amaçlar belirlenip eylem planı yapılır. Bu planda ihtiyaç analizi çalışmasını kimler yapacak, hangi sorular yöneltilecek, sorular nasıl sorulacak, sorular kimlere yöneltilecek, bilgi toplama nasıl bir programda, ne kadar sürede gerçekleştirilecek, sonuçları kim inceleyip yorumla- yacak, ilgili kişiler kim olacak ve sonuç hakkında ilgili kişilerin bilmesi gereken konular neler olacak sorularına yanıt aranır.


Soru: İhtiyaç analizinin ikinci aşaması olan bilgi toplama aşamasında neler yapılır?

Cevap: Bilgilerin nasıl toplanacağına ilişkin ayrıntılı planlamanın yapıldığı aşama bilgi toplamadır. Hazırlık aşamasından farklı olarak ihtiyaç analizi sürecinin amaçlarına göre hazırlanan sorular, ihtiyacı belirlenecek kurumun misyonu, vizyonu ve hedefleri dikkate alınarak yeniden yapılandırılır. Bilgilerin gerçek anlamda toplanması, düzenlenmesi, sıralan- ması, gruplanması, bilgilerin/verilerin dosyalanması ve saklanması işlemleri bu aşamada gerçekleştirilir. Toplanan bilgiler çalışma örneklerine, programla ilgili araçlara, kayıtlara ve yönelik olmalı ve etkili ve verimli biçimde kullanılabilmelidir.


Soru: ihtiyaç analizinin üçüncü aşaması olan bilgilerin analizi aşamasında neler yapılmaktadır?

Cevap: Bilgilerin analizi aşamasında kullanılan veri toplama tekniğine göre bilgiler analiz edilir. Bu bölüm ayrıştırma, tanımlama, sıralama, bulguların yorumu, ihtiyacı ortaya çıkarmaya yönelik çalışmaları içerir. Tüm bilgiler gözden geçirilerek, sorunlar, koşullar ve yeni gelişmeler değerlendirilir. Bu bağlamda şu sorulara yanıt aranır:
<ul> <li> Eğitimden beklentiler nelerdir?
</li> <li> Beklenen hedeflerden hangileri gerçekleşmiş, hangileri gerçekleşmemiştir?
</li> <li> Hangi etkenler davranışların kazanılmadığını belirler?
</li> <li> Etkili davranışların kazanılması için başka neler yapılabilir?
Bilgilerin analizi aşamasında maliyet analizi, kapsam analizi, farklar analizi, betimsel istatistik gibi yollardan yararlanılabilir. Bu bağlamda ihtiyaçlar önceliklerine göre sıralanırken; mevcut durum ile hedeflenen durum arasındaki farklılığın boyutu, her ihtiyacı karşılamaktan etkilenecek insanların sayısı, ihtiyacın ciddiyeti ve önemi, bir hedefle birçok ihtiyacın karşılanıp karşılanamadığı, ihtiyaç karşılanmadığında olacak durumlar, hangi ihtiyacın önceliğinin giderileceği, gerekli araçlar ve alınacak destekleri dikkate alınır.
</li> </ul>


Soru: İhtiyaç analizinin dördüncü aşaması olan sonuçların analizi aşamasında neler yapılır?

Cevap: Sonuçların analizi aşamasında toplanan veriler analiz edildikten ve yorumlandıktan sonra, bulguları raporlamak gerekmektedir. Bu aşamada araştırmacı, bulguları gözden geçirir, olası neden-sonuç ilişkileri kurar ve elde ettiği sonuçları ve bu sonuçlara ilişkin çözüm içeren önerileri raporlaştırır. Raporda hazırlığın nasıl yürütüldüğü, hangi yöntemin neden seçildiği; ihtiyaç analizinin nasıl yapıldığı ve en önemlisi analizden ortaya çıkan olası neden-sonuç ilişkileri ve bu ilişkilerin ele alınabileceği çözümler yer almalıdır. Rapor basit, anlaşılır ve doğru biçimde oluşturulmalıdır. İhtiyaç analizi süreci tamamlandıktan sonra ilgili rapor ile ilgili ya raporu kabul etmek ya da bir şey yapmamak ya raporu kabul edip, programdaki diğer süreçlerin başlamasına olanak tanımak ya da raporu kabul etmek (ihtiyacın varlığını kabul etmek) ama daha başka kurum ve kuruluşlardan bilgi toplama yolunu seçerek, süreci uzatarak diğer aşamalara geçilmesini engellemek seçeneklerinden birisi seçilir ve uygulamaya konulur.


Soru: İhtiyaç analizi yaklaşımları nelerdir?

Cevap: İhtiyaç analizlerinin belirlenmesine yönelik olarak görev tanımlarının yapılması, iş analizlerinin hazırlanması ve çalışanların mesleki niteliklerinin belirlenmesi gereklidir. Bu nedenle ihtiyaç analizinin etkili biçimde yürütülmesi doğru ve yerinde yaklaşım ya da tekniklerin seçilmesine bağlıdır. İhtiyaç analizinde bilinen kimi yaklaşımlar vardır. Bu yaklaşımlar içerisinde en yaygın olanları farklar yaklaşımı, betimsel yaklaşım, analitik yaklaşım ve demokratik yaklaşımdır.


Soru: İhtiyaç analizinde farklar yaklaşımı neyi ifade etmektedir?

Cevap: Farklar Yaklaşımı: Bu yaklaşımda gözlenen (var olan) başarı ile beklenen başarı karşılaştırılır. Bu iki durumun karşılaştırılması sonucu elde edilen fark, eğitim gereksinimini belirler. Bu farkın boyutu, uygulanan programlarda eksikliklerin/tutarsızlıkların varlığını ya da yokluğunu belirlemeye yardımcı olur. Normlardan ve standartlardan yararlanılarak ihtiyaçtan doğan problemin ortadan kaldırılması yolları aranır. Örneğin bir sınıfta sınav sonuçlarının (mevcut durum), dersin amaçları (olması gereken) ile karşılaştırılıp farkların belirlenmesi bu yaklaşıma örnektir.


Soru: İhtiyaç analizinde betimsel yaklaşım nedir?

Cevap: Betimsel yaklaşım eğitim yaşantılarından ortaya çıkan durumla ilgilidir. Bu nedenle betimsel yaklaşımda ihtiyaç, şu anda var olan bir özelliğin, nesnenin, kuralın ya da dersin vb. yokluğunun, eksikliğinin sonucu ortaya çıkan zarar ile varlığının sonucu sağlayacağı yarar karşılaştırılarak belirlenir. Örneğin bir İngilizce kursundaki öğrencilerin hepsinin fikirleri doğrultusunda, konuşma becerileri ders saati süresinin arttırılması bu yaklaşım bağlamında düşünülebilir.


Soru: İhtiyaç analizinde analitik yaklaşım nedir?

Cevap: Analitik yaklaşımda ihtiyaç, bilimsel ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak gelecekte ortaya çıkma olasılığı olan durumlardan yararlanarak belirlenir. Bir durumla ilgili var olan du- ruma ait bilgilerden yararlanılır ve geleceğe yönelik varsayımlarda bulunulur. Eleştirel düşünce bu yaklaşımda önemli bir role sahiptir. Belirli olanlardan yoksunluk durumlarında ihtiyaç belirlenmektedir. Doktorluk mesleğinin ileride gereksinim duyabileceği yeterliliklerin belirlenmesi ve Tıp fakülteleri programları için bilgi toplanması bu yaklaşıma örnek olarak verilebilir.


Soru: Analitik yaklaşım ihtiyaç belirleme sürecinde neler dikkate alınarak incelenmektedir?

Cevap: Analitik yaklaşım ihtiyaç belirleme sürecinde yeterlikler, ilgili beceri ya da öğrenme alanıyla ilgili beklentiler, ulusal ve uluslararası uygulamalar ya da yönelimler dikkate alınarak incelenmektedir


Soru: İhtiyaç analizinde demokratik yaklaşım neyi ifade eder?

Cevap: Demokratik yaklaşımda ihtiyaçlar, ihtiyacı belirlenecek grubun (örneğin öğretmenler) ya da o grubun eğitim ihtiyaçlarını bilen kişilerden oluşan grubun (örneğin, akademisyenler, öğretmen yetiştirme genel müdürlüğü temsilcileri, eğitim sendikaları vb.) çoğunluğunun belirlediği, gözlemlediği ya da ön gördüğü eksiklikler ya da tutarsızlıklardır. Başka bir deyişle, toplumdaki baskı gruplarının istekleri ön plandadır. Bu süreçte değiştirme ve yön verme istekleri ihtiyacı belirler. Bu yaklaşımın en önemli özelliği çok sayıda insanın ihtiyaç analizi içinde olması insan ilişkileri ve halkla bütünleşme içinde olmasıdır. Dolayısıyla ihtiyaçlar grubun çoğunluğunun istekleri doğrultusunda belirlenir. Mobil cihazların kullanımının gelecekte artacağı varsayımı ile mobil ders içerikleri geliştirilmesinin düşünülmesi örnek olarak verilebilir.


Soru: İhtiyaç analizinde yararlanılan teknikler hangileridir?

Cevap: İhtiyaç analizinde çeşitli tekniklerinden yararlanır. İhtiyaç analizinde kullanılan bu teknikler aynı zamanda araştırma yolları ya da teknikleridir. Bu tekniklerden biri ya da birkaçı ayna anda kullanılabilir. Bunlardan en çok kullanılanlar şu biçimdedir:
<ul> <li>Delphi (Anket Geliştirme) Tekniği</li> <li>Progel (Dacum) Tekniği</li> <li>Meslek (İş) Analizi Tekniği</li> <li>Gözlem Tekniği</li> <li>Kaynak Tarama</li> <li>Görüşme</li> <li>Anket</li> <li>Bilgi Testleri</li> </ul>


Soru: Delphi tekniği nedir?

Cevap: Delphi, konuyla ilgili uzmanlar grubunun, akılcı ve yazılı bir yaklaşımla ortak görüşlerinin alınmasıdır.


Soru: Delphi tekniğinin en belirgin özelliği nedir?

Cevap: Delphi tekniğinin en belirgin özelliği ve başarısının anahtarı katılımda gizliliğin olmasıdır.


Soru: Progel (Dacum) tekniği nedir?

Cevap: Bir mesleğin ya da uzmanlık gerektiren bir konu alanının beceri profilinin ortaya çıkarılması yoluyla ihtiyacın belirlenmesi Progel (Dacum) tekniği olarak tanımlanır.


Soru: Progel (Dacum) ile Delphi tekniği arasında ne gibi farklar vardır?

Cevap: Progel (Dacum) tekniği, uygulama ve biçim bakımından en çok Delphi tekniğine benzemektedir. Ancak, aralarında önemli farklar bulunmaktadır. Progel(Dacum) ile Delphi arasındaki en büyük fark, Progel(Dacum) grup iletişimini ön plana çıkarırken, Delphi katılımcıların birbirlerini etkilemelerinin önüne geçmeye çalışır. Delphi tekniğinde katılımcıların birbirleri ile iletişim kurmasını engellemek önemli iken, Progel(Dacum) tekniğinde elde edilen sonuçlar, katılımcıların iletişimi ile oluşturulur. Delphi tekniğinde bağımsız düşünce önemli iken, Progel(Dacum) uygulamasında fikir birliği önemlidir. Delphi tekniği ile elde edilen verilerin farklılık göstermesi, çeşitliliği önemli iken Progel(Dacum) tekniğinde fikir birliğine varılması, tek bir fikir üzerine yoğunlaşılması ön plandadır.


Soru: Meslek (iş) analizinin işlem basamakları nelerdir?

Cevap: Meslek (iş) analizinin işlem basamakları şu biçimde sıralanabilir:
<ul> <li> Mesleğin belirlenmesi
</li> <li> Mesleğe ilişkin kaynakların gözden geçirilmesi
</li> <li> İş ve işlem basamaklarının taslak listesinin hazırlanması
</li> <li> Taslak listenin gözden geçirilmesi
</li> <li> Araştırmada kullanılacak aracın geliştirilmesi
</li> <li> Meslekte çalışanların belirlenmesi
</li> <li> Örneklem planı geliştirme ve tasarım anali- zi yapma
</li> <li> Aracı uygulama
</li> <li> Bilgileri inceleme ve değerlendirme
</li> <li> İş envanteri çıkarma ve düzenleme
</li> <li> Yapılan çalışmaları raporlayıp program geliştirme için kullanma
</li> </ul>


Soru: Gözlem nedir?

Cevap: Gözlem, ihtiyaç duyulan verileri doğrudan ve ilk elden veri elde etme olanağı sağlayan tekniktir.


Soru: Gözlem, hangi koşullar gerçekleştirilirse güvenilir sonuçlara ulaşmada etkili olur?

Cevap: Gözlem, belirli bir araştırma sorusu doğrultusunda sistematik, hassas ve kontrollü bir şekilde gerçekleştirildiğinde güvenilir sonuçlara ulaşmada etkili bir veri toplama tekniğidir.


Soru: Kaynak tarama tekniği hangi biçimlerde gerçekleştirilir?

Cevap: İhtiyaç analizi sürecinde önemli veri toplama tekniklerden bir diğeri kaynak taramadır. İhtiyaç belirleme sürecinde kaynak tarama alanyazın incelemesi ve doküman incelemesi biçiminde gerçekleştirilir.


Soru: Görüşme tekniği nedir?

Cevap: En etkili ihtiyaç analizi yaklaşımlarından olan görüşme, en az bir görüşmeci ve katılımcı arasında, önceden belirlenmiş amaçlar doğrultusunda etkileşimli veri toplama tekniği olarak ifade edilebilmektedir.


Soru: Görüşmenin değerlendirilmesi sürecinde kuralların katılığına göre görüşme türlerinin ne gibi avantaj ve dezavantajları vardır?

Cevap: Görüşmenin değerlendirilmesi sürecinde, görüşmecinin hareket özgürlüğünün olması sebebiyle yapılandırılmamış görüşmeleri değerlendirmek oldukça zorlayıcı olabilmekte iken, daha katı kuralların uygulandığı yapılandırılmış görüşmelerde değerlendirme süreci daha kolay yapılabilmektedir. Yarı-yapılandırılmış görüşmeler için hem belli bir hareket özgürlüğü sağladığı, hem de yapılandırılmamış görüşmelere göre değerlendirme sürecinin daha kolay olduğu söylenebilir


Soru: Görüşme sorularının hazırlanması sürecinde nelere dikkat edilmelidir?

Cevap: Görüşme sorularının hazırlanması sürecinde dikkat edilmesi gerekenler şu biçimde sıralanabilir:
• Anlaşılırlık
• Odaklı(spesifik) sorular
• Açık uçlu sorular
• Çok boyutlu soru sormaktan kaçınma
• Alternatif sorular hazırlama
• Farklı türden sorular sorma
• Kolay yanıtlanabilmesi için sorular mantıklı bir biçimde, bütünü bozmadan sıralanmış olmalıdır.
• Soruları geliştirme.


Soru: Anket ile ölçek arasındaki fark nedir?

Cevap: Anket genellikle ölçek ile karıştırılmaktadır. Ancak bu araçlar birbirlerinden farklıdır. Anketler, birçok bağımsız maddenin bir araya getirilerek sistematik veri toplama aracıdır. Ölçekler birbiriyle ilişkili maddelerin bir araya getirilerek tek boyutlu bilgi toplanmasına yönelik hazırlanan araçlardır. Anketlerde her bir maddenin birbirinden bağımsız olduğu düşünülürse, toplam puan kullanılması uygun olmaz. Ölçekler belirli bir yapıyı ölçmeye yönelik geliştirildiği için ölçeğin genel toplam puanı veya alt boyutlarına ilişkin toplam puanlar elde edilerek bunlara ilişkin daha ileri düzeyde istatistiksel işlemler yapılabilir. Anketlerin geçerliliği uzman görüşüne dayalıdır. Ölçeklerde uzman görüşünün yanında yapı geçerliliği de istatistiksel olarak hesaplanmalıdır.


Soru: Bilgi testi nedir?

Cevap: Test, bireyin başarısını, yeteneklerini, becerilerini, performanslarını, güdülerini, tutumlarını, beğenilerini, eğilimleri vb. ortaya koymak için hazırlanmış bilgi içerikli sorulardan oluşan formlardır. Bireylerin bilişsel alandaki yeterliklerini ölçmek amacıyla bilgi testleri kullanılmaktadır. Bilgi testleri bireylerin bilişsel yeterlikleri konusunda var olan durumunu belirleyerek, ulaşılması hedeflenen yeterlik düzeyi arasında farklılık olup olmadığının açığa çıkarılmasını sağladıkları için önemli bir işleve sahiptirler. Çoktan seçmeli, doğru yanlış, kısa yanıt gerektiren ölçme araçları vardır. Bu ölçme araçlarının eğitim ihtiyacını belirleme sürecinde bireylerin sahip oldukları yeterliklerin doğru biçimde tanımlanabilmesi amacıyla geçerli, güvenilir ve kullanışlı olması gereklidir.


Soru: Amaç nedir?

Cevap: Amaç, yetiştirilecek insanda bulunması uygun görülen eğitim yoluyla kazandırılabilir istendik özellikler olarak açıklanabilir.


Soru: Eğitimde amaçlar neden önemlidir?

Cevap: Eğitim süreçleri açısından bakıldığında amaç konusu oldukça önemli bir yere sahiptir. Amaçların neden önemli olduğu şu biçimde açıklanabilir:
<ul> <li> Uygun öğrenme yaşantılarının seçilmesine yardımcı olur.
</li> <li> Öğrenciye nasıl bir eğitimden geçeceği konusunda önceden bilgi edinme olanağı sağlar.
</li> <li> Değerlendirme ölçütleri konusunda bilgi sağlanmasına yardımcı olur.
</li> <li> Öğreticiye güven verir.
</li> </ul>


Soru: Amaç yazım yaklaşımları nelerdir?

Cevap: Alanyazında farklı amaç yazım yaklaşımlarından söz edilmektedir. Bunlar, modüler amaç yazma yaklaşımı, yeterliğe dayalı amaç yazma yaklaşımı ve aşamalı amaç yazma yaklaşımı olmak üzere üç türlüdür.


Soru: Amaçların aşamalı sınıflandırmasında hangi alanlar yer almaktadır?

Cevap: Amaçların alanlara göre aşamalı sınıflaması ile ilgili olarak Bloom ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilen Bloom Taksonomisi en bilinen sınıflamadır. Bu sınıflamada amaç alanları bilişsel, duyuşsal ve psikomotor ya da devinişsel alan olarak gösterilmiştir. Her üç alanda da davranışlar kolaydan zora sıralanmıştır.


Soru: Bilişsel, duyuşsal ve psiko-motor alanlar neyi ifade etmektedir?

Cevap: Bilişsel alan, zihinsel öğrenmelerin çoğunlukta olduğu ve zihinsel yetilerin geliştirildiği alandır.
Duyuşsal alan sevgi, nefret, korku, ilgi, tutum gibi duygusal yönlerin baskın olduğu alandır.
Psiko-motor ya da devişsel alan ise zihin kas koordinasyonun birarada kullanıldığı alandır.


Ünite 2

Soru: Eğitim programının ögeleri nelerdir?

Cevap: Eğitim programının dört ögesi vardır. Bu ögeler amaç, içerik, öğretme-öğrenme süreci ve değerlendirmedir.


Soru: Eğitim programının içerik ögesi neyi ifade eder?

Cevap: İçerik, olgu ve olayların ezberlenmek üzere ansiklopedik bir biçimde bir araya getirilmesi değil, yaşama alanlarının anlam taşıyan bölümlerinin etkin bir çabayla düzenlenmesidir. İçerik amaçlara ulaşmada bir araçtır. İçerikte “ne öğretelim?” sorusuna yanıt aranır. Programın bu ögesi, öğretilecek olan konuların seçimini ve düzenlenmesini içerir.


Soru: Betimsel içerik nedir?

Cevap: Betimsel içerik olgu ve ilkelerden oluşmaktadır. Gözlemi yapılabilen ya da sayılabilen olgu ve olayların dile getirilmesi olan betimsel içerikte kanunlara ve ilkelere yer verilmektedir. Betimsel içerik insanların ne yapması gerektiğini göstermez, yalnızca olgulara yer verir. Betimsel içerikte nerede, ne zaman, ne oldu, kim yaptı gibi yanıtları net olan sorular araştırılır.


Soru: Normatif içerik nedir?

Cevap: Normatif içerik değer yargılarından, normlardan ve standartlardan oluşur. Bu içerik türü, insanların nasıl hareket etmesi, ne gibi tercihler yapması gerektiğini açıklar. Normatif içerikte nasıl, neden oldu, iyi mi oldu, kötü mü oldu, nasıl olsa daha iyi olurdu gibi yorumlamaya açık sorulara yanıt aranır.


Soru: İçeriğin odak noktaları neler olmalıdır?

Cevap: İçerik geniş anlamıyla öğrenilecek olan bilgi, beceri, tutum ve değerler olarak düşünülebilir. Bu nedenle içerik denilince yalnızca bilgi akla gelmemeli; bilgiyle birlikte beceri, tutum ve değerler de dikkate alınmalıdır.


Soru: Bilginin yapısında yer alan üç önemli içerik türü hangileridir?

Cevap: Kavram olarak, bilimsel araştırmalar sonucu güvenilir bir biçimde oluşturulmuş bir sav, inanç ya da yargı olarak kabul edilen bilgi, çocukların bilme gereksinimi duydukları özel olgu, olay ve anlayışlardır. Bilginin yapısında üç önemli içerik türünden söz edilebilir. Bunlar en sınırlı olandan en geniş olana doğru olgular, kavramlar ve genellemeler biçiminde sıralanmaktadır.


Soru: Bireylere kazandırılacak bir içerik tasarlanıp uygulanırken içerikte değerler bakımından nelere dikkat edilmelidir?

Cevap: • Başka insanlara, grup ve kültürlere, etnik, ırksal, dini ve diğer farklılıklara ilişkin olumlu tutum geliştirme
• Adalet, eşitlik, otorite, katılım doğruluk, gerçeklik, vatanseverlik gibi birleştirici değerlere; özgürlük, farklılık, mahremiyet, insan hakları gibi bireysel ve kamusal değerlere bağlı olma
• Anayasal güvenceleri, demokratik değer ve davranışları, farklı kültürlerin kültüre katkıları, toplumlarda bulunan sosyal, ekonomik ve politik kurumların görevlerini değerlendirme
• Uzlaşmazlıkları analiz ederken ve adalet, eşitlik gibi demokratik değerlerle ilgili yargıya varırken değer verme sürecini kullanma
• İnsan ilişkilerinde sorumluluk duyma, işbirliği yapma, başkaları için kaygı duyma, açık fikirli olma ve yaratıcılığın önemini bilme.


Soru: İçerik seçiminde göz önünde bulundurulacak ölçütler nelerdir?

Cevap:
<ul> <li>Başka ülke ve toplumların bakış açıları da dikkate alınmış mı?</li> <li>Sistematik mi?</li> <li>Uygulanabilir mi?</li> <li>Önceki öğrenmelerle ilişkili mi?</li> <li>Amaçlarla tutarlı mı?</li> <li>Tekrar yapılıyor mu?</li> <li>Çevrede kazanılan yaşantılara yer verilmiş mi?</li> <li>Sadece temel ayrıntılara yer verilmiş mi?</li> <li>Doğru mu?</li> <li>Hedef kitlenin hazır bulunuşluk düzeyine uygun mu?</li> </ul>


Soru: Hazırbulunuşluk ne demektir?

Cevap: Öğrenmenin gerçekleşebilmesi için gereken ön bilgilerin kazanılması, öğrenme yeterliliğin oluşmasıdır.


Soru: İçerik düzenleme ilkeleri nelerdir?

Cevap: İçeriğin düzenlenmesinde soyutlama, düzey, şema, vardama, alıştırma, görsel düzen gibi içerik düzenleme ilkelerinden yararlanılmalıdır.


Soru: İçerik düzenlemede soyutlama ilkesi neyi ifade etmektedir?

Cevap: Soyutlama ilkesi: İçeriği sunarken tasarımın başında ya da sonunda hedef kitleye ana fikrin sunulması ya da ana fikrin ne olabileceğinin hissettirilmesidir. Bir yazıyı okuduktan ya da bir filmi izledikten sonra, “Yazar bu metni hangi amaçla yazmıştır, okuyucuya hangi mesajı vermeye çalışmaktadır?” sorularına verilen yanıt, bize görsel tasarımın ana fikrini vermektedir. Tasarım başında ana fikir bütün olarak verilip, daha sonra yardımcı fikirler sunuluyorsa tümdengelim ilkesine yer verilmiş olur. Tasarımda önce yardımcı fikirler sunulup, en son ana fikir sunuluyorsa tümevarım ilkesi kullanılmış olur. Soyutlama ilkesi ile görsel tasarım içinde yer alan hedef kitlenin alması, fark etmesi gereken mesaj tüm içerikten ayrılıp, soyutlanarak bireyin zihnine yerleşir.


Soru: İçerik düzenleme ilkelerinden şema ilkesi neyi ifade etmektedir?

Cevap: Şema ilkesi: İçerik düzenlenirken farklı öğrenme özellikleri gösteren bireylerin anlamasına, öğrenmesine izin verecek esneklikte bir içerik olması sağlanmalıdır. İçeriğin esnek olması demek, içeriğin her bireyin kendi geçmiş yaşantısına, ön öğrenmelerine, zihin şemasına ve içinde bulunduğu sosyal- kültürel ortama göre düzenlenmesi demektir. Bu esnekliği sağlayabilmek için içerikte ön örgütleyicilerden yararlanılabilir. Bir metin içinde yer alan tablo, şekil, grafik, başlık, özet, şema ön örgütleyicilere örnektir. Yazılı bir metin oluşturulurken bu ön örgütleyicilerden yararlanılmalıdır.


Soru: Ön örgütleyicilere ne gibi örnekler verilebilir?

Cevap: Bir metin içindeki şekil, resim, başlık, özet, tablo gibi ögeler ön örgütleyicilere örnek olarak verilebilir.


Soru: İçerik düzenleme ilkelerinden vardama ilkesi nedir?

Cevap: Vardama ilkesi: Var olan bir bilgiden yararlanarak geçmişin ve geleceğin tahmin edilmesidir. İçerik sunulurken sadece bireyin o bilgiyi anlaması yerine var olan içeriği algıladığında geçmişi ve geleceği düşünmesini sağlamak gereklidir. Bu yolla kişinin bilgiyi olduğu gibi kalıp bilgi olarak anlayıp ezberlemesinin önüne geçilir. İçerikte yer alan bilgiler, uyarıcılar kişinin bugünden yola çıkarak geçmişi tahmin etmesine, geleceğe yönelik kestirimlerde bulunmasına olanak tanımalıdır.


Soru: İçerik düzenlemede düzey ilkesi nedir?

Cevap: Düzey ilkesi: İçeriğin aşamalı ve birbirinin ön koşulu olacak biçimde düzenlenmesidir. İçerikte yer alan bilgiler “küçük adımlar” ilkesine göre düzenlenmelidir. Şöyle ki içerik oluştururken adımlar küçük küçük atılmalıdır. Buna göre öncelikle bir bilgi sunulmalı, hedef kitle bilgiyi anlamlandırıp öğrendikten sonra bir başka adım atılmalıdır. Konular anlamlı temel kavram ve ilkelere dayandırılarak bir bütünlük oluşturacak biçimde düzenlenmelidir.


Soru: Görsel düzen ilkesi gereği içerik düzenlerken neye dikkat edilmelidir?

Cevap: İçerikte sunulan kavram, olgu, olay, ilke, sınıflama içeren bilgiler şekil, tablo, şema, resim, grafik gibi görsel ögelerle desteklenmelidir. Yazılı içerikte bu tür görsel ögeler kullanılırken görselin bir numarası ve adı olmalı, metin içinde görsele atıf yapılarak, bireyin metni görsel ile ilişkilendirmesi sağlanmalıdır. Görsel düzen ilkesi ile bireylerin bilgi ve anlayışları görsel bir formatta sunularak, görüş açıları ve kendini ifade etme yetenekleri geliştirilir. Bireylerin bir konudaki bilgi ve anlayışlarını geliştirmek üzere görseller iyi birer kaynak olarak kullanılabilir.


Soru: Alıştırma ilkesine göre içerik nasıl düzenlenmelidir?

Cevap: Alıştırma ilkesi, içeriğin başında, hedef kitlenin dikkatini çekmek ve o içerik ile ulaşılmak istenen amaca dikkat çekmek üzere uyarıcıların sunulması, soruların sorulması ve mesajların verilmesidir. Bu ilke kapsamında içeriğin sonunda içeriğin anlaşılıp anlaşılmadığını belirlemek için bazı sorular sorularak bireyin konu üzerinde düşünmesi sağlanır.


Soru: İçerik düzenleme yaklaşımları nelerdir?

Cevap: İçeriğin nasıl düzenlenmesi gerektiğini belirleyen ilkelerin yanında çeşitli içerik yaklaşımları da vardır. Demirel (2020) içerik düzenlemede farklı yaklaşımların olduğunu belirtmekte ve içerik yaklaşımlarını sarmal içerik, doğrusal içerik, modüler içerik, piramitsel ve çekirdek içerik, konu ağı-proje merkezli içerik ve sorgulama merkezli içerik yaklaşımı olarak sınıflamaktadır.


Soru: İçerik düzenlemede yararlanılabilecek öğrenme stratejileri nelerdir?

Cevap: <ul> <li> Yineleme stratejileri
</li> <li> Anlamlandırma stratejileri
</li> <li> Örgütleme stratejileri
</li> <li> Anlamayı izleme stratejileri
</li> <li> Duyuşsal stratejilerdir.
</li> </ul>


Soru: Yineleme stratejilerinin önemi nedir?

Cevap: Yineleme stratejisi bireylerde önemli bilgileri önemsiz bilgilerden ayırt etmeyi ve analitik düşünmeyi sağlar.


Soru: Anlamlandırma stratejisi nedir?

Cevap: Anlamlandırma Stratejisi: Bilgiler ile geçmiş yaşantılar arasında ilişki kurarak anlamlı öğrenmeyi sağlayan stratejilerdir.


Soru: Örgütleme stratejileri nedir?

Cevap: Örgütleme Stratejisi: Bilgilerin öğrencilerin anlamasını kolaylaştırmak üzere yeniden düzenlenmesini sağlayan stratejilerdir.


Soru: Örgütleme stratejisinin ilkeleri nelerdir?

Cevap: Örgütleme stratejisi yeni gelen bilgilerin gruplandırılması, bilgiler arasında ilişki kurulması yoluyla bilgilerin örgütlenerek uzun süreli belleğe kayıt olmasını sağlar. Örgütleme stratejisinin bilgileri kümelendirme ve bilgi birimleri arasında ilişki kurma olmak üzere iki temel ilkesi vardır.


Soru: Öğrencilerin öğrenmede anlamayı izleme yeterliğine sahip olabilmeleri için hangi stratejileri geliştirmeleri gerekmektedir?

Cevap: Öğrencilerin öğrenmede anlamayı izleme yeterliğine sahip olabilmeleri için aşağıdaki stratejileri geliştirmeleri gerekmektedir.
<ul> <li> Sorunları belirleme ve tanımlama
</li> <li> Dikkatini toplama ve tepkilerini yönlendirme
</li> <li> Kendini pekiştirme ve değerlendirme
</li> <li> Hatalarını düzeltme ve çözüm üretme.
</li> </ul>


Soru: Duyuşsal stratejiler neyi ifade etmektedir?

Cevap: Öğrenmede güdüsel ve duygusal engelleri kaldırmaya yardım eden stratejilerdir. Bireyler bazen kendilerine uygun bilişsel stratejileri kullansalar bile öğretimin amaçlarına ulaşmada duygusal ya da güdüsel etmenlerden kaynaklanan güçlüklerle karşılaşabilirler. Öğrenciler dikkati toplayamama, olumsuz tutumlara sahip olma, sınav kaygısı duyma gibi engelleri ortadan kaldırmak için duyuşsal stratejilerden yararlanabilirler. Dikkat toplaşımı, tutum, güdülenme, kaygı en önemli duyuşsal stratejiler arasındadır


Soru: Kavram haritası nedir?

Cevap: Kavram haritası, bilgiyi anlamlandırmada kullanılan bir örgütleme biçimidir. Kavram hartası bir kavramın alt kavramları ve kavramlar arasındaki ilişkileri hiyerarşik bir şekilde görmeye yardım eden bir şemadır


Ünite 3

Soru: Bir eğitim kuramı olarak klasik koşullamada öğrenme nasıl tanımlanır?

Cevap: Klasik koşullanma, bir organizmanın çevresel uyaranlar arasındaki ilişkileri öğrenerek belirli bir tepkiyi kazanması sürecini tanımlayan bir öğrenme türüdür.


Soru: Klasik koşullama kuramında genelleme ilkesi ne anlama gelir?

Cevap: Genelleme ilkesi, hayvanların ve insanla­rın öğrendikleri tepkilerin, benzer durumlar veya uyaranlar karşısında da geçerli olabileceğini anla­mamıza yardımcı olur.


Soru: Watson’un “Bana bir düzine sağlıklı, iyi yapılı bebek ve onları yetiştirmek için kendime ait bir dünya verin, ben de rastgele birini alıp, yeteneklerine, eğilimlerine, mesleki ilgilerine ve genetik bağlarına bakmaksızın, rastgele seçtiğim çocuklardan her birini özel bir alanda doktor, avukat, sanatçı, tüccar ve hatta dilenci ve hırsız olmak üzere eğitmeyi garanti edeyim.” söylemi hangi eğitim kuramının bir klasiği olarak değerlendirilmektedir?

Cevap: Watson’un 1930 yılında ortaya attığı bu söylem davranışçı eğitim kuramının klasikleri arasındadır.


Soru: Watson’un korkuları azaltmak için kullandığı deneyden eğitimde nasıl yararlanılabilir?

Cevap: Öğrencilere davranış öğretme veya istenme­yen davranışları engelleme, öğretmen-öğrenme sürecinde etkili bir şekilde kullanılabilir


Soru: Thorndike tarafından ortaya konulan tekrar kanunun davranışlara yansıması nasıldır?

Cevap: Deneme-yanılma sürecinde hedefe götüren davranışlara bağlanılırken hedefe götür­meyen davranışlar ise elenir. Bu ilkeye göre, kullanılmayan davranışlar zamanla unutulabilir.


Soru: Edimsel koşullanmada ‘pe­kiştireç’ nasıl açıklanabilir?

Cevap: Edimsel koşullanmada, davranışın sonucunda ortaya çıkan ve davranışın tekrar etme olasılığını artırarak olumlu sonuçlar yaratan uyarıcılara ‘pe­kiştireç’ denilir.


Soru: Edimsel Davranış kavramıyla kastedilen nedir?

Cevap: Edimsel davranışlar, organiz­ma tarafından kendiliğinden başlatılan ve sonuçları tarafından kontrol edilen davranışlardır.


Soru: “Bir çocuk parka yeni gelen bir arkadaşıyla top oynar ve bundan keyif alırsa, kendi iç motivasyonuyla bu yeni arkadaşıyla oyun oynamaya devam edebilir”. ifadesi hangi davranış biçiminin sonucunda ortaya çıkar?

Cevap: Edimsel davranışın sonucunda ortaya çıkar.


Soru: Sosyal bilişsel öğrenme kuramı öğrenmeyi nasıl etkiler?

Cevap: Sosyal bilişsel öğrenme kuramı, bireylerin sosyal deneyimlerinin, bilişsel süreçlerin ve öz-düzenlemenin öğrenmeyi nasıl etkilediğini açıklamak için kullanılır.


Soru: İçerik Sunumunda Sosyal Bilişsel Kuramdan nasıl yararlanılabilir?

Cevap:
Sosyal bilişsel öğrenme kuramı, insanların etkileşimli öğrenmeyi teşvik ettiğini savunur. Katılımcı­ları etkileşimli bir öğrenme sürecine dâhil etmek için grup tartışmaları, deneyim paylaşımları veya soru-cevap oturumları gibi etkileşimli öğrenme yöntemleri kullanılabilir. Örneğin, katılımcılara çevre dostu uygulamalarını veya deneyimlerini paylaşmaları için fırsatlar vererek bunları gruplar halinde tartışmaları için ortam oluşturulabilir.


Soru: Gestalt kuramına göre tamamlama yasası ne anlama gelir?

Cevap: İnsanın eksik veya kesik görüntüleri tamamlama eğilimi bulunmaktadır. Bu nedenle insan nesnelerin eksik parçalarını zihinsel olarak tamamlar. Buna tamamlama yasası denmektedir.


Soru: Gestalt kuramının benzerlik ilkesi bir sunum içeriğine nasıl yansıtılabilir?

Cevap:
Gestalt kuramının benzerlik ilkesi kullanılarak sunumdaki benzer bilgiler aynı şekil, renk veya düzen kullanarak vurgulanabilir. Benzer bilgileri aynı renkte veya sembollerle vurgulamak katılımcının bilgiyi daha kolay bağlamala­rına yardımcı olacaktır. Örneğin, tüm çevre dostu ürünler yeşil bir renkle veya aynı tür sembollerle gösterilerek katılımcıların dik­kati çekilebilir.


Soru: “Bilişsel öğrenme” hangi soruları yanıtlamayı gerektirir?

Cevap: Bilişsel öğrenme için şu soruların yanıtlanması gerekir;
1.Yeni bilgiler nasıl alınır?
2.Edinilen yeni bilgiler nasıl işlenir?
3.Bilgi nasıl uzun süreli olarak saklanır?
4.Depolanan bilgi nasıl geri getirilir ve hatırla­nır?


Soru: Bilişsel Gelişim Kuramına göre Uzun Süreli Hafıza (bellek) nasıl işler?

Cevap: Uzun süreli bellek, kısa sü­reli bellek gibi, bir kişinin tüm önceki izlenimleri­ni, bilgilerini ve edindiği bilgileri depolar; ancak, yalnızca bilgi alımı için kullanılan statik bir dosya sistemi değildir. Uzun süreli bellek, bilginin, bire­yin onu bilince geri çekene kadar gizli bir durum­da- akıldan çıkmış ve az kullanılmış- durabileceği daha kalıcı bir depodur.


Soru: İçerik Sunumunda Bilgiyi İşleme Kuramından nasıl yararlanabilirsiniz?

Cevap: Katılımcıların dikkatini çekmek ve İlgi çekici bir hikâye, soru veya ilginç bir istatistik ile sunumunuzun içe­riğini oluşturmaya başlayabilirsiniz. Bilgiyi işleme kuramına göre, bilgilerin anlamlı bir şekilde ör­gütlenmesi, öğrenmeyi artırabilir. Sunumunuzun içeriğini mantıksal bir sıra, kronolojik düzen veya tematik gruplandırma kullanarak düzenlemek katı­lımcıların bilgileri anlamlı bir şekilde örgütleyerek öğrenmesi için fayda sağlayabilir. Görsel öğeler, bil­gileri işleme sürecini destekler. Bilgilerinizi sunar­ken, önemli noktaları vurgulamak ve tekrar etmek, bilgilerin uzun süreli bellekte kalmasına yardımcı olabilir.


Soru: Nörofizyolojik öğrenme kuramının öğrenmeye yönelik açıklamaları nelerdir?

Cevap: Öğrenmenin beyin ve sinir sistemi üzerindeki etkilerini araştırarak, öğren­me süreçlerini biyolojik ve nöral faktörlerin ışığında açıklamaya çalışır. Yapılan araştırmalarda elde edilen bulgular doğrultusunda insan beyninin çalışma prensibini keşfetmeden öğrenmenin tam olarak anlaşıla­mayacağı görüşü benimsenmiştir


Soru: İçerik Sunumunda Nörofizyolojik Kuramdan nasıl yararlanılabilir?

Cevap: Nörofizyolojik kurama göre beynin dikkat süresi sınırlıdır, bu nedenle sunum içeriğinde sık sık değişen unsurlar veya öngörüle­meyen öğeler eklemek katılımcıların dikkati canlı tutulabilir. Bununla birlikte bilgi bom­bardımanından kaçınmak ve katılımcıların dikka­tinin sürekliliğini sağlamak için bilgileri sınırlamak ve öncelikli olanları belirlemek fayda sağlayabilir. Soyut veya belirsiz ifadeler, beyin için zorlayıcı ola­bilir. Sunum içeriğinde açık, somut ve net ifadeler kullanmak katılımcıların bilgileri daha iyi anla­masına olanak tanıyabilir. Katılımcıların duyusal algılarını harekete geçirmek, bilgilerin daha derin bir şekilde işlenmesine yardımcı olabilir. Eğitim materyalleri, öğrenme objeleri veya interaktif si­mülasyonlar gibi unsurlar içerik sunumunda kul­lanılabilir.


Soru: Yapılandırmacılar öğrenmeyi nasıl görürler?

Cevap: Yapılandırmacılara göre öğrenme zi­hinsel yapılandırmanın bir sonucu veya ürünüdür. Yani öğrenme, yeni bilgiler bir bireyin mevcut bilgi, anlayış ve beceri yapısına eklendiğin­de ve bu yapı üzerine inşa edildiğinde gerçekleşir.


Soru: Yapılandırmacı öğrenme yaklaşımına göre motivasyonun önemi nasıl açıklanabilir?

Cevap: Motivasyon öğrenmenin anahtarıdır. Motivasyon bağlantı kurmanın ve anlayış yaratmanın anahtarıdır. Öğrenciler önceden var olan bilgileri üzerinde düşünmek ve düşünce süreçlerini harekete geçirmek istemezlerse öğrenemezler. Eğitimcilerin, öğrencilerini öğrenme yolculuğuna katılmaya motive et­mek için çalışmaları çok önemlidir.


Soru: Yapılandırmacı öğrenme kuramının dayandırıldığı pragmatistler hangi düşünürlerdir?

Cevap: 20. yüzyıl başlarının Ameri­kan Pragmatistleri William James ve John Dewey gibi düşünürler ile F.C. Bartlett, Jean Piaget ve L.S. Vygotsky’dir.


Ünite 4

Soru: Görsel Algı nasıl tanımlanabilir?

Cevap: “Görsel uyarıcıları fark etme ve bunların ayrımını yapabilme ve daha önceki tecrübelerle bağlantı kurmak sure­tiyle bu uyarıcıları deşifre edebilme yete­neği” olarak tanımlanabilir.


Soru: Gestalt kuramını geliştirenlerden biri olan Wertheimer birçok algılama ilkesi belirlemiştir. Bu ilkeler nelerdir?

Cevap:
Bu ilkeler şu şekilde sıra­lanabilir:
• Şekil-zemin ilişkisi
• Yakınlık
• Benzerlik
• Tamamlama
• Süreklilik
• Basitlik


Soru: Almanya’da doğup dünyaya yayılan Gestalt kuramının kavramsal anlamı diğer dillere nasıl yansımıştır?

Cevap: Almanca’da, düşünce veya organizasyon anla­mına gelen Gestalt, İngilizce’de, biçim, yapı, şekil veya kalıp olarak çevrilmiştir. Deney yöntemine dayanan ilk Alman psikoloji ekolüdür.


Soru: Deney yöntemine dayanan ilk Alman psikoloji ekolü olan Gestalt’in öncü bilim insanları kimlerdir?

Cevap: Bu eko­lün öncüleri Max Wertheimer, Kurt Koffka ve Wolfgang Köhler’dir


Soru: Arnheime göre görsel algı ile Gestalt yasaları arasında nasıl bir ilişki kurulabilir?

Cevap: Görsel dil ve estetik algı arasında önemli bağlar vardır. Geştalt kuramı estetik ve tasarım üzerinde etkili olmuştur. Arnheim görsel algının bir düşün­me biçimi olduğunu ve Gestalt yasaları ile anlam bulduğunu iddia etmiştir. Buna paralel olarak gör­sel okuryazarlık da bir düşünme ve iletişim kurma biçimidir


Soru: Süreklilik ilkesi nasıl açıklanabilir?

Cevap: İçgüdüsel olarak, insan bir nehir, yol ya da çizginin ilerlemesini takip eder ve farklı bir şey görene kadar bu yönde bakma eğilimindedir. Bu sayede aynı yöndeki noktalar, çizgiler bir sü­reklilik içinde gruplandırılarak algılanır. Belirli bir düzen ve süreklilik gerektiren öğrenme yaşantıları, algıdaki bütünlük kavramı ile süreklilik ilkesi bağlantılı olduğu için daha kalıcı bir şekilde algılanmaktadır.


Soru: Görsel düşünme neden önemlidir?

Cevap: Her gün sayısız veriyi duyuyo­ruz, okuyoruz ve görüyoruz. Bir veriyi hafıza da kalıcı olarak tutmak epeyce zor olabiliyor. Gör­sellik tam da bu noktada bize kolaylık sağlıyor. Görsel öğeleri kolayca hatırlıyoruz, üstelik öğren­me ve düşünme kasımız da sürekli zinde kalıyor.


Soru: Duyu organlarından edinilen bilginin öğrenmeye etkisi nasıl açıklanabilir?

Cevap: Görerek öğrendiklerimiz %83, duyarak öğrendiklerimiz %11, koklayarak öğrendiklerimiz %3,5, dokunarak öğrendikleri­miz %1,5 ve tadarak öğrendiklerimiz %1 oranın­da belleğimize etki eder.


Soru: Günümüzdeki iletişim biçimi sembollerle doludur. Sembol nasıl tanımlanabilir?

Cevap: Betimledikleri kavramı en yalın haliyle ifade eden tasarımlardır.


Soru: Öğretim materyallerinde kullanılan haritalarda hangi özellikler yer almalıdır?

Cevap: Haritanın ismi, çerçeve, işaretler, yön ve ölçek gibi belirli özellikler bulunmalıdır.


Soru: Eğitimde sayısal verilerin görsel olarak ifade edilmesine yarayan grafiklerin hangi türleri kullanılmaktadır?

Cevap: Grafikler veriler arasındaki ilişkilerin çizgilerle gösterildiği çizgi grafikler, yükseklikleri ile ayırt edilen, insan sayıları gibi süreksiz veriler için kullanılan sütun grafikler, sürekli ve süreksiz verilerin göreli olarak sunulmasında kullanılan, daire içindeki dilimlerin büyüklükleri ile verilerin birbirinden ayrıldığı daire grafikler ve bunların dışındaki grafiklerdir.


Soru: Ders kitaplarında fotoğraflara baş vurulmasının nedenleri nelerdir?

Cevap: Ders kitaplarında ya da eğitsel her türlü zeminde kullanılacak fotoğraflar ko­nuyu açıklayıcı ve net olmalıdır. Bazı konuların anlatımında resimlemeler, çizimler ya da tablolar yeterli olmamaktadır. Bazı konuların açıklayacak görseller gerçek yaşamdan gerçek görüntüleri gerektirmektedir. Bu görüntüler de fotoğraflar ile sağlanabilmektedir.


Soru: Günümüzde çok moda bir kavram olan “tasarım” nasıl açıklanabilir?

Cevap: Tasarım, bir ihtiyacı, bitmiş bir ürüne veya bir tasarım çözümüne dönüştüren bir süreçtir. Yaratıcı düşünmeyi gerektiren bu süreç, var olan bir problemi uygulanabilir ve pratik bir çözümle sonuca ulaştırmayı amaçlar.


Soru: Bir görselde biçimin oluşması nasıl sağlanabilir?

Cevap: Birçok çizginin bir arada bulunuşu, tek bir çizgi içerisindeki dönüş ve kıvrımları ile değişik tonların oluşturduğu yüzeyler, bir tasarımda biçimi oluşturan unsurlardır. Bir biçi­min oluşması çizgi ve rengin doğru kullanımı ile gerçekleştirilebilir.


Soru: “Öğrenmenin kalıcı olması için mesajın doğru verilmesi önemlidir” ifadesi nasıl açıklanabilir?

Cevap: Mesaj, tasarımının konuya hâkim, yaratıcı ve uzman kişiler tarafından yapılması gereği ortaya çıkmaktadır. Ayrıca hedef kitlenin yaş aralığı soyut-somut düşünce seviyesi­ni etkilemektedir. Görsel öğe bilgi mesajını doğru iletebilmeli, estetik değerlere sahip olmalı, hedef kitlenin soyut düşünebilme ve bilişsel düzeyine ulaşabilmeli, net ve özetleyici olmalıdır.


Soru: “Görsel öğe hedef kitlenin algılama düzeyine göre tasarlanmalıdır” ilkesi Piaget’in bilişsel gelişm kuramına göre nasıl açıklanabilir?

Cevap: Piaget’in bilişsel gelişim kuramına göre; 6-12 yaş arası çocukların gerçek zihinsel işlemler yaptığı dönem, somut işlemler dönemidir. 11-12 yaştan itibaren yetişkinliğe kadar olan dönem ise soyut problemleri algılamaya başla­dıkları soyut işlemler dönemidir. Bu bağlamda bilişsel gelişim evreleri bireylerin al­gılama düzeylerine etki etmektedir. Araştırmalara göre örneğin 8-12 yaş arası çocuklar görsel öğelerde daha yumuşak ifade biçimleri ile etkileşime geçme­yi tercih etmektedirler.


Soru: Eğitici materyallerde birbirlerinin şiddetini ve değerini arttıran renkler nelerdir?

Cevap: Kontrast renkleri yan yana kullanıldıklarında birbirlerinin şiddetini ve değerini arttırırlar. Mavi-turuncu, sarı-mor, kırmızı-yeşil kontrast renklerdir.


Soru: Kitap sayfa tasarımında kullanılan görsel malzemeler nelerdir?

Cevap: İllüstrasyon, grafik, diyagram ya da fotoğraf gibi öğeler görsel malzemeleri oluştururlar.


Soru: Bir resimleme tekniği olan illüstrasyon nasıl üretilebilir?

Cevap: İllüstrasyon, geleneksel çizim ve boya malzemelerinin yanı sıra, fotoğraf, kolaj ve bilgi­sayar teknikleri ile de üretilebilir


Soru: Fotoğrafın birçok alanda tercih edilme nedeni nedir?

Cevap: Fotoğraf ışık ve gölgenin doğru kul­lanımıyla doğanın gerçekliğini olduğu gibi sunarak, teknik malzeme ile elde edilen kayıtların çoğaltılabilir ve paylaşılabilir olması kısa sürede çoğu alanda tercih edil­mesini sağlamıştır.


Ünite 5

Soru: Dijital İş birliği neyi ifade eder?

Cevap: Dijital İş birliği: İş ekiplerinin fiziksel konumlarına bağlı olmaksızın, internet ve diğer teknolojik
araçlar aracılığıyla etkili bir şekilde iletişim kurmalarını, işbirliği yapmalarını ve projeleri birlikte
yönetmelerini sağlayan bir yaklaşımdır.


Soru: STEM’in açılımı nedir?

Cevap: STEM; Bilim (Science), teknoloji (Technology), mühendislik (Engineering) ve matematik (Mathematics) olmak üzere dört disiplini bütünleştiren bir öğrenme, uygulama ve geliştirme
yaklaşımıdır.


Soru: Chickering ve Ehrmann (1996)’a göre
e-öğrenmede teknoloji yardımıyla oluşturulan iyi
uygulamalar ve içerikler hangi çıktıların elde edilmesine yardımcı olur?

Cevap: Chickering ve Ehrmann (1996)’a göre
e-öğrenmede teknoloji yardımıyla oluşturulan iyi
uygulamalar ve içerikler, aşağıdaki yedi çıktının
elde edilmesinde yardımcı olmaktadır:
• Öğrenen ve kurum arasındaki ilişkinin kuvvetlendirilmesi
• Öğrenenler arasında uyum ve işbirliğinin
geliştirilmesi
• Aktif öğrenme tekniklerinin kullanılması
• Hızlı geri bildirim sağlanması
• Görev süresinin belirlenmesi
• Yüksek beklentilerin karşılanması
• Farklı yeteneklerin ve öğrenme yollarının
dikkate alınması


Soru: Ders malzemeleri hangi kaynaklardan elde edilir

Cevap: Ders malzemeleri iki ana kaynaktan tedarik edilir (Fallon ve Brown, 2003):
• Hazır İçerik: Piyasa için içerik geliştiren şirketler tarafından sunulan kaynaklar.
• Özelleştirilmiş İçerik: Standart içeriklerin
yetersiz kaldığı durumlarda tercih edilir.


Soru: Noe’ye göre olumlu bir öğrenme ortamı yaratılmada kullanılan içeriğin taşıması gereken
özellikler nelerdir?

Cevap: Noe (2020)’ye göre olumlu bir öğrenme ortamı yaratılmada kullanılan içeriğin taşıması gereken
özellikler şunlardır:
• Talimatlar, ilgili görselleri ve kelimeleri içerir.
• Metin görsellere yakın hizalanmıştır.
• Karmaşık görseller, hem metin hem de sesle
değil, ses veya metinle açıklanır.
• Konu dışı görseller, kelimeler ve sesler çıkarılmıştır.
• Öğrenciler, konuşma dili aracıları aracılığıyla sosyal olarak etkileşime girerler.
• Anahtar kavramlar, tüm süreç veya görevle
ilişkili görevden önce açıklanır.
• Kendi kendini düzenlemeyi teşvik eden bilgi sistemleri sağlanır.
• İçerik, öğrenenlerin kontrolüne sahip olduğu kısa diziler halinde sunulur.
• Süreci pekiştiren etkinlikler ve alıştırmalar
sağlanır.
• Kısa sınavlara ve alıştırmalara verilen öğrenci yanıtları için açıklamalar sağlanmıştır.
• Alıştırmalar tek bir yerde değil, modül(ler)
içinde ve arasında dağıtılır.


Soru: Uzaktan eğitim nedir?

Cevap: Uzaktan Eğitim: Uzaktan eğitim, eğitimcilerin ve öğrencilerin fiziksel konumlarına bağlı olmaksızın, çeşitli çevrimiçi platformlar, dijital araçlar ve interaktif materyaller kullanarak öğrenme deneyimlerini sunabildiği bir öğretim yaklaşımıdır
(Anderson ve Dron, 2011).


Soru: Coursera nedir ve eğitici içeriği neleri kapsar?

Cevap: Coursera, dünya çapında birçok üniversite ve kurum tarafından oluşturulmuş çeşitli eğitici
içeriklere erişim sağlayan çevrim içi eğitim platformudur. Coursera’nın eğitici içeriği, pazarlamadan bilgisayar bilimine, işletmeden dil öğrenmeye kadar çeşitli alanlarda geniş bir yelpazeyi kapsar.
Kullanıcılar kendi ilgi ve hedeflerine göre çeşitli konularda kendini geliştirme olanağı sunar. Kurslar,
interaktif video dersleri, quizler, pratik etkinlikle gibi çeşitli öğrenme araçlarıyla desteklenir. Kullanıcılar, kendi hızlarında öğrenme fırsatı bulurken, tamamladıkları kurslara dayalı olarak alabilecekleri sertifikalar sayesinde başarılarını belgeleyebilirler.


Soru: KAÇD’nin açılımı nedir, neleri içerir?

Cevap: Kitlesel Açık Çevrim İçi Dersler (kurslar) (MOOC’ler), çok sayıda öğrenciyi (kitlesel) kaydetmek için tasarlanmış öğrenmeyi ifade eder. Ücretsiz ve internet bağlantısı olan herkes tarafından erişilebilir
(açık); tartışma grupları ve wikiler (çevrim içi) dahil olmak üzere ders videoları ve etkileşimli kurslar kullanılarak çevrim içi olarak gerçekleşmektedir. Belirli başlangıç ve bitiş tarihleri, quizler ve değerlendirmeler ve sınavlar (kurslar) vardır. KAÇD’ler kimya, matematik, fizik, bilgisayar bilimi, felsefe ve liderlik dersleri de dahil olmak üzere çok çeşitli konuları kapsar. KAÇD’ler ayrıca robotik, yarı otonom araçlar ve yapay zeka gibi yüksek talep gören alanlarda da sunulmaktadır.


Soru: Uzaktan eğitimin gelişiminde hangi aşamalar bulunmaktadır?

Cevap: Uzaktan eğitimin gelişiminde beş farklı aşama bulunmaktadır.
Bu aşamalar geçmişten günümüze sırasıyla; yazışma, radyo ve televizyon yayıncılığı, açık üniversiteler, telekonferans ve internet olarak sıralanabilir (Moore
ve Kearsley, 2012).


Soru: Codecademi nasıl bir platformdur, eğitim kazanımları nelere hizmet eder?

Cevap: Codecademy, web tabanlı bir eğitim platformudur ve programlama ve web geliştirme konularında
interaktif eğitici içerikler sunar. Kullanıcılar, gerçek zamanlı pratik yaparak programlama dillerini ve
web geliştirme becerilerini öğrenebilirler. Modüler yapıya sahip olan Codecademy, kullanıcıların
kendi ilgi alanlarına ve hızlarına göre ilerlemelerine olanak sağlar. Platform, öğrencilerin teorik bilgileri hemen uygulayarak öğrenmelerini sağlar ve pratik sorular ve mini projelerle becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur. Platform, öğrencilere adım adım rehberlik eder ve ilerleme durumlarını takip etmelerine olanak sağlar. Ayrıca, kullanıcılar, forumlar aracılığıyla diğer öğrencilerle iletişim kurabilir, sorular sorabilir ve deneyimlerini paylaşabilirler.


Soru: Uzaktan eğitim hangi bağlamlarda sınıflandırılır?

Cevap: Uzaktan eğitimin farklı bağlamlarda sınıflandırmaları vardır. Zaman kavramı
bağlamında yapılan bir sınıflandırmaya göre; eş zamanlı eğitim, eş zamanlı olmayan eğitim ve hibrit eğitim olarak 3 türe ayrılmaktadır.


Soru: Eşzamanlı uzaktan eğitimin tanımı nedir? Hangi araçlar aracılığıyla gerçekleşir?

Cevap: Eş zamanlı (senkron) uzaktan eğitim bir diğer
ifadeyle senkron uzaktan eğitim, bağımsız mekanlarda bulunan bireylerin, iletişim teknolojilerini
kullanarak etkileşim içerisinde gerçekleştirdiği
öğrenme olarak tanımlanmaktadır (Ergezen,
2022). Eş zamanlı uzaktan eğitim video konferans
araçları aracılığıyla gerçekleşmektedir. Bu araçlara
örnek olarak; Microsoft Teams, Adobe Connect,
Zoom, OpenMeetings, Perculus gösterilebilir
Bu araçların genel özellikleri incelendiğinde;
doküman, ses ve masaüstü ekran paylaşabilme, anlık mesajlaşabilme, grup çalışması yapabilme, katılımcı raporu indirebilme, ders kaydı alabilme gibi
özellikleri (Microsoft, 2022; Adobe, 2022; Zoom,
2022; Perculus, 2022) bulunmaktadır.


Soru: ‘Öğrenme Topluluğu’ nedir?

Cevap: Ortak bir amaç, ihtiyaç ya da ilgi alanına sahip
insanlar arasında etkileşimi sağlayan web temelli
ortamların oluşmasıyla birlikte bireysel bir çalışma
sürecinin yerini topluluk halinde işbirlikli bir
çalışma süreci almıştır (Tsiotakis ve Jimoyiannis,
2016). Web tabanlı ortamlar, insanların internet
üzerinden belirli amaçlar doğrultusunda bir araya
gelip topluluklar oluşturmalarına fırsatlar sunmaktadır. Birkaç katılımcının ortak bir öğrenme hedefiyle bir araya gelerek meydana getirdikleri gruplara “öğrenme topluluğu” adı verilmektedir (Liu vd., 2010)


Soru: Çevrimiçi öğrenme platformlarının eğitimdeki dönüştürücü rolleri nelerdir?

Cevap: Çevrim içi öğrenme sadece yüz yüze
eğitime bir alternatif olarak değil, birçok alandaki
öğrenme süreçlerini ve eğitimi dönüştürmek adına
da önemli bir rol üstlenmektedir (Tsiotakis ve Jimoyiannis, 2016). Dünya genelindeki ağın (www)
gelişmesiyle beraber her geçen gün daha çok sayıda insan internet üzerinden öğrenme faaliyetlerine dahil olmaktadır (Liu vd., 2010). Çevrim içi öğrenme platformları, eğitimcilere derslere katılma, meslektaşları ile etkileşim kurma, içerik paylaşma, sorunları çözme ve öğretim yöntemlerini geliştirebilecekleri faydalı stratejileri uygulama imkânı sağlamaktadır (Zhang ve arkadaşları, 2017). Çevrim içi öğrenme toplulukları öğrenme alanında çok etkili oluşumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Aynı amaç etrafında aynı mesleği yapan ya da birbirine yakın konularda faaliyet gösteren katılımcıların bir araya gelmesiyle oluşan çevrim içi öğrenme toplulukları, insanların ilgi duydukları konular hakkında problemlere çözüm geliştirdikleri, paylaşımda
ve işbirliğinde bulundukları alanlardır (Akıncı, 2007).


Soru: Öğrenme Yönetim Sistemleri (ÖYS) kavramını açıklayınız.

Cevap: Öğrenme Yönetim Sistemleri (ÖYS) , eğitimin
geleceği olarak görülen çevrim içi okulların kurulumu noktasında ortaya çıkan önemli bir kavramdır. Öğrenme Yönetim Sistemleri, dijital çağda
önemli bir bilgi edinme ve öğrenme yönetim
aracı olarak kabul edilmektedir (Nguyen, 2021).
ÖYS’ler, çevrim içi veya sanal öğrenme ortamları tasarlamak, oluşturmak ve sunmak için bir
dizi konu yönetimi ve pedagojik aracı birleştiren
sistemler olarak tanımlanır (Coates vd., 2005).


Soru: ÖYS’lerin uygunluğunun değerlendirilmesinde bulunması gereken 12 kriteri açıklayınız.

Cevap: ÖYS’lerin uygunluğunun değerlendirilmesi
üzerine Muhammad ve Nadire (2017) tarafından yapılan araştırmada uzmanlar tarafından
seçilen, ÖYS’lerde bulunması gereken 12 kriter ve
açıklaması aşağıda sunulmuştur;
• Erişebilirlik: Engelli bireylerde dahil olmak üzere herkesin erişebilmesi,
• Uyarlanabilirlik: Birden fazla uygulamaya uyumlu olabilmesi,
• Ölçme ve değerlendirme: Öğrenenlerin performanslarının ölçebilmesi ve değerlendirilebilmesi,
• Öğrenilebilirlik: Ders içeriklerinin verimli şekilde öğrenilmesi sağlaması,
• Dil desteği: Farklı dilleri destekleyebilmeli,
• Mobil Desteği: Uygulama mobil desteği sunabilmeli,
• Güvenilebilirlik: Kurallara dayalı olmalı,
• Güvenlik: Verilerin gizliliği, korunması ve bütünlüğü sağlanmalı,
• Destek: Öğrenenlere, öğrenme süreci içerisinde destek sunabilmeli,
• Sürdürülebilirlik:Uygulamanın güncel, bakımlı ve dayanıklı olması gerekli,
• Kullanılabilirlik: Kullanıcı dostu olmalı, sezgisel ve basit bir kullanım sunmalı,
• Öğrenen-öğreten memnuniyeti: Hem öğreten hem de öğrenen kullanıcının beklentilerini karışılamalı,


Soru: Faxen’in çalışmasında yer alan öğrenme yönetim sisteminin gerekliliklerini içeren unsurları açıklayınız.

Cevap: Faxen (2011) çalışmasında yer verdiği öğrenme
yönetim sisteminin gerekliliklerini içeren 11 unsur
ve açıklaması aşağıda verilmiştir;
• Ders içeriği yönetimi: Ders içeriklerinin,
dersin görevlerinin veya görevlere ilişkin
bilgilerin dağıtılması, planlanması, aktif
veya pasif edilmesi, yeniden kullanımı gibi
süreçlerin yönetimi.
• Değerlendirme: Sistemin ders
değerlendirmesi için öğrencilerden gelen geri
bildirimi destekleme, değerlendirmelerin
öğrencilere sunulması, sonuçları sistemin
içinde veya farklı bir programla analiz edebilme.
• İletişim: Sistemin asenkron ve senkron öğretmen-öğrenci ve öğrenci-öğrenci
iletişimlerini desteklemesi.
• İlerleme: Sistemin öğrencinin öğrenme
sürecini, görevlerini, notlarını raporlaması.
• Yönetim: Sistemin ders veya kullanıcıya uygun şekilde düzenlenerek sunulması. Öğrenme yönetim sistemindeki sistem yöneticilerinin kullanıcılara uygun
erişim izinlerini verme yetkileri olmalıdır.
Öğretmen ve öğrencilerin sistemde erişim
izinlerinin farklılık göstermesi, hiyerarşik
bir yapı olması.
• Entegrasyon: Sistemin diğer sistemlerle
uyumlu çalışması ve birden fazla yazılımı
destekleyebilmesi.
• İçerik uyumluluğu: Sistemin farklı sistemler tarafından oluşturulmuş materyalleri
kendine dahil edebilmesi, kullanımına izin
vermesi.
• Kullanılabilirlik: Uygulamanın ara
yüzünün öğrenmeyi kolaylaştırıcı biçimde
kullanıcı dostu olması.
• Konfigürasyon ve modifikasyon: Sistemin var olan/kullanılan sunucuya uyumlu
olması ve kolayca kurulum ve düzenleme
yapılabilmesi.
• Teknik gereksinim: Sistemin kullanım
yoğunluğu ve kullanıcı kitlesi arttığında sorunsuz işleyebilecek yeterlilikte olması.
• Öğrenme ve pedagojik gereksinimler:
Dikkat dağıtıcı, gereksiz bilgi bulunmaması
ve etkileşimi artırıcı görseller içermesi.


Soru: Otomasyon neyi ifade etmektedir, işlevleri nelerdir?

Cevap: Otomasyon tam anlamıyla belirli görevleri veya işleri insan müdahalesi olmadan gerçekleştiren sistem veya yazılımı ifade etmektedir. Öğrenme yönetim sistemleri ve benzeri yazılımlar eğitim materyali dağıtımı ve yönetimi konusunda otomasyon sağlayan araçlardır. Bu yazılımlar, eğitim kurumlarına ve öğretmenlere içerik oluşturma, öğrenci katılımını izleme, not verme ve iletişim gibi işlemleri daha verimli bir şekilde yapma imkanı sunar. Bu sayede birçok işlem otomatikleştirilir ve daha düzenli bir eğitim süreci sağlanır. Öğrenme yönetim sistemleri, belirli işleri otomatikleştirirken, eğitim sürecinin tamamını otomatikleştirmek için tasarlanmamıştır. Öğrenci ve öğretmen arasındaki etkileşim, ders materyallerinin oluşturulması ve öğrenci değerlendirme işlemleri hâlâ insan katılımını gerektirir. Kütüphanelerde, kaynak yönetimi ve paylaşımı için gelişmiş otomasyon sistemlerinden yararlanılır. Bu sistemlerde, bilgi kaynaklarının
yönetimi otomatik olarak gerçekleştirilir ve yayınların takibi için barkod kullanımı pratiklik sağlar.
Barkod kullanımı, yayın işlemleri sırasında (ödünç verme/alma, süre uzatma vb.) insan kaynaklı yavaşlık ve hataları azaltır.


Soru: Algoritmanın tanımını yapınız.

Cevap: Temeli cebire dayanan algoritma, matematik ve bilgisayar bilimlerinde belirli bir problemi çözmek veya bir hesaplama yapmak için kullanılan, iyi tanımlanmış sonlu bir talimat dizisi olarak tanımlanmaktadır (Wikipedia, 2021).


Soru: Elias’a göre öğrenme analitiği neyi amaçlar? Öğrenme analitiğinin hedefleri nelerdir?

Cevap: Elias’ın (2011) öğrenme analitiği tanımına göre, öğrenme analitiği, öğrenenler ve diğer sistemler hakkında verilerin ölçülmesi, toplanması, analizi ve raporlanmasıyla öğrenmeyi ve öğrenmenin gerçekleştiği ortamları anlamayı ve optimize etmeyi amaçlar. Özellikle son 10 yılda yapay zeka algoritmalarının gelişimiyle birlikte öğrenme analitiği hem akademik bir alan hem de ticari bir pazar olarak büyümüştür. İş dünyasındaki analistler, tüketici verilerini kullanarak hedef müşteri kitlesini belirlemekte ve özel reklamlar oluşturmakta kullanırken, öğrenme analitiği öğrenci ve öğrenme ortamı verilerini değerlendirerek daha iyi pedagojiler geliştirmeyi hedefler (Ekin, 2021).


Soru: Eğitimsel Veri Madenciliğini ve kullanım alanlarını açıklayınız.

Cevap: Eğitimsel Veri Madenciliği ise, eğitimdeki sorunları çözmek için geliştirilmiş veri madenciliğinin bir alt uygulama alanıdır. Özellikle yönlendirmeye ihtiyacı olan öğrencilere yardımcı olunması,
öğrencinin öğrenme stiline ve seviyesine göre uygun materyale yönlendirilmesi, yada öğrenim materyallerinin bireysel farklılıklara göre özelleştirilmesinde eğitimsel veri madenciliği sıklıkla kullanılır.


Ünite 6

Soru: Yaratıcı düşünme sürecinin aşamaları nelerdir?

Cevap: Hazırlık, kuluçka, fikrin doğması, fikrin geliştirilmesi aşamaları yaratıcı düşünme sürecini oluşturur.


Soru: Yaratıcı düşünme süreci hangi yetilerin bir bütünü olarak değerlendirilebilir?

Cevap: Yaratıcı düşünme süreci çeşitli düşünme yetilerinin bir bütünü olarak değerlendirilebilir:
Eleştirel Düşünme, Analitik Düşünme, Janusyan Düşünme, Sentetik Düşünme, Çağrışımsal
Düşünme, Iraksak-yakınsak, İmgesel Düşünme.


Soru: Rhodes’in 4P kuramı nedir?

Cevap: Yaratıcı düşünme süreci insan (person), süreç (process), ürün (product), çevre (press) unsurlarından oluşur. Bu unsurlardan Rhodes’in 4P kuramı olarak söz edilir.


Soru: Öztürk’e (2001, s.19) göre yaratıcılığı olumsuz etkileyen öznel etmenlerden ‘kişisel etkenler’ nelerdir?

Cevap: Özgüven eksikliği
Korku
Saplantı
Alışkanlıklar
Tembellik
Esnek olamamak
Kalıp davranışları
benimsemek
Kararsızlık
Bağımlılık
Cesaretsizlik


Soru: Sanat ve tasarım alanında yaratıcı içerik geliştirmek üzere kullanılabilecek düşünme teknikleri neler olabilir?

Cevap: Yaratıcı düşünme tekniklerine örnek olarak morfolojik sentez, sinektik, TRİZ, SCAMPER, özellik listeleme, yaratıcı problem çözümü, yaratıcı zıt düşünme, beyin fırtınası, sinektik, rol yapma teknikleri, altı şapka, analoji, sentetik gibi teknikler verilebilir.


Soru: Altı Şapka Düşünme Tekniği nedir, ne işe yarar?

Cevap: Yaratıcı içerik oluştururken farklı bakış açıları geliştirmek için altı şapka düşünme tekniği kullanılabilir. Bu teknik bir konuya ya da duruma farklı bakış açılarıyla yaklaşmak için Edward de Bono tarafından geliştirilmiştir. Her renkli şapka bir bakış açısını temsil eder. Farklı açılardan, olasılıklardan hareket ederek çoğul düşünme becerisini geliştiren bu yöntem aynı zamanda eleştirel ve yaratıcı düşünmeye hizmet eder. Altı şapkalı düşünme tekniğinin temelinde çok yönlü, eleştirel ve yaratıcı düşünme olması nedeniyle hedef davranışlar en az uygulama, analiz, sentez ve değerlendirme düzeyindedir.


Soru: Organik birlik neye denir?

Cevap: Biçim, içerik ve öznenin birbirinden ayrılmaz bir şekilde etkileşim ile canlı bir organizma gibi etkili, başarılı bir şekilde bir araya gelmesine organik birlik denir.


Soru: Sinektik Tekniği nedir, ne işe yarar?

Cevap: Terminolojik olarak kökeni Yunancaya dayanan sinektik kavramında yer alan syn: bir araya getirmek ve ectics: farklı unsurlar anlamına gelmektedir. İki kavram arasında benzerlik belirleme süreci olarak tanımlanır. Birbiriyle alakasız parçaları bir araya getirme işlemi olarak tanımlanabilecek bu tekniği Gordon (1961) yaratıcı bireylerin kullandığı yöntemleri araştırırken yaratıcı süreçte bireylerin farkında olmaksızın analojiye başvurduğunu bulmuştur. Sinektik tekniği anolojilerin kullanımıyla uygulanır. Anolojide iletilmek istenen şey bilinen tanıdık gelen kavramdan yani analogdan, bilinmeyen kavrama yani hedefe aktarılır.


Soru: Sinektik tekniğin kullanımı hangi hipotezlere dayanır?

Cevap: Sinektik tekniğin kullanımı üç hipoteze dayanır: Bireyin bu süreçte kullandığı psikolojik durumları fark etmesi, duygusal ve irrasyonel boyutu anlaması ve ortaya çıkarabilmesi, başka bir deyişle kendi duyuş ve düşünüşlerinin farkındalığının oluşu diyebiliriz. Sinektik düşünmenin bağlantıyı kurarak ve kopararak bilineni belirsizleştirdiği, bilinmeyeni de belirginleştirdiği söylenebilir (Ambrose ve Harris, 2013; Tuna Kaplan ve Ercan 2011; Sak, 2018; Özden, 2003; Öztürk, 2001; Sürmeli ve Yıldırım, 2017).


Soru: Sinektikte bilineni belirsizleştirmek üzere kullanılan analojiler nelerdir?

Cevap: Sinektikte bilineni belirsizleştirmek üzere kullanılan analojiler üçe ayrılır: doğrudan, kişisel ve sembolik analoji.


Soru: Doğrudan analoji nedir?

Cevap: Doğrudan analoji, karşılaştırma yapmaya ve benzeşime dayanır. Benzerlikleri kurmak için hayvanlar, bitkiler vb. gibi çoğunlukla doğal analojilere başvurulur.


Soru: Kişisel anoloji nedir?

Cevap: Kişisel analoji, bireyi kendini bir nesne ya da canlı yerine koyarak hayali olarak, durumun bir parçası olur ve duygu ve düşüncelerini yansıtır. Bir çeşit özdeşleşme tavrı ile düşünme denilebilir. Günlük yaşamdaki nesnelerin kişisel yaşantı aracılığıyla duygu ve anlam yüklenerek öznelleştirilmesi buna örnek olabilir.


Soru: Sembolik analoji nedir?

Cevap: Sembolik analoji zıtlıklardan hareket ederek, paradokslar ile ya da benzetmelerden hareket ederek metaforlarla ifade bulabilir. Özgür tutsaklık, akıllı deli ifadeleri paradoks yoluyla sembolik anolojiye örnek verilebilir.


Soru: Sinektik yöntemde adımlar nelerdir?

Cevap: Sorun Tanımlama
Soruna İlişkin Bilgi Edinme
Sorunu Parçalara Ayırma
Eğer, Gibi Sözcüklerini
Kullanarak Düşünme/Cümle
Kurma
Elde Edilen Düşünceleri Değerlendirme
Alternatifleri Seçip Görselleştirme


Soru: Yoğun eskiz çalışmaları ne sağlar?

Cevap: Yoğun eskiz çalışmaları hızlı algılama ve hızlı düşünmede pratiklik sağlayarak motor tepkilere ulaşmayı sağlar.


Soru: Yaratıcılık nedir?

Cevap: Yaratıcılık bilgideki açıkları fark etme, fark edilen bu açık ya da eksik görülen durumlar üzerine çeşitli varsayımlarda bulunma ve bu varsayımlara yönelik denemelerle sonuca ulaşma olarak tanımlanabilir. Yaratıcılık, tutum, süreç, ürün, beceri, kişilik özelliklerinin birleşimi ve çevresel koşulların bir sonucu olarak da açıklanabilir.


Soru: Yaratıcı kişilerde kalıtım, eğitim ve çevre koşullarından bağımsız bir şekilde kullanılan ortak yöntem ve davranışlar nelerdir?

Cevap: Bu özellikler şu şekildedir: Farklı olmayı göze alabilmek, yargılamayı geciktirebilmek, esnek düşünebilmek, çabuk (spontan) düşünebilmek, kavram oluşturabilmek, kavramları ilişkilendirebilmek, hayal gücü, konuya odaklanabilmek. Ayrıca beklenmeyene, yeni olana açık olma hali, belirsizliğe tolerans gösterme, deneyime ve risk almaya gönüllü olma, meraklı olma, karmaşık işlere ilgi duyma, bağımsızlığa düşkün ve içe dönük olma, sorgulayıcı olma, gelişmiş bir mizah anlayışına sahip olma, güçlü bir duygusal farkındalığı olma gibi özellikler sıralanabilir.


Soru: Yaratıcılığı tanımlamada kullanılan testler nelerdir?

Cevap: Yaratıcılığı tanımlarken Guilford Testi, Torrence Testi, Wallach ve Kogan Testi olmak üzere üç
yaratıcılık testinden bahsedilebilir.


Soru: Yaratıcılığı olumsuz etkileyen engeller neler olabilir?

Cevap: Yaratıcılığı olumsuz etkileyen engeller öznel (kişisel etkenler) ve nesnel (toplumsal ve örgütsel etkenler) olmak üzere şu şekilde sıralanabilir: Özgüven eksikliği, korku, saplantı, alışkanlıklar, tembellik, esnek olamamak, kalıp davranışları, benimsemek, kararsızlık bağımlılık, cesaretsizlik, kişisel etkenlerdir. Çevre, aile, medya, eğitim, normlar, ahlaki değerler, toplumsal etkenlerdir. Hiyerarşi, otoriter yönetim, baskı, güvensizlik, yersiz eleştiri, ciddilik tutkusu, örgütsel etkenlerdir.


Soru: Yaratıcı edim neyi ifade eder?

Cevap: Yaratıcı edim sanat ve tasarım alanında yaratıcı düşünme; düşünme süreci, problemin çözümüne yönelik geliştirilen çözüm önerileri vb. şeylerin bir yandan uygulamaya nasıl yansıdığını düşünme ile hareket etme arasında nasıl bir uyum/uyumsuzluk oluşturduğunu ve ortaya çıkan eylem ya da ürünün nasıl sanat açısından değerlendirebileceğini irdelemeyi kapsar. Yaratıcı düşünmenin cisimleşme süreci yaratıcı edim olarak açıklanabilir.


Soru: Yaratıcı bireylerin ortak özellikleri nelerdir?

Cevap: Yaratıcı bireylerin ortak özellikleri: Beklenmeyene, yeni olana açık olma, belirsizliğe tolerans gösterme, deneyime ve risk almaya gönüllü olma, meraklı olma, karmaşık işlere ilgi duyma, esnek
olma, bağımsızlığa düşkün ve içe dönük olma, sorgulayıcı olma, gelişmiş bir mizah anlayışına
sahip olma, güçlü bir duygusal farkındalığı olma. (Fox ve Schirrmacher, 2014; Orhon, 2011; Storr,
1992; Yıldırım; 1998)


Soru: Sanat veya tasarım ürününün organik bütünlüğünü oluşturan biçim, içerik ve özne neyi ifade eder?

Cevap: Özne ögesi, sanat ya da tasarım ürününün ne olduğu sorusunun karşılığıdır; konusu, odağı ya da görüntüsüdür. Biçim ögesi sanat/tasarım ürününün ya da kompozisyonun nasıl gerçekleştiği sorusuna yanıt arar. İçerik ise sanatçının niyeti, iletişimi veya işin arkasındaki anlamı ortaya çıkaracak olan neden sorusuna yanıt arar.


Ünite 7

Soru: Küreselleşme nedir?

Cevap: Küreselleşme, politik, sosyal, ekonomik ve kültürel etmenlerin bir araya gelmesinden meydana gelmiş ve bireyleri, toplumları ve ulusları birbirine bağlı ve bağımlı hale getiren bir yaşam biçimi oluşmasına neden olan olgu şeklinde tanımlanabilir (Giddens, 2012).


Soru: Foucault iktidarı nasıl tanımlamaktadır?

Cevap: Foucault iktidarın her yerde olduğunu, toplumsal özneler tarafından sürekli yeniden üretildiğini belirtmekte; bireylerin bu durumdan sorgulayarak kurtulabileceklerini ifade
etmektedir (Foucault, 2005). Dolayısıyla, iktidarı toplumsal öznelerden ve kamusal bilgilerden bağımsız şekilde büyük anlatılarla değil mikro düzeyde bireylerarası ilişkileri dikkate alarak değerlendirmektedir. Bu yaklaşım bilgi ve öznelerin ilişkisel var oluşunun iktidarı sürekli yeniden ürettiğini ortaya koymaktadır.


Soru: Bir etkinliğe ilişkin içeriğin belirlenmesi ve tasarlanmasına yönelik ilkeler nelerdir?

Cevap: Bir etkinliğe ilişkin içeriğin belirlenmesi ve tasarlanmasına yönelik ilkeler aşağıdaki gibi özetlenebilir (Dirik, 2015);
Geçerlik ve güvenirlik
Bilimsellik
Bireylerin ilgi ve ihtiyaçlarına yönelik olma
Aktarılabilirlik ve uygunluk
Toplumsal fayda
Ekonomiklik
İçeriğin mantıksal yapısı
İçeriğin psikolojik temeli


Soru: Bir etkinliğe ilişkin içeriğin belirlenmesi ve tasarlanmasına yönelik ilkelerden geçerlik ve güvenirlik ne anlama gelmektedir?

Cevap: Geçerlik ilkesi, içeriğin amaçlarla ve içeriğin kullanıcısı olan bireyle uyum içerisinde olmasını ifade etmektedir. Güvenirlik ise içeriğin temelinin yani bilginin hem bilimsel gelişmelerle hem de kendi içinde tutarlı olmasına karşılık gelmektedir.


Soru: İçeriğin hitap edilen kitlenin hazır bulunuşluk düzeyiyle ve gelişim süreciyle uyumlu olması, içeriğin belirlenmesi ve tasarlanmasına yönelik ilkelerden hangisi ile ilişkilidir?

Cevap: İçeriğin hitap edilen kitlenin hazır bulunuşluk düzeyiyle ve gelişim süreciyle uyumlu olması “Aktarılabilirlik ve uygunluk” olarak adlandırılmaktadır.


Soru: Yapılandırmacı yaklaşımın temel argümanı nedir?

Cevap: Yapılandırmacı yaklaşım öğrenenin önceki bilgi ve deneyimlerini kullanarak bilgiyi inşa etmesi gerektiğini savunmaktadır (Fosnot, 1996).


Soru: Radikal yapılandırmacılığın temel argümanı nedir?

Cevap: Radikal yapılandırmacılık, nesnel bilginin olmadığını, her bireyin kendi gerçek ve doğru bilgisini kendisinin yapılandırdığını öne sürmektedir. Yani gerçeklik çokludur ve birey buna kendisi ulaşabilmektedir.


Soru: John Dewey’e göre sorgulama becerileri nelerdir?

Cevap: John Dewey tarafından sorgulama becerileri; konuyla ilgili sorular geliştirme ve sorma, yanıtlara ulaşmaya çalışma, yanıtlara ulaşma sürecinde edinilen bilgilerle yeni bilgiler inşa etme, sonuçları tartışma ve transfer etme şeklinde belirtilmiştir.


Soru: Araştırmaya-sorgulamaya dayalı süreci oluşturan faaliyetler nelerdir?

Cevap: Araştırmaya-sorgulamaya dayalı süreç şu dört faaliyetin bir araya gelmesiyle oluşmaktadır:
- Bilgi ve fikirlerin öğretenden bağımsız olarak öğrenen tarafından yapılandırılması,
- Bireylerin etkin şekilde aktif olduğu etkinliklerin gerçekleştirilmesi,
- Bilginin ve gerçekliğin sorgulanmasına yönelik yöntemlerin sürece dahil edilmesi,
- Eğitici içeriğin ve bunun uygulamaya geçtiği sürecin öneminin vurgulanması.


Soru: Araştırmaya-sorgulamaya dayalı yaklaşımda hangi yöntemler kullanılmaktadır?

Cevap: Araştırmaya-sorgulamaya dayalı yaklaşımda Sadeh ve Zion (2012) tarafından belirtilen şu yöntemler kullanılmaktadır (Tezel ve Bıyık, 2018);
• Yapılandırılmış sorgulama: Alıcının daha pasif olduğu, öğretenin daha etkin olduğu bir sorgulama yöntemidir. Bu yöntemde öğreten süreç içinde gerekli olabilecek araç ve gereçleri hazırlar. Birey ise ilişkisel bir inceleme yaparak sorgulama yapar.
• Rehberli sorgulama: Bir problem oluşturularak öğretenin rehberlik ettiği bir süreç gerçekleştirilir. Hitap edilen kitle problem durumunu rehber eşliğinde sorgulayarak ele alır. Bu yöntemde kişi yapılandırılmış sorgulamaya göre daha etkindir.
• Açık uçlu sorgulama: Bu yöntemde birey yapılandırılmış sorgulama ve rehberli sorgulama yöntemine göre daha aktiftir. Sürecin tüm aşamalarında hitap edilen kitleden sorgulaması, problemin çözümüne yönelik çalışmalar gerçekleştirmesi beklenmektedir.


Soru: Paradigma kavramı nasıl tanımlanabilir?

Cevap: Paradigma kavramı bireyin şeyler ve onların bilgisiyle ilgili giriştiği bilme çabasının çerçevesi şeklinde tanımlanmaktadır. Paradigma, bireyin gerçekliği bulmak amacıyla yaptığı araştırmalarda kullandığı lenslerdir (Lincoln ve Guba, 1985).


Soru: Post-pozitivizm kavramı farklı isimler tarafından nasıl anlamlandırılmıştır?

Cevap: Post-pozitivizm, Habermas tarafından pozitivizmin devamı; Lyotard tarafından toplumsal olayların büyük ve kapsamlı anlatılar kullanılarak analiz edilmesinin sonu; Jameson ve
Harvey tarafından kapitalizmin bir aşaması; Foucault ve Derrida tarafından ise koyduğu kurallar aracılığıyla özneyi nesneleştiren modernizme bir karşı çıkış olmak üzere çeşitli şekillerde anlamlandırılabilmektedir.


Soru: Durağan bilgilerden ziyade değişen şartlara göre yeni düşünce ve kavramları araştırarak üretkenliğini devam ettiren ve çeşitli bilimciler tarafından post-modern veya post-pozitivist eğitim anlayışı olarak isimlendirilen yaklaşım eğitimin amacının ve kapsamının yeniden tanımlanmasına neden olmuştur. Bu yaklaşımın özellikleri nelerdir?

Cevap: Söz konusu yaklaşımın özellikleri kısaca şöyle sıralanabilir (Aslanargun, 2007);
• Temel felsefesi çok kültürlü ve demokratik eğitime dayanır.
• Ortak duygu, diyalog ve karşılıklı etkileşimin insanlar arasında bağlayıcı olacağına inanılmaktadır.
• Mevcut sosyal ve politik yapı içinde yetişen yeni neslin beklentilerine ve arzularına hitap edebilir.
• Homojen eğitim anlayışından farklı olarak bireysel ihtiyaçlara ve beklentilere cevap verebilecek esnek bir yapıya sahiptir.
• Eğitim bireysel gelişimin önemsendiği bilişsel ve duyuşsal bir alan olarak algılanır.


Soru: Pozitivizm ve post-pozitivizmin gerçeklik ve ona ulaşmaya yönelik yaklaşımları nasıldır?

Cevap: Pozitivizme göre:
• Gerçeklik nesneldir.
• Gerçeklik genellenebilir.
• Gerçekliğe deneyler yoluyla ulaşılabilir.
Post pozitivizme göre:
• Gerçeklik çokludur.
• Gerçeklik transfer edilebilirdir.
• Gerçekliğin zor ölçülebilir bir doğası vardır.


Soru: Pozitivizmin temel ilkeleri nelerdir?

Cevap: Pozitivizmin temel ilkeleri şöyle sıralanabilir: Gözlem ve deneysel yöntem; Bilimsel yöntem; Nedensellik ilkesi; Metafiziğin reddi ve spekülasyon; Duyusal verilere dayanma.


Soru: Post-pozitivizmin temel ilkeleri nelerdir?

Cevap: Post-pozitivizmin temel ilkeleri aşağıdaki gibidir; Gözlem ve deneyimin ötesindeki yöntemlere açıklık; Nesnellik ve öznellik arasındaki denge; Hipotez ve kuram yüklü gözlem; aradigmalar ve değişim; Eleştirel düşünme.


Soru: Eleştirel bir pedagog olan Kincholoe (2008) için bireyin sahip olması gereken nitelikler nelerdir?

Cevap: Eleştirel bir pedagog olan Kincholoe (2008) bireyin sahip olması gereken nitelikleri şöyle ifade etmiştir;
• Toplumsal alandaki gerçekliği sorgulayabilen.
• Sosyal adalet duygusu gelişmiş.
• Kendini gerçekleştirmeyi ve özgürleşmeyi amaç edinen.
• Demokratik kişilik özelliklerine sahip.
• Etkin bir şekilde sosyal meselelere katılım sağlayan.


Soru: Nosich’e (2018) göre eleştirel düşünmenin özellikleri nelerdir?

Cevap: Nosich (2018) eleştirel düşünmenin özelliklerini şöyle ifade etmiştir;
• Belirli bir amaç doğrultusunda gerçekleştirilir.
• Bireyin aktif olduğu dikkatli bir düşünme sürecidir.
• Yansıtıcı bir şekilde ilerler.
• Belirli standartlar gözetilerek yapılır.
• Gerçekçidir.
• Mantıklı olmayı gerektirir.
• Eleştirel düşünmenin sonucunda bazı çıktılar ortaya çıkar, yani üreticidir.


Soru: Halpern’e (1998) göre eleştirel düşünebilen bireylerin nitelikleri nelerdir?

Cevap: Halpern (1998) eleştirel düşünebilen bireylerin niteliklerini şu şekilde belirtmiştir;
• Kapsamlı ve karmaşık işleri devam ettirebilme.
• Dürtüselliği bastırarak yapılan planlara uyabilme.
• Esnek bir zihne sahip olma.
• Verimsiz yöntem ve tekniklerden vazgeçebilme.
• Problemlerin nasıl çözüleceğine yönelik öneriler geliştirerek eyleme geçebilme.


Soru: Eleştirel düşünme becerisi Facione’a göre (1990) hangi alt becerilerin bir araya gelmesiyle oluşmaktadır?

Cevap: Facione (1990) eleştirel düşünme becerisinin şu alt becerilerin bir araya gelmesiyle oluştuğunu ifade etmektedir;
• Yorumlama: Kişinin deneyimlediği olayların, içinde bulunduğu koşulların, sahip olduğu inançların ne anlama geldiğini açıklamasıdır.
• Çözümleme: Olay, olgu, deneyim, inanç ve kavramlar arası ilişkilerin belirlenip ifade edilmesidir. Kanaat ve kavramlar birbirleriyle ilişkisi içinde ele alınarak irdelenir, benzerlikler ve farklılıklar tespit edilir.
• Çıkarsama: Veri, fikir, öneri, kavram ve soruların organize bir şekilde bir araya getirilerek mantıklı ve tutarlı sonuçlara ulaşmak için kullanılmasıdır. Ulaşılan veri ve kanıtlar sistematik bir sorgulama sürecinden geçirilir, önermeler geliştirilir ve bu yolla sonuçlara ulaşılır.
• Değerlendirme: Bireyin sahip olduğu algı, inanç, anlam ve yargılarının gerçekle uyumunun mantık çerçevesinde ele alınarak incelenmesi ve güvenilirliğin ortaya koyulma sıdır. Herhangi bir konuda ortaya koyulan iddia ya da tezlerin güvenilirlik ve geçerliliğinin değerlendirilebilmesidir.
• Açıklama: Bireyin ulaşmış olduğu sonuç ya da sonuçları kavramsal, kuramsal ve metodolojik boyutta ifade etmesidir. Bireyin ulaştığı sonuçları gerekçelendirmesi, geliştirdiği argümanlarla diğer kişilerle tartışmalar yapabilmesidir.
• Kendini Düzenleme: İki adımdan oluşmaktadır: kendini inceleme ve kendini düzeltme. Kendini inceleme bireyin kendi bilişsel süreçlerini yorumlaması, çözümlemesi, çıkarımlar yapması, değerlendirmesi ve bu süreci kendini düzeltmeye yönelik bir bakış açısıyla ele almasıdır. Kendini düzeltme kişinin eleştirel düşünme sürecinde izlediği yolu, yöntem ve teknikleri gözden geçirerek düzeltilmesi gereken noktaları tespit etmesi ve bu tespitleri uygulamaya koymasıdır.


Soru: Eleştirel düşünmenin öğretimine ilişkin temel yaklaşımlar nelerdir?

Cevap: Alanyazına göre, eleştirel düşünmenin öğretimine ilişkin dört temel yaklaşım vardır. Bunlar konu tabanlı öğretim yaklaşımı, içerik temelli öğretim yaklaşımı, beceri temelli öğretim yaklaşımı ve karma öğretim yaklaşımıdır.


Soru: Eleştirel düşünme yeteneğini ortaya çıkarmayı amaçlayan belli başlı duyuşsal stratejiler nelerdir?

Cevap: Eleştirel düşünme yeteneğini ortaya çıkarmayı amaçlayan belli başlı duyuşsal stratejiler:
Bağımsız düşünme
Tarafsız düşünmeyi gerçek hayat deneyimlerinde uygulama
Düşüncelerin kaynağındaki duyguları ve inançları keşfetme
Entelektüel mütevazilik ve yargılamayı erteleme
Entelektüel iyiliği geliştirme
Entelektüel yolda devam etme azmini geliştirme


Soru: Eleştirel düşünme becerisinin kazandırılma sürecinin etkili bir şekilde yürütülebilmesi için içeriğin sorgulama temelli bir şekilde planlaması gerekmektedir. Bu planlama süreci hangi aşamaları içermektedir?

Cevap: Eleştirel düşünme becerisinin kazandırılma sürecinin etkili bir şekilde yürütülebilmesi için içeriğin sorgulama temelli bir şekilde planlaması gerekmektedir. Bu planlama süreci aşağıdaki aşamaları içermektedir;
• Hitap edilen kitleyi sorular sormaya ve araştırmaya sevk eden toplumsal bir problemin belirlenmesi,
• Bireylerin sorular sorması yoluyla problemin tüm yönleriyle ve derinlikli bir şekilde tanımlanması,
• Problemin çözülmesine yönelik öneriler geliştirme amacıyla araştırmaların gerçekleştirilmesi,
• Yapılan araştırmalar neticesinde elde edilen verilerin analiz edilmesi ve yorumlanması,
• Değerlendirmeler yapılarak anlamlandırmanın sağlanması,
• Çözüm önerileri geliştirilmesi,
• Yansıtma yapılması ve sürecin tamamının raporlandırılması,
• Gerekçelendirmeler yaparak tartışmalar gerçekleştirilmesi,
• Bir karara ulaşılması.


Soru: Eleştirel düşünme stratejileri arasında yer alan bilişsel stratejiler söz konusu olduğunda temel stratejiler makro yetenekler ve mikro beceriler şeklinde ayrılarak özetlenebilir. Bunlardan makro yetenekler nelerdir?

Cevap: Genellemelerden ve fazla yalınlaştırmadan kaçınma
Yaşadıkları deneyimlerden öğrendiklerini diğer bir benzer deneyime transfer edebilme
Otantik bir bakış açısı geliştirebilme
Sorunları karmaşıklıktan çıkarıp netleştirme
Bilgi kaynaklarının güvenirliğinden emin olma
Derinlemesine sorgulamanın gerekliliği
Çözüme odaklı olma
Disiplinlerarası ilişkiler kurma
Eleştirel dinleme


Soru: Eleştirel düşünme stratejileri arasında yer alan bilişsel stratejiler söz konusu olduğunda temel stratejiler makro yetenekler ve mikro beceriler şeklinde ayrılarak özetlenebilir. Bunlardan mikro beceriler nelerdir?

Cevap: Gerçek ile ideali karşılaştırma ve ayırt etme
Düşünmeyi düşünme
Benzerlikleri ve farklılıkları belirleme
Varsayımları değerlendirme
İlgili ve ilgili olmayan gerçekleri ayırt etme
Akılcı çıkarımlarda bulunma
Çelişkileri tespit etme
Kanıtları ve iddia edilen gerçekleri ayırt edebilme


Ünite 8

Soru: Ölçme nedir?

Cevap: Ölçme “Bir niteliğin gözlenip gözlem sonucunun sayı ve başka sembollerle gösterilmesi” şeklinde tanımlanabilir (Turgut ve Baykul, 2021). Bir başka tanıma göre (Tekin, 2017) ölçme “Belli bir nesnenin belli bir özelliğe sahip olup olmadığının, sahipse oluş derecesinin gözlenip gözlem sonuçlarının sembollerle ve özellikle sayı sembolleriyle ifade edilmesidir.”


Soru: Ölçme kuralı nedir?

Cevap: Ölçme Kuralı: “Ölçme işini yaparken niteliğin hangi miktarına ne değer verileceğidir.” (Tan, 2020).


Soru: Ölçme işlemi üç safhada gerçekleşmektedir. Bunlar nelerdir?

Cevap: Tan (2020) ölçme işleminin üç safhada gerçekleştiğini dile getirmektedir:
- Ölçülmesi amaçlanan özelliklerin (niteliklerin) belirlenmesi (Davranışların belirlenmesi)
- Niceliklerin tespit edilmesi, yani ölçülecek özelliğin ne tür bir sıfat ya da sayıyla ifade edileceğinin belirlenmesi (Ölçme aracının belirlenmesi)
- Belli bir kurala göre niteliklerle niceliklerin eşleştirilmesi (Ölçme işleminin gerçekleştirilmesi)


Soru: Değişken ve sabit nedir?

Cevap: Bir durumdan diğer duruma göre farklılaşan özelliklere değişken, farklılaşmayanlara sabit denir. Örneğin insanların boyu ve sınavdan alınan notlar değişken olarak nitelendirilir. Öte yandan pi sayısı sabittir.


Soru: Nicel ve nitel değişken nedir? Örnek veriniz

Cevap: Nicel değişkenler, sayılarla ifade edilebilen, çokluk, azlık, miktar ve diğer sayısal işlemlerin yapılabildiği değişkenlerdir. Ör: Ağırlık, boy, sınav puanı
Nitel değişkenler, değeri ve niteliği sayılarla ifade edilemeyip sıfat ve sembollerle ifade edilen değişkenlerdir. Ör: Cinsiyet, gidilen okulun tipi, tutulan takım, medeni durum


Soru: Sürekli ve süreksiz değişken nedir? Örnek veriniz.

Cevap: Sürekli değişkenler, iki değeri arasında sonsuz değer alabilen değişkenlerdir. Sürekli değişkenlerde iki değer arası sürekli bölünebilmektedir. İki değer arasında sürekli başka bir değer olabilmektedir. Ağırlık, boy uzunluğu gibi örnekler verilebilir.
Süreksiz (Kesikli) değişkenler, iki değer arasında başka bir değer olmayan değişkenlerdir. Değerler, sıfatlar veya sembollerle ifade edilmeye çalışılır. Medeni durum ve cinsiyet gibi.


Soru: Bağımsız ve bağımlı değişken nedir?

Cevap: Bağımsız değişken aldığı değerler diğer değişkenlerden etkilenmeyen ve aldığı değerlerle diğer değişkenleri etkileyen değişkendir. Araştırmalarda etkisi olup olmadığı merak edilen değişkendir.
Bağımlı değişken ise diğer değişkenlerin niteliğine göre farklı değerler alabilen ve diğer değişkenlerden etkilenen değişkenlerdir.


Soru: Doğrudan ölçme nedir?

Cevap: Ölçülecek şeyin niteliğinin doğrudan gözlemlenerek yapılan ölçmelere temel ölçme veya doğrudan ölçme denilmektedir. Doğrudan ölçme esnasında araya başka değişkenler girmez. Ölçmeye konu olan özellikler kendileriyle benzer türden bir araçla ölçülürler. Örneğin kitabın sayfası 260’tır. Sınıfın mevcudu 45’tir. Mehmet’in boyu 145 cm’dir. Bu tip ölçmeler doğrudan gözlemlenebilir ve genellikle herhangi bir araç kullanılmadan yapılır. Öte yandan böyle bir zorunluluk yoktur. Araç kullanılarak yapılan doğrudan ölçmeler de bulunmaktadır.


Soru: Türetilmiş ölçme nedir?

Cevap: Bir gözlemden elde edilen netice, başka gözlemler arasında kurulan bağıntı aracılığıyla belirlenebiliyorsa bu durum türetilmiş ölçmedir. Vücut kitle indeksi türetilmiş ölçmenin bariz örneklerinden biridir. Zira ortaya çıkan sonuç doğrudan ölçülmemiş ve kişinin boy uzunluğunun karesi ağırlığına bölünerek elde edilmiştir (Kilmen, 2022).


Soru: Ölçmede birim ne anlama gelmektedir?

Cevap: Ölçme sonuçlarının herkes tarafından aynı anlaşılabilmesi ve olabildiğince nesnel bir şekilde ifade edilebilmesi açısından birim kavramı önemli bir yer tutmaktadır. Ölçümlerin sayısal değerlerle belirtilen en küçük parçasına birim denir (Tekin, 2017).


Soru: Ölçme işleminde ölçülecek değişkenin özelliklerini belirlemede kullanılan birimlerin başlangıç noktası olarak sıfır kabul edilmektedir. Doğal sıfır ve tanımlanmış sıfır ne anlama gelmektedir?

Cevap: Başlangıç noktası olarak gerçek (doğal) sıfırın kabul edilmesi ölçülen özelliğin hiç olmadığı anlamını taşır. Örneğin bir aracın hızının sıfır olması o aracın hareket etmediğinin bir
göstergesidir. Doğal sıfır noktası yokluğun gerçek anlamda mutlak yokluğuna işarettir (Yaşar, 2020). Öte yandan sıcaklığın 0°C olması demek hava sıcaklığının hiç olmadığı anlamını taşımaz. İsa’nın doğumunu veya Hicreti 0 olarak kabul eden Miladi ve Hicri takvimlere göre zamanın başlangıç noktası izafi olarak belirlenmiştir. Bu tanımlamalar, başlangıç noktasından önce dünyada yaşamın olmadığı anlamını taşımamaktadır. Örneklerde görüleceği üzere keyfi (izafi, tanımlanmış) sıfırın başlangıç noktası olarak kabul edilmesi ölçülen özelliğin gerçek anlamda olmadığı anlamına gelmemektedir. Göreceli sıfır noktası alan uzmanları tarafından tanımlanmıştır. Bu tanımlamalar doğrultusunda ne tür özelliklerin sıfır değer alacağı önceden belirlenmiştir; fakat bu tanımlamalar çerçevesinde sıfır değerini almak o özelliğin gerçekte olmadığı şeklinde yorumlanmamalıdır (Bahar vd., 2015).


Soru: Ölçek türleri nelerdir?

Cevap: Ölçekler; eşit oranlı, eşit aralıklı, sıralama ve sınıflama olmak üzere dörde ayrılmaktadır.


Soru: Eşit oran ölçeği nedir?

Cevap: Sıfır noktası olarak gerçek sıfırı kullanan ve birimleri her durumda benzer nitelikte olan ölçekler olup en gelişmiş ve üzerinde en fazla istatistiksel işlem yapılabilen ölçeklerdir.


Soru: Eşit aralık ölçeği nedir?

Cevap: Gerçek sıfır noktası olmayıp başlangıç noktası keyfi (izafi) tanımlanmış olan ve aynı zamanda birimler arasındaki farkları eşit olan ölçeklere eşit aralıklı ölçekler denilmektedir (Turgut ve Baykul, 2021).


Soru: Sıralama ölçeği nedir?

Cevap: Başlangıç noktası (sıfır) bulunmayan ve birimler arasındaki farkların ölçeğin tamamında eşit olmayıp değişkenleri belirli bir niteliğe göre sıraya dizmeye yarayan ölçeklerdir (Özçelik, 2013). Ölçülen nesneler küçüklük-büyüklük sıralamasına konulur. Bireyleri aldıkları test notlarına göre küçükten büyüğe doğru sıralamak, boy sırasına dizmek, ağırlıklara göre sıralamak sıralama ölçeklerine örnek olarak gösterilebilir.


Soru: Sınıflama ölçeği nedir?

Cevap: Bu tür ölçeklerde değişkenler belli bir niteliğe sahip olup olmamasına göre tasnif edilmekte ve daha sonrasında isimlendirilmektedir. Her bir kategoriye sayısal değer atanmaktadır (Güler, 2023). Bu türden ölçeklerde herhangi bir başlangıç noktası veya ölçme birimi yoktur. Yalnızca belli bir gruba veya kategoriye ait olup olmama durumuna bakılmaktadır (Özçelik, 2013).


Soru: Değerlendirme nedir?

Cevap: Ölçme neticesinde bir niteliğe belirli bir derecede sahip olduğu belirlenen bir durum, varlık ya da olayın bu niteliği bakımından belirli bir gruba alınıp alınmayacağı belirli bir amaca haiz olup olmayacağını tespit etme işlemine değerlendirme denilmektedir (Özçelik, 2013). Değerlendirme olabilmesi için ölçme işleminin yapılması, ölçütün olması ve kararın olması şarttır. Bu nedenle değerlendirme; ölçmeyi de içine alan geniş bir kavram olarak değerlendirilmelidir (Bahar vd., 2015).


Soru: Tanımaya ve yerleştirmeye dayalı değerlendirme nedir?

Cevap: Öğrenim süreci öncesinde gerçekleştirilen ölçme ve değerlendirme işlemleri; bireylerin ilgi, yetenek ve hazır bulunuşluk seviyelerini ortaya koymanın yanı sıra bir önceki öğrenme safhasında (kur,
sınıf veya okul) seviyelerinde edinmeleri gereken bilgi, beceri ve tutumları ne derecede edindiklerini saptamak ve uygun grup, program veya okula yerleştirmek için yapılmaktadır (Semerci, 2015).
Bir öğretmenin derse başlamadan önce öğrencilerinin var olan hazırbulunuşluklarını tespit etmek için sınav yapması buna örnek olarak gösterilebilir.


Soru: Biçimlendirme ve yetiştirmeye yönelik değerlendirme nedir?

Cevap: Öğretim sürecinde yapılan değerlendirmeler, aksayan tarafları tespit etmek, öğrenme zaaflarını belirlemek gibi amaçlarla öğretim süreci sürerken yapılabilir. Biçimlendirmeye dayalı değerlendirmelerde amaç bireylere herhangi bir not vermek değildir. Öğrenme ihtiyaçlarını ortaya koymanın yanı sıra kişilere hangi konularda eksik ve hangi konularda gelişmiş olduklarını ortaya koyma açısından bu türden değerlendirmeler önemlidir (Kilmen, 2022). Biçimlendirmeye yönelik değerlendirme, halihazırda uygulanan öğretim programının etkililiğine yönelik uygulayıcılara önemli bir dönüt sağlama aracıdır (Yaşar, 2020). Ünite testleri, deneme sınavları ve quiz biçimindeki sınavlar bu türden değerlendirmelere örnek olarak gösterilebilir.


Soru: Değer biçmeye yönelik değerlendirme nedir?

Cevap: Eğitim-öğretim faaliyetlerinin bitiminde yapılan bu değerlendirme türündeki amaç, not vermek ve kişilerin ilgili öğretimin kapsamında yer alan bilgi, tutum, beceri ve değerleri ne düzeyde edindiklerini
ortaya koymaktır. Bu türden değerlendirmeler neticesinde bireyler hakkında bir karara varılmakta ve onların emeklerine değer biçilmektedir (Bahar vd., 2015). Final sınavları, uzmanlık sınavları ve
ders geçme sınavları bu türden değerlendirmelere örnek olarak gösterilebilir.


Soru: Güvenirlik nedir?

Cevap: Aynı nesne, olay veya durumun birbirinden bağımsız ölçümleri arasındaki kararlılıktır; ölçülen özelliğin devamlı aynı sembolleri alması, benzer aşamaların izlenerek benzer ölçütlerin kullanılarak
aynı neticelerin alınması güvenilirliğe tekabül eder (Karasar, 2023). Örneğin bir tartı ölçülen özellik değişmediği sürece her zaman aynı sonuçları veriyorsa güvenilirdir. Bir ölçme sonucu, içindeki
tesadüfî hataların azlığı oranında güvenilirdir. Güvenirlik, ölçme işleminin duyarlılık derecesidir (Turgut ve Baykul, 2021).


Soru: Geçerlik nedir?

Cevap: Bir ölçme aracının ölçmeyi amaçladığı nesne, olay, değişken vb. özelliği başka istenmeyen bir değişkenle karıştırmadan ölçebilme derecesine geçerlik denilmektedir (Özçelik, 2013). Geçerlik ölçme
aracının hedefe ne derece hizmet edebildiğidir.


Soru: Kapsam geçerliği nedir?

Cevap: Bir ölçme aracının ölçülmesi hedeflenen nitelikleri ne kadar kapsayıp kapsamadığı kapsam geçerliği kavramıyla açıklanmaktadır.


Soru: Yapı geçerliği nedir?

Cevap: Ölçme aracının soyut bir kavramı veya olguyu ne derecede doğru ölçebildiği yapı geçerliğiyle ilgilidir. Doğrudan gözlenerek ölçülmesi zor ve hatta mümkün olmayan davranışlar ve soyut kavramları
(başarı, tutum, ilgi, kaygı, zekâ) ölçebilmek için önce bu kavramların içeriği tespit edilmelidir. Birey ne yönde davranışlar gösterdiği zaman hangi niteliklerin varlığına veya yokluğuna karar verilebileceğine yönelik kıstaslar geliştirilmelidir. Bu ölçütlerin geliştirilmesi de literatürün taranarak değişik kaynaklardan bilgi toplanmasını gerektirir (Aiken ve Groth-Marnat, 2005; Tavşancıl, 2019). Yapı geçerliği, ölçme aracının, ölçülmek istenen teorik yapıyı ortaya çıkarabilme derecesidir (Demircioğlu, 2020).


Soru: Ölçüt geçerliği nedir? Türleri nelerdir?

Cevap: Ölçümlerden elde edilen puanların, davranışın veya karakterin ölçüsü olduğu varsayılan bir veya daha fazla dış değişkenle kıyaslanması ölçüt geçerliği kavramı ile açıklanmaktadır. Bu kıyaslama işlemi
ölçümlerden elde edilen puanlar ile ölçüt olarak kabul edilen diğer puanlar arasındaki korelasyonun hesaplanmasıyla elde edilmektedir (Bilican-Demir, 2022; Özbek, 2020). Ölçüt geçerliği; yordama geçerliği ve eşzaman (uygunluk) olmak üzere iki türdedir.


Soru: Ölçümlerin geçerliğini sağlamak için, alınabilecek başlıca önlemler nelerdir?

Cevap: Ölçümlerin geçerliğini sağlamak için, alınabilecek başlıca önlemler şunlardır:
• Geçerlik için ön koşul, güvenirliktir. Güvenirliği arttırmaya yönelik yapılan tüm aksiyonlar geçerliğin artmasına katkı sağlayabilir.
• Her soru, o soruyla ölçülmesi hedeflenen bilgi ve becerilere sahip bireylerin kuşkusuz doğru cevaplandırabileceği; sahip olmayanların ise yanlış yanıt vereceği özellikte olmalıdır.
• Test belli bir zamanda öğretilen konular ve o konulara dayanılarak geliştirilmesi beklenen bilgi, yetenek ve beceriler açısından hem kapsayıcı hem de dengeli olmalıdır. Kapsayıcılık özelliğiyle testin tüm konuları; bilgi, beceri ve yetenekleri ortaya çıkarması beklenir.
• Ölçme araçlarının güçlüğü (zorluğu) de geçerliğe etki eder. Güçlük derecesi o sınavdan elde edilecek puanların kullanılacağı amaca göre ayarlanmalıdır. Çok zor veya çok kolay sorulardan meydana gelen testlerin ekseriyetle geçerliği düşüktür (Turgut ve Baykul, 2021).


Soru: Dereceli puanlama anahtarı nedir?

Cevap: Performansları tanımlayan kıstasları bünyesinde barındıran puanlama rehberleridir. Bireylere yaptıkları çalışmaların ne tür kıstaslara göre değerlendirileceğini ve performanslarının hangi seviyedeki puanla eşdeğer olacağını belirten puanlama araçlarıdır (Kutlu vd., 2017).


Soru: Dereceli puanlama anahtarı türleri nelerdir?

Cevap: Rubrikler analitik ve bütüncül olmak üzere iki şekilde ele alınmaktadır. Analitik dereceli puanlama anahtarında bireylerden beklenen performansın her aşaması ayrı parçalara bölünerek ayrı ayrı puanlanır. Böylelikle her bir ince detay düşünülerek mükemmele ulaşabilmeye olanak tanınır (Çepni, 2015). Bütüncül (holistik) rubrikler süreçten ziyade sonuç odaklıdır. Genel bir puanlama vardır.